"Topal Kadı" lakabıyla tanınan Merzifonlu Bezmî Abdullah Efendi, XVI. yüzyılın son çeyreğini Anadolu kasabalarında kadılık yaparak geçirmiş bir âlim ve şairdir. İstanbul'da tarihçi nişancı Ramazânzâde Mehmed Çelebi'nin oğlu Ahmed Efendi'nin derslerinde yetişti, hocasının Medine'ye gidişiyle 985'te (1577-78) kadılık yoluna girdi ve Çankırı kadılığından azledildikten sonra 1015 (1606-07) dolaylarında öldü. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'a göre "meşâhîr-i şu'arâdan", yani tanınmış şairlerdendi. Ondan kalan tek beyit, Hüsameddin'in bugün kayıp olan Abdî Efendi tezkiresinden hatırladığı ve "Merzifonlu Bezmî Çelebi"ye bağladığı bir latifedir; bu beytin büyük ihtimalle Topal Kadı'ya ait olduğu aşağıda tartışılmıştır.

Hüsameddin'in Maddesi

Madde, Amasya Tarihi'nin yedinci cildinde, Şeyhzâde Bezmî Mehmed Efendi'nin maddesinden hemen önce yer alır:

Merzifonludur. Derviş Mehmed Çelebi mahdûmudur. Genç iken ilme çalışdı. Amasya'da bir müddet tahsîl-i ulûm edib sonra İstanbul'a gitdi. Ramazânzâde Ahmed Efendi'nin halka-i tedrîsine mülâzemet ederek ders-i âm oldu. 985'de müşârün-ileyhin Medine-i Münevvere'ye müteveccihen hareketinde meslek-i kazâya sülûk edib hayli kasabât ve bilâda kadı oldu. Kâh İstanbul'da ve kâh Merzifon'da ikâmet ederek Çankırı kazâsından ma'zûlen 1015 sâline doğru vefât etdi. Meşâhîr-i şu'arâdan âlim, edîb, Topal Kadı demekle meşhûr idi.

Bugünkü Türkçeyle: Merzifonludur, Derviş Mehmed Çelebi'nin oğludur. Gençken ilme çalıştı; bir süre Amasya'da okuduktan sonra İstanbul'a gitti. Ramazânzâde Ahmed Efendi'nin ders halkasına devam ederek dersiam oldu. 985'te hocası Medine'ye doğru yola çıkınca kadılık mesleğine geçti ve pek çok kasabada, şehirde kadılık yaptı. Kimi zaman İstanbul'da, kimi zaman Merzifon'da oturdu; Çankırı kadılığından azledilmiş olarak 1015 yılına doğru öldü. Tanınmış şairlerden, âlim ve edip bir kişiydi; "Topal Kadı" diye bilinirdi.

Hocası Ramazânzâde Ahmed Efendi

Bezmî'nin hocası, Merzifon'un yetiştirdiği en tanınmış ailelerden birine mensuptur. Babası Ramazânzâde Mehmed Çelebi Merzifon'da doğmuş, nişancılığa yükselmiş, Osmanlı tarihine dair eseriyle tanınmış ve 979'da (1571) ölmüştür. TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddeye göre oğlu Ahmed Efendi Haseki Medresesi müderrisliğine ve Medine kadılığına kadar yükselmiştir. Hüsameddin bu Ahmed Efendi'nin Medine kadısı olarak yola çıktığını ve Safer 986'da (Nisan-Mayıs 1578) yolda öldüğünü başka bir maddede kaydeder. Ailenin adı Merzifon'daki Ramazâniyye Medresesi'nde de yaşamıştır.

Hüsameddin, Bezmî'nin kadılığa geçişini hocasının İstanbul'dan ayrılışına bağlar, fakat iki olay arasındaki ilişkiyi açıklamaz. Hangi kasabalarda görev yaptığını saymaz; yalnız son görevinin Çankırı olduğunu söyler. "Topal Kadı" lakabının bedensel bir sakatlıktan mı, yoksa başka bir sebepten mi doğduğu da açıklanmaz.

Amasya Meclislerindeki Yeri

Hüsameddin'in üçüncü cildindeki kronik, Bezmî'yi bir şehir meclisinin içinde gösterir. 993'te (1585) Amasya sancakbeyi olarak gelen, II. Selim'in çaşnigirbaşılığından yetişmiş ve "Şâmî" mahlasıyla şiir yazan Mustafa Bey, Amasya şairlerinden Kelâmî, Turâbî ve Sükûtî Çelebileri meclisine alıp şiir sohbetleri yaptırır, âlimleri toplayıp tartışmalar düzenlermiş. Hüsameddin şöyle devam eder: "Bu zamânlarda Kelâmî ile Sükûtî arasındaki mutâyebelere Merzifônî Bezmî Çelebi şeker katardı." Yani Kelâmî ile Sükûtî'nin şakalaşmalarına Merzifonlu Bezmî Çelebi tat katardı.

Bu Bezmî Çelebi'nin Topal Kadı ile aynı kişi olduğu kesin değildir, ama güçlü bir ihtimaldir. Merzifonlu oluşu ve tarih ona uyar: 993'te Bezmî Abdullah sekiz yıldır kadılık yapan, kimi zaman Merzifon'da oturan bir âlimdir. Aynı mahlası taşıyan öteki Amasya şairi Şeyhzâde Bezmî Mehmed Efendi 1087'de (1676-77) ölmüştür ve 993'teki bir mecliste bulunması zordur. "Çelebi" ile "Efendi" unvanları arasındaki fark ise kimliği tek başına ayırmaz.

Hüsameddin dördüncü ciltte, 1017 (1608-09) yılında Amasya sancağının kazalarını ve ileri gelenlerini sayarken Merzifon'un tanınmışları arasında "Topal Kadı demekle meşhûr Bezmî Abdullah Efendi meşâhir-i şu'arâdan idi" der. Bu cümle, onun 1015 dolaylarında öldüğünü söyleyen maddesiyle tam örtüşmez; ölüm tarihi yaklaşık verildiği için Bezmî'nin birkaç yıl daha yaşamış olması da, listenin geriye dönük bir anma olması da mümkündür.

Şiiri

Bezmî Abdullah Efendi'nin bir divanı ya da şiir mecmuası bilinmez. Hüsameddin, Şâmî Mustafa Bey'in meclisini anlattıktan sonra şunu ekler: "Bezmî'ye nisbet edilen şu beyt-i latîf Tezkire-i Abdî Efendi'de görülüp hâtırda kaldığından buraya nakl edildi." Aktardığı beyit, meclisteki iki şairin mahlasıyla oynar:

Kelâmî söylenir ammâ Sükûtî bahş eder altun
Sakın boş sanma Bezmî tınmanın da serveti vardır

Beyit bir nüshadan kopyalanmamış, Hüsameddin'in hafızasında kalmıştır; kaynağı olan Abdî Efendi tezkiresi ise bugün elde değildir. Hüsameddin'in "Bezmî'ye nisbet edilen" demesi, beyti kendisinin de kesin bir aidiyetle vermediğini gösterir. Üç mahlasla kurulan nükte, Kelâmî söylenir ammâ Sükûtî bahş eder altun beytinin şerhinde ayrıntısıyla açılmıştır.

Aynı mahlas, Merzifon'da derlenmiş bir şiir defteri olan Merzifon Cönkü'nde de görülür; oradaki iki şiirin sahibi olan Bezmî'nin kimliği belirsizdir, ama defter yaklaşık bir asırlık görünür ve onu Topal Kadı'ya bağlayan bir kayıt yoktur.

Kronoloji

979 (1571): Hocası Ahmed Efendi'nin babası, nişancı ve tarihçi Ramazânzâde Mehmed Çelebi ölür.

985 (1577-78): Hocası Medine'ye doğru yola çıkınca Bezmî kadılık mesleğine geçer.

Safer 986 (Nisan-Mayıs 1578): Ramazânzâde Ahmed Efendi, Medine kadısı olarak giderken yolda ölür.

993 (1585): Şâmî Mustafa Bey Amasya sancakbeyi olur; "Merzifonlu Bezmî Çelebi" onun meclisinde anılır.

1015 dolayı (1606-07): Çankırı kadılığından azledilmiş olarak ölür.

1017 (1608-09): Hüsameddin onu Merzifon'un tanınmış şairleri arasında anar.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Çevrimiçi kaynaklar