Özgün Metin

Vezin: fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün (remel). Neşir burada vezin vermez; remeli biz tespit ettik.

Kime yâr olam cihân içinde yârum var iken
Kime kul olam o şâh-ı tâc-dârum var iken
Hâr u has neşv ü nemâ bulur behâr erince âh
Ben hazân-ı hecre düşdüm nev-behârum var iken
Bülbül ü gül işi nâz ile niyâz illâ benüm
Hâsılum dâğ-ı cefâdur lâle-zârum var iken
İntisâbum hizmetüm bî-rağbet oldı ‘âkıbet
Hâr ü zâr oldum ‘azîz ü kâm-kârum var iken
Leşker-i gam şâh-ı ‘ışka niçe bulsun dest-res
‘Avnîyâ meyhâne gibi bir hisârum var iken

Günümüz Türkçesiyle

1. Dünyada sevgilim varken kime dost olayım? O taç sahibi şahım varken kime kul olayım?

2. Bahar gelince çer çöp bile serpilip büyür; ah, benim bir baharım varken ben ayrılık güzüne düştüm.

3. Bülbül ile gülün işi naz ve niyazdır; ama benim payım, bir lale bahçem varken cefa yarasıdır.

4. Bağlılığım ve hizmetim sonunda itibar görmez oldu; aziz ve kudretli (bir sevgilim) varken hor ve zavallı oldum.

5. Ey Avnî, meyhane gibi bir kalem varken gam ordusu aşk şahına nasıl erişebilir?

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

"Var iken" redifi her beyitte bir sahiplik ile bir yoksunluğu yan yana getirir: âşığın bir sevgilisi, şahı, baharı, lale bahçesi, aziz efendisi vardır; ama bunlara rağmen ayrılığa, cefaya ve horluğa düşmüştür. Kafiye "yârum, tâc-dârum, nev-behârum, lâle-zârum, kâm-kârum, hisârum" kelimelerinin "-ârum" hecesindedir ve gazel remelin uzun kalıbıyla beş beyitte tamamlanır.

Anlam ve Söz Sanatları

Matla sadakatin iki dilini birleştirir: sevgili hem "yâr", dost, hem de "şâh-ı tâc-dâr", taç sahibi bir padişahtır; âşık onun varlığında başkasına ne dost ne kul olur. Bir hükümdarın kendini taç sahibi bir şahın kulu olarak anması, divanın saltanat ile aşkı karşılaştıran öteki beyitleriyle aynı çizgidedir. İkinci beyit mevsimlerle bir karşıtlık kurar. Bahar gelince en değersiz çer çöp bile yeşerir; oysa âşık, bir "nev-behâr" gibi, yani taze bir bahar gibi canlandırıcı sevgilisi varken ayrılık güzüne düşmüştür.

Üçüncü beyitte gül ile bülbülün ilişkisi naz ile niyaz olarak tanımlanır: gülün işi naz, bülbülün işi yalvarmaktır. Âşığın da bir lale bahçesi, yani sevgilisi vardır, ama ondan payına düşen yalnızca cefa yarasıdır. Doğan, klasik şiirde lalenin taç yapraklarının dibindeki siyah lekenin "dâğ", yani yara ve dağlama izine benzetildiğini hatırlatır; lale bahçesi ile yara böylece aynı çiçekte birleşir.

Dördüncü beyit sarayın diliyle konuşur: "intisâb" bir büyüğe bağlanmak, kapısına intisap etmek, "hizmet" de bir efendiye hizmettir. Âşığın bütün bağlılığı ve hizmeti sonunda karşılıksız kalmış, aziz ve kudretli bir efendisi varken kendisi hor ve zavallı olmuştur. Son beyit bir savaş tablosudur. Gam bir ordudur ve aşk şahına saldırmak ister; ama aşk şahı, âşığın gönlünün tahtında, meyhane gibi sağlam bir kaleye sığınmıştır ve gam ordusu ona erişemez. Divanın meyhaneyi sığınak sayan öteki beyitleri gibi burada da meyhane gamın giremediği bir yerdir.

Kaynakça

  • Fâtih Sultan Mehmed (Avnî), Fâtih Dîvânı ve Şerhi / Dīwān of Sultan Mehmed II with Commentary, haz. Muhammet Nur Doğan, İngilizce çev. Michael D. Sheridan, 3. baskı, İstanbul: Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, 2023, şiir 62, s. 451-452 (yazma: Millet, Ali Emîrî Manzum 305, vr. 20a). https://ekitap.yek.gov.tr/urun/fatih-divani-ve-serhi--ucuncu-baski-_794.aspx

Çevrimiçi kaynaklar