Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Gelin bir nasihat eyleyim size
Gel nasihatımı tuta gör kardaş
Nasihat eylersen başına eyle
Herkes nasibini alıyor kardaş
Taşıma su ile değirmen dönmez
Ali’nin sırrına kimseler ermez
Sen onu göründe o seni görmez
Bakınca bell’olur seveni kardaş
Onun için seçilir ruh kısımı
Elham suresidir onun taksimi
Yüz on dört suredir oku Yasin’i
Yazılmış vechine sırrınan kardaş
Teslim oldum tevellüdüm bilmeye
Hakkın emri buyruğuna girmeye
Meylim vardır bir güzeli sevmeye
Sevilir güzel de halınan kardaş
Derviş Edna’m bir halınan gezerler
Arif olan mânâsından sezerler
Bir gün olur can cesetten üzerler
Ol zaman bell’olur karinen kardaş

Günümüz Türkçesiyle

1. Gelin size bir nasihat edeyim; gel nasihatımı tut, kardeş. Nasihat edeceksen önce kendine et; herkes nasibini alıyor, kardeş.

2. Taşıma suyla değirmen dönmez; Ali'nin sırrına kimse eremez. Sen onu görürsün, o seni görmez; bakınca seveni belli olur, kardeş.

3. Ruhun payı bunun için seçilir; onun bölüşümü Elham suresidir. Yüz on dört suredir, Yasin'i oku; yüzüne sır ile yazılmıştır, kardeş.

4. Doğuşumu bilmeye teslim oldum, Hakk'ın emrine ve buyruğuna girmeye. Bir güzeli sevmeye meylim vardır; güzel de hâliyle sevilir, kardeş.

5. Ben Derviş Edna'yım; erenler bir hâl ile gezerler, arif olan onu anlamından sezer. Bir gün gelir, canı bedenden ayırırlar; o vakit yoldaşın kim olduğu belli olur, kardeş.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Her dörtlük "kardaş" diye seslenerek biter; ilk dörtlükte bu söz ikinci dizede de geçer. Makale şiiri nasihatname, yani öğüt şiiri olarak sınıflar. İlk dörtlük "size, eyle" sözleriyle açılır, sonraki dörtlüklerin ilk üç dizesi "dönmez, ermez, görmez", "kısımı, taksimi, Yasin'i", "bilmeye, girmeye, sevmeye", "gezerler, sezerler, üzerler" diye uyaklanır. Üçüncü dörtlükteki "yüz on dört suredir" sözü Kur'an'ın sure sayısını verir. Dizeler on bir hecelidir; dörtlük sayısı beştir; son dörtlükte "Derviş Edna'm" mahlası okunur.

Anlam ve Söz Sanatları

Şiir doğrudan bir öğüt sesiyle açılır ve öğüdün ilk kuralını koyar: nasihat edecek kişi önce kendi başına etmelidir. İkinci dörtlükte halkın bildiği bir atasözü, "taşıma su ile değirmen dönmez", şiire girer; başkasından ödünç alınan bilgiyle yol yürünmez. Aynı dörtlükte Ali'nin sırrına kimsenin eremeyeceği söylenir; "sen onu görürsün, o seni görmez" dizesi kaynakta "göründe" biçimindedir ve iki türlü okunabilir, aktarımda daha açık olan anlam seçilmiştir.

Üçüncü dörtlükte Kur'an'ın yüz on dört suresi, Elham yani Fatiha ve Yasin anılır; ama asıl kitabın insanın yüzüne "sır ile" yazılmış olduğu ima edilir. Alevî-Bektaşî düşüncesinde insanın yüzünü okunacak bir kitap sayan anlayış yaygındır. Dördüncü dörtlükte bir güzeli sevmeye meyil, güzelin "hâli" ile, yani iç dünyası ve tavrıyla sevildiği sözüyle sınırlanır. Son dörtlükte ölüm anı bir sınav gibi anılır: can bedenden ayrıldığında insanın yoldaşının, yani yanında kalanın kim olduğu belli olacaktır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar