Özgün Metin
Vezin: Fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün
‘Arż-ı ḥâlim râya düşdüm çoġ efġân eyledim
Leyli-veş beyt-i hazînde ḫûn-ı giryân eyledim
Câme-i ṣabrım ṭutup çâk-i girâbân eyledim
Ṣoyunup ‘abdal olup bu çeşmi gîrân eyledim
Kendimi ‘aşḳıň yolunda şöyle ḳurbân eyledim
Gerden-i mecrûḥımı kesdim ḳızıl ḳan eyledim
Günümüz Türkçesiyle
1. Hâlimi arz etmek için yollara düştüm, çok feryat ettim. Leylâ gibi hüzün evinde kanlı gözyaşları döktüm. Sabır elbisemi tutup yakamı yırttım. Soyunup abdal oldum, bu gözü ağlar eyledim. Kendimi aşkın yolunda böylece kurban ettim; yaralı boynumu kestim, kızıl kana buladım.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Elimizdeki metin, cönkün 102. sayfasındaki bir şiirin ilk bendidir. Hakverdioğlu şiiri "Gazel: (Müseddes)" diye kaydeder; müseddes, altışar mısralık bentlerden kurulan nazım şeklidir. Bentteki altı mısra da "-ân eyledim" ile biter: "eyledim" redif, "efgân, giryân, girâbân, gîrân, kurbân, kan" kelimelerindeki "-ân" sesi kafiyedir. Mısralar "fâilâtün fâilâtün fâilâtün fâilün" kalıbına uyar; vezin tespiti bizimdir. Hakverdioğlu bu şiir için Mehmet Arslan ile Mehtap Doğan'ın Kerbelâ Mersiyeleri adlı kitabının 218. sayfasına gönderme yapar; şiirin tam metninin orada yayımlandığı anlaşılır, fakat bu kitabı göremedik. "Râya", "girâbân" ve "gîrân" kelimeleri makaledeki okuyuşla verilmiştir; bunların "râh" (yol), "girîbân" (yaka) ve "giryân" (ağlayan) olarak anlaşılması gerektiği kanaatindeyiz.
Anlam ve Söz Sanatları
Bent, aşk uğruna kendini her şeyden soyan bir âşığın sözleriyle kurulur ve her mısra bir fedakârlığı sayar. "Beyt-i hazen", hüzün evi, Hz. Yakub'un oğlu Yusuf için ağladığı evi hatırlatan bir tamlamadır; Leylâ ise Mecnun hikâyesinin sevgilisidir. "Câme-i sabr" sabır elbisesidir; yakayı yırtmak, matem ve çaresizliğin geleneksel ifadesidir. "Abdal olmak" dünyadan el etek çekip gezgin bir derviş olmaktır. Son iki mısrada dil ağırlaşır: âşık kendini kurban ettiğini, yaralı boynunu kesip kızıl kana buladığını söyler. Hakverdioğlu'nun şiiri bir Kerbelâ mersiyeleri antolojisine bağlaması bu imgelere başka bir anlam katar. Kerbelâ mersiyeleri Hz. Hüseyin'in 680'de Kerbelâ'da şehit edilişini anar; kurban, kesilen boyun ve kızıl kan bu anma geleneğinin bilinen imgeleridir. Bu bentte Kerbelâ adı geçmez; şiirin mersiye olarak okunması bütün metne ve Hakverdioğlu'nun göndermesine dayanır. Dertli'nin Bektaşî çevrelerine yakınlığı, böyle bir şiir yazmasını şaşırtıcı kılmaz.
Tarihî Bağlam
Hakverdioğlu'nun cönk sayımına göre Dertli'nin cönkte aruzla yazılmış tek şiiri budur. Aruzla yazmak XIX. yüzyıl âşıkları arasında yaygındı ve TDV'deki maddeye göre Dertli de hem aruzla hem heceyle şiir söylemiştir, fakat asıl başarısı hece vezninde görülür. Aidiyet cönkteki kayda ve Hakverdioğlu'nun göndermesine dayanır. Şairin hayatı ve Amasya ile bağı Dertli yazısındadır.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Metin Hakverdioğlu, "Merzifon Cönkü", idil, 8(57), 2019, s. 552 (Cönk, s. 102). https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1552911669.pdf
- Nuri Yüce, "Dertli", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 9, İstanbul 1994, s. 186-187. https://islamansiklopedisi.org.tr/dertli
Kitaplar
- Mehmet Arslan, Mehtap Doğan, Kerbelâ Mersiyeleri, Ankara: Grafiker Yayınları, 2009, s. 218 (Hakverdioğlu 2019 aktarımıyla).
Çevrimiçi kaynaklar






