Özgün Metin
Ölçü: 8'li hece ölçüsü
Bu gün ben bir şarı gördüm
Çevre yanı nura benzer
Hayli hikmetine erdim
Bin canı var bire benzer
Bir can ile aşna oldum
Açtım kapısına baktım
Üç yüz altmış altı tahtın
Her tarafı yola benzer
Yolun birin tuttum gittim
Şarın bekçisine yettim
Dört kapı ve yedi tahtın
Alt tarafı göle benzer
Dört kapıdır bunun başı
Bu ne imiş içi dışı
Kırka erdi on ik’yaşı
Fil cümlesi nura benzer
Derviş Edna’m böyle gezdim
Cümlesin âdemde sezdim
Mayam turap anam kızdır
Bilinmezse zora benzer
Günümüz Türkçesiyle
1. Bugün bir şehir gördüm; çevresi nura benziyor. Onun pek çok hikmetine erdim; bin canı var, bire benziyor.
2. Bir canla tanış oldum; kapısını açıp baktım. Üç yüz altmış altı tahtının her yanı bir yola benziyor.
3. Yollarından birini tutup gittim, şehrin bekçisine ulaştım. Dört kapısı ve yedi tahtı var; alt tarafı bir göle benziyor.
4. Bunun başı dört kapıdır; bunun içi dışı nedir. Kırka erdi, on iki yaşındadır; bütün işleri nura benziyor (dize iki türlü okunabilir; "fil" sözü fiil, iş anlamında alınmıştır).
5. Ben Derviş Edna böyle gezdim; hepsini insanda sezdim. Mayam topraktır, anam bir kızdır; bilinmezse zor bir şeye benzer.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Sekiz heceli dizelerde benzetme redife yerleşmiştir: ilk dörtlükte ikinci ve dördüncü dizeler "nura benzer, bire benzer" diye biter, birinci ve üçüncü dizeler "gördüm, erdim" sözlerinde yarım uyak kurar. Sonraki dörtlüklerde ilk üç dize birbirine uyaklanır ("oldum, baktım, tahtın", "gittim, yettim, tahtın", "başı, dışı, yaşı", "gezdim, sezdim, kızdır"), dördüncü dize de "-a benzer" diye kapanır. Nefes beş dörtlüktür. Mahlas son dörtlükte "Derviş Edna'm" diye geçer. Makale "şar" sözünü kale, "aşna"yı tanıdık diye açıklar.
Anlam ve Söz Sanatları
Nefes bir bilmece gibi kurulmuştur. Derviş nurlu bir şehir görür, kapısını açar, yollarından birini tutup bekçisine ulaşır, dört kapısını, yedi tahtını, altındaki gölü sayar. Son dörtlükte bilmecenin cevabı verilir: "Cümlesin âdemde sezdim", yani bütün bunları insanda buldum. Şehir ya da kale olarak anlatılan yapı insanın kendisidir. Tasavvuf şiirinde insanın küçük bir âlem olduğu, kâinatın insanda özetlendiği düşüncesi yaygındır; Derviş Edna bu düşünceyi halkın anlayacağı somut bir yolculukla anlatır.
Sayılar da Alevî-Bektaşî simgeciliğinden gelir. Dört kapı, şeriat, tarikat, marifet ve hakikat kapılarıdır. Kırk, Kırklar'ı; on iki, On İki İmam'ı hatırlatır. Üç yüz altmış altı sayısı, halk inancında insan bedenindeki damar sayısı olarak sık anılır; şiirde bu sayının neye karşılık geldiği açıkça söylenmez, bu bağlantı bizim yorumumuzdur. "Mayam turap anam kızdır" dizesi, insanın topraktan yaratılışını ve dünyaya bir anadan gelişini yan yana koyar; bilmecenin son sözü, bu sırrın bilinmezse çözülmesi zor bir iş olduğudur.
Kaynakça
- Ali Onar, Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren: Derviş Edna'nın Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 12, 2016, s. 171-207 (deyiş no. 10, s. 189). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2016_12/2016_12_ONARA_ISIKC.pdf
- "Derviş Edna", Alevi Deyişleri Nefesler Hakk Âşıkları (Mehmet Çevik, Derviş Edna ve Fedai kitabından), şiir no. 5. https://www.deyisler-nefesler.com/dervis-edna/
Çevrimiçi kaynaklar






