Ca'fer Efendi, Amasya yakınlarındaki Zara köyünden çıkmış, XVI. yüzyılın ortasında yirmi beş yılı aşkın bir süre şehrin Torumtay Medresesi'nde ders vermiş bir müderris, kadı ve şairdir. Beyzâvî tefsirini okutmaya devam ettiği için ona "müfessir" denmiştir. Hayatı hakkındaki bilgileri Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi'nde büyük ölçüde kendi gördüğü belgelerden, Ca'fer'in kendi eliyle yazdığı kitapların sonlarındaki notlardan ve imzasını taşıyan vakfiyelerden derlemiştir. Şiirlerinden, Amasya'ya yeni gelen bir kadıya sunduğu kasideden dört beyit ile mahlaslı tek bir beyit kalmıştır. Hüsameddin'in maddesi sitede Ca'fer Efendi-Zaralı başlığı altında bulunur.

Hüsameddin'in Kaydı

Hüsameddin maddeye şairin köyünü ve hocalarını sayarak başlar:

Ca'fer Efendi-Zaralı Amasya civârında Zâra, Zara köyünden İvaz bin Mehmed Kethüdâ mahdûmudur. Amasya'da Sultân Bâyezîd müderrisi ve müftü olan Mevlânâ Musliheddîn Mûsa Çelebi'den, Yörgüç Paşa müderrisi Kal'acıklı Seyrek es-Seyyid Muhyiddîn Mehmed Efendi'den ve Amasya kâdısı Mü'eyyedzâde Abdulhayy Efendi'den ulûm-ı edebiyye ve şer'iyye ve akliyyeyi ahz ederek mücâz ve ders-i âm oldu. Ba'dehû Torumtay medresesi müderrisi olup yirmi beş yıldan ziyâde tedrîs-i ulûma ve neşr-i ma'ârife hasr-ı evkât ederek fevka'l-âde iştihâr etdi. Tefsîr-i Beyzâvî tedrîsine muvâzabet etdiğinden dolayı kendisine "müfessir" unvânı verildi.

Günümüz Türkçesiyle: Ca'fer Efendi Zaralı, Amasya yakınındaki Zâra ya da Zara köyünden İvaz bin Mehmed Kethüda'nın oğludur. Amasya'da Sultan Bayezid Medresesi müderrisi ve müftü olan Mevlânâ Muslihuddin Musa Çelebi'den, Yörgüç Paşa Medresesi müderrisi Kalacıklı Seyrek Seyyid Muhyiddin Mehmed Efendi'den ve Amasya kadısı Müeyyedzâde Abdülhay Efendi'den edebî, şer'î ve aklî ilimleri öğrenerek icazet aldı ve genel ders vermeye başladı. Sonra Torumtay Medresesi müderrisi oldu; yirmi beş yıldan fazla bir süre zamanını ilim okutmaya ve bilgiyi yaymaya vererek çok ün kazandı. Beyzâvî tefsirini okutmaya devam ettiği için kendisine "müfessir" unvanı verildi.

Hayatı

Hüsameddin'e göre Ca'fer ta'lik yazı yazar, kitaplarının çoğunu kendisi kopyalardı. Hüsameddin bu kitaplardan bazılarını görmüş ve sonlarındaki kayıtları aktarmıştır. Tıbba dair Şerh-i Nefîsî'nin sonunda Ca'fer kendini Arapça olarak "Amasya'nın Zara köyünden, Hanefî, vaiz Ca'fer bin İvaz bin Muhammed" diye tanıtır, Amasya'daki Torumtay Medresesi'nde müderris olduğunu söyler ve kitabı 948'de (1541-42) yazdığını belirtir. Başka kitaplarda "Ca'fer bin İvaz el-müfessir" ve 969 tarihli bir imza görülür. Bu kayıtlara göre Ca'fer 1540'ların başında Torumtay müderrisiydi ve orada 1560'lara kadar kaldı.

Bu yıllarda iki kez Amasya naipliği ve bir kez Sultan Bayezid vakıflarının mütevelliliği yaptı. 971'de (1563-64) günlük elli akçeyle Yörgüç Paşa, 973'te altmış akçeyle Hüseyin Ağa medreselerine müderris oldu; 974'te Tokat, 978'de (1570-71) Sivas kadısı oldu ve Rum eyaletinin vakıflarına müfettiş olarak bütün vilayeti dolaştı. Hüsameddin bu döneme ait vakfiyelerin üstünde "Ca'fer bin İvaz el-Mehmedî el-müfettiş bi'l-evkâfi'r-Rûmiyye" imzasını gördüğünü ve bu imzalardan Ca'fer'e "Mehmed Kethüdâzâde" de dendiğinin anlaşıldığını yazar. 987'de (1579) emekli olarak Mehmed Paşa Medresesi'nin müderrisidir; ölüm tarihi verilmez.

Hüsameddin onu "meşâhîr-i fuzalâdan kâmil, şâir, edîb, ulûm-ı akliyye ve nakliyyede mâhir" diye niteler. Oğlu Fahreddin Mehmed Efendi, "Ca'ferzâde" diye tanınan bir kadıdır. Öğrencileri arasında Bahşîzâde Fâzıl Yahya ve Müeyyedzâde Pîrî Ahmed Efendi'yi sayar.

Kaynakların Durumu

Ca'fer Efendi'nin adı bu çalışmada taranan XVI. yüzyıl tezkirelerinde, yani Sehî, Latîfî, Âşık Çelebi, Kınalızâde ve Beyânî'de bulunamadı. Hakkındaki bütün bilgiler Hüsameddin'e dayanır; ancak Hüsameddin'in verdiği tarihlerin çoğu, Ca'fer'in kendi imzalarına ve resmî kayıtlara dayandığını söylediği türdendir. Hüsameddin'in gördüğünü yazdığı yazma kitapların bugün nerede bulunduğu belirtilmez. Zara köyünün bugünkü adı ve yeri de maddede açıklanmaz.

Şiiri

Ca'fer'in bir divanı olduğuna dair kayıt yoktur. Hüsameddin iki parça aktarır; ikisinin de bu kategoride kendi sayfası vardır. Birincisi, 961'de (1554) Amasya kadısı olarak şehre gelen Muzaffer Efendi'ye sunduğu kasideden dört beyittir. Ca'fer bu beyitlerde kendi adını iki ayrı tarihî kişinin adıyla oynatır: kendini Ca'fer-i Sâdık'tan daha sadık bir kul diye takdim eder, kadının eşiğine uçmak isteyen gönlünü de cennette kanatlandığına inanılan Ca'fer-i Tayyâr'a benzetir. İkincisi, "Çekmeğe bu derdi Ca'fer ömr-i bî-pâyân gerek" mısraıyla biten ve bir gazelin son beyti olduğu anlaşılan mahlaslı bir beyittir. İki parça da şairin adını mahlas olarak kullandığını gösterir.

Kronoloji

948 (1541-42): Torumtay Medresesi müderrisi olarak Şerh-i Nefîsî'yi yazar.

961 (1554): Amasya'ya gelen kadı Muzaffer Efendi'ye kasidesini sunar.

971 (1563-64): Yörgüç Paşa Medresesi müderrisi olur.

974 (1566-67): Tokat kadısı olur.

978 (1570-71): Sivas kadısı ve Rum eyaleti vakıfları müfettişi olur.

987 (1579): Emekli olarak Mehmed Paşa Medresesi müderrisidir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar