Dertli, asıl adı İbrâhim olan ve 1772'de Bolu'nun Çağa nahiyesine bağlı Şahnalar köyünde doğan XIX. yüzyıl saz şairidir. Erzurumlu Emrah ve Seyrânî ile birlikte yüzyılının en tanınmış âşıklarından sayılır. Amasya ile bağı iki kaynaktan gelir: TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddeye göre Anadolu'yu dolaştığı yıllarda Sivas, Ankara ve Çankırı'nın yanı sıra Amasya'daki âşık meclislerinde de bulunmuş, burada saz çalıp şiir söylemiştir. İkinci bağ Merzifon Cönkü'dür: Metin Hakverdioğlu'nun 2019'da tanıttığı bu el yazması şiir defterinde Dertli adıyla yedi şiir kayıtlıdır ve Hakverdioğlu onu Merzifon'a uğrayan büyük âşıklar arasında sayar.
Dertli'nin Amasya'da ne zaman ve ne kadar kaldığını bildiren bir belge yoktur; bağ, gezgin bir âşığın uğrak yerleri arasında Amasya'nın da bulunmasından ibarettir. Cönkteki şiirler ise onun sözlerinin XIX. yüzyıl Merzifon'unda okunduğunu ve yazıya geçirildiğini gösterir.
Hayatı
TDV'deki maddeye göre babası Karahüseyinoğulları'ndan Ali Ağa'dır. Çocukluğu çobanlıkla geçmiş, babasının ölümünden sonra nahiyenin âyanı Halil Ağa tarlalarını zorla elinden alınca köyünden ayrılmıştır. Bir süre Deveciler köyünde bir akrabasının yanında kalmış, ardından İstanbul'a gitmiş, fakat devletin Anadolu'dan gelenlerin şehre yerleşmesine izin vermemesi yüzünden geri dönmek zorunda kalmıştır. Konya'da Hacı Âsım adlı bir kahvecinin yanında üç yıl çıraklık etmiş, sonra Mısır'a geçip orada on yıl yaşamıştır. Bu yıllarda hem çalışmış hem de âşık kahvehanelerine ve tekkelere devam etmiştir. Köyüne dönüp evlenmiş ve iki oğlu olmuş, ama yerleşik bir hayata alışamayarak ailesini köyde bırakıp yeniden gurbete çıkmıştır.
Amasya meclislerinde bulunduğu yolculuklar bu dönemin ürünüdür. 1825'te yeniden İstanbul'a giden Dertli, Beşiktaş, Tahtakale ve Tavukpazarı'ndaki âşık kahvehanelerinde saz çalarak ün kazanmış, sesinin güzelliği ve muamma çözmedeki ustalığıyla üstat sayılmıştır. Eski Bolu mutasarrıfı Hüsrev Paşa'ya intisap edip onun şamdan ağası olmuş, II. Mahmud'un fes inkılâbını öven "fes" redifli kasidesiyle sarayın iltifatını kazanınca Çağa âyanlığına getirilmiştir. İçkiye düşkünlüğü ve topladığı vergilerin bir kısmını zimmetine geçirmesi yüzünden kısa sürede azledilmiş, her şeyini kaybetmiştir. TDV'ye göre 1840'ta Gölpazarı'nda intihara teşebbüs etmiş, o zamana kadar kullandığı Lutfî mahlasını bu olaydan sonra bırakıp Dertli mahlasını almıştır. Son yıllarında önce Bolu defterdarı Hüsnü Efendi'nin, sonra Ankara eşrafından Alişan Bey'in himayesine girmiş ve Ankara'da Alişan Bey'in konağında ölmüştür. Ölüm yılı kaynaklarda 1845, 1846 ve 1848 olarak farklı verilir; mezarı Yeniçağa'nın Şahnalar köyündedir.
Amasya ve Merzifon ile Bağı
Hakverdioğlu, Merzifon'un Çorum, Kastamonu, Sinop ve Samsun yolları üzerinde bir menzil olduğunu, XVIII ve XIX. yüzyıllarda şairlerin buraya uğramak zorunda kaldığını yazar ve Dertli, Erzurumlu Emrah, Tokatlı Nûrî ve Âşık Ömer gibi isimlerin Eyüp Sabrî gibi Merzifonlu şairlerin davetine icabet ettiğini söyler. Bu cümle Dertli için kelimesi kelimesine alınamaz. Eyüb Sabrî 1843'te doğmuş, 1866'da ölmüştür; Dertli ise en geç 1848'de ölmüştür. İki şairin bir mecliste buluşması bu yüzden mümkün görünmez. Hakverdioğlu'nun cümlesini, Merzifon'un âşıkları ağırlayan bir kasaba olduğunu anlatan genel bir değerlendirme olarak okumak gerekir; bu yorum bizimdir. Dertli'nin Amasya yöresiyle doğrudan ilişkisini gösteren bilgi, TDV'deki Amasya âşık meclisleri kaydıdır.
Şiiri
TDV'deki değerlendirmeye göre Dertli şiirlerinde divan şairlerinden Fuzûlî ile Bağdatlı Rûhî'nin, halk şairlerinden Âşık Ömer, Gevherî, Kaygusuz Abdal ve Pir Sultan Abdal'ın etkisini taşır. Hem aruzla hem heceyle yazmış, asıl başarısını hece vezninde göstermiştir. Şiirleri yabancı kelime ve tamlamalarla dolu olmakla birlikte belli bir lirizme sahiptir; köyünde yoksulluk içinde bıraktığı ailesini hazin bir dille anar. Bektaşî tekkelerinin serbest anlayışına yakınlığı, halk arasında hakkında olumsuz kanaatler oluşmasına yol açmıştır. Divanı Dîvân-ı Derdli adıyla 1299 ve 1329 yıllarında İstanbul'da taş baskısıyla yayımlanmış, güvenilir neşirlerini Ahmet Talat (Bolu 1928) ve Haşim Nezihi Okay (İstanbul 1954) yapmıştır.
Merzifon Cönkü'nde Dertli adıyla kayıtlı şiirleri Hakverdioğlu altı hece ve bir aruz olarak sayar; makalenin şiir bölümünde ise beş koşma ve bir müseddes görülür. Koşmalar "Yâr neden tatlanır neden hoşlanır", "Bir yere cem olmuş birkaç âşıklar", "Hatırına düşüp sorarsa hâlim", "İlâhî zulmete düşürüp yolum" ve "Leyle-i zulmetde pervâne diller" mısralarıyla başlar. Aruzla yazılmış müseddes "Arz-ı hâlim râya düşdüm çok efgân eyledim" mısraıyla açılır; Hakverdioğlu bu şiir için Mehmet Arslan ile Mehtap Doğan'ın Kerbelâ mersiyeleri antolojisine gönderme yapar. Makale her şiirin yalnız ilk dörtlüğünü ya da bendini verdiği için bu altı parçanın her biri sitemizde, Dertli kategorisinde ayrı bir yazı olarak, özgün metni, günümüz Türkçesiyle aktarımı ve yorumuyla yayımlanmıştır.
Kaynakların Durumu
Cönkteki şiirlerin Bolulu Dertli'ye ait olduğu, cönkteki mahlas kaydına ve Hakverdioğlu'nun Dertli'yi tanınmış âşıklar arasında anmasına dayanır. Şiirleri Ahmet Talat ve Haşim Nezihi Okay neşirleriyle karşılaştıramadık; bu yüzden hangilerinin divanda yer aldığını söyleyemiyoruz. Dertli mahlası başka âşıklarca da kullanılmıştır. Sitemizde ayrı bir kategoride anlatılan Gaziler Ovacığı'ndan Dertli Garip (Cuma Zeytünlü) bunlardan biridir ve XX. yüzyılda yaşamıştır; cönkteki şiirlerle ilgisi yoktur. Hakverdioğlu'nun saydığı altıncı hece şiirinin makalede görünmemesi de bir sayım ya da baskı farkı olmalıdır.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Orhan Bilgin, Merzifonlu İki Şair: Eyüp Sabrî, Hıfzî, İstanbul: Enderun Kitabevi, 1992 (Hakverdioğlu 2019 aktarımıyla).
Akademik çalışmalar
- Nuri Yüce, "Dertli", TDV İslâm Ansiklopedisi, c. 9, İstanbul 1994, s. 186-187. https://islamansiklopedisi.org.tr/dertli
- Metin Hakverdioğlu, "Merzifon Cönkü", idil, 8(57), 2019, s. 543-558. https://www.idildergisi.com/makale/pdf/1552911669.pdf
Kitaplar
- Mehmet Arslan, Mehtap Doğan, Kerbelâ Mersiyeleri, Ankara: Grafiker Yayınları, 2009, s. 218 (Hakverdioğlu 2019 aktarımıyla).
Çevrimiçi kaynaklar






