Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Kur’an’ın kilidi mimdir ayındır
İki melek bir sofuya tayindir
Rehberi çobandır talip koyundur
Heyleyip sürüsün melendirmez mi
Yüzü kara talip ceme geliyor
Günahını iyisinden biliyor
Günahım yok diye lokma veriyor
Hak erenler onu dillendirmez mi
Kalkıp Hak cemine yürümeyenler
Govdan gıybetten farimiyenler
Rehberin ceminde yürümeyenler
Zebaniler nara onu sürmez mi
Kalkıp Hak cemine yürümelidir
Govdan gıybetten farimelidir
Rehberin darında erimelidir
Sakka kadehleri dolandırmaz mı
Derviş Edna’m Pir’e vardı hac’oldu
Deccal çıktı geçinmesi güç oldu
Zamane halkının gönlü piçoldu
Sitem sürsem cemi bulandırmaz mı
Günümüz Türkçesiyle
1. Kur'an'ın kilidi mim ile ayındır; bir sofuya iki melek tayin edilmiştir. Rehber çobandır, talip koyundur; çoban seslenip sürüsünü meletmez mi.
2. Yüzü kara talip ceme geliyor; günahını iyiliğinden ayırt edebiliyor, ama "günahım yok" diye lokma veriyor. Hak erenler onu dile getirmez mi.
3. Kalkıp Hakk'ın cemine yürümeyenler, dedikodudan ve gıybetten vazgeçmeyenler, rehberin ceminde yürümeyenler; zebaniler onları ateşe sürmez mi.
4. Kalkıp Hakk'ın cemine yürümeli, dedikodudan ve gıybetten vazgeçmeli, rehberin darında erimelidir; saki kadehleri dolaştırmaz mı.
5. Derviş Edna pire vardı, hacı oldu; Deccal çıktı, geçinmek güçleşti. Zamanenin halkının gönlü bozuldu; sitem etsem cemi bulandırmaz mı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Üçüncü ve dördüncü dörtlükler aynı sözleri olumsuzdan olumluya çevirerek birbirine karşılık verir: "yürümeyenler, farimiyenler, yürümeyenler" uyağına "yürümelidir, farimelidir, erimelidir" cevap olur. Dörtlüklerin son dizeleri soru ekleriyle biter: "melendirmez mi, dillendirmez mi, sürmez mi, dolandırmaz mı, bulandırmaz mı". Öbür uyaklar "ayındır, tayindir, koyundur", "geliyor, biliyor, veriyor", "hac'oldu, güç oldu, piç oldu" sözleriyle kurulur. Beş dörtlük on birli hece ölçüsündedir; son dörtlükte "Derviş Edna'm" mahlası geçer. Makale "farimek" sözünü iyileşmek, vazgeçmek; "nar"ı ateş diye açıklar.
Anlam ve Söz Sanatları
Nefes, Alevî cem ibadetinin düzenini ve ahlakını konu alır. Rehber ile talip arasındaki ilişki çoban ile koyun benzetmesiyle anlatılır: rehber, sürüsünü toplayan çoban gibi talibi yola çağırır. İkinci dörtlükte ceme günahıyla gelen, ama "günahım yok" diyerek lokma veren talip eleştirilir. Cemde lokma, topluluğa sunulan ve helal olması gereken yiyecektir; günahı saklanarak verilen lokma bu yüzden kabul görmez. "Dar", cemde kişinin kendini topluluğa ve dedeye teslim ettiği duruştur; dördüncü dörtlükteki "rehberin darında erimeli" sözü bunu anlatır. Saki de cemdeki on iki hizmetten biridir.
Şiir, karşılıklı iki dörtlükle ahlaki bir tercih önüne koyar: Hakk'ın cemine yürümeyen ve dedikodudan vazgeçmeyenleri zebaniler ateşe sürer; yürüyen ve vazgeçenlere ise saki kadeh dolaştırır. Son dörtlükte "Pir'e vardı hac'oldu" sözü, pirin ziyaretini hacca denk sayan Alevî anlayışını yansıtır. Deccal'in çıkışı ve zamanenin halkının bozulduğu yakınması, Derviş Edna'nın başka şiirlerinde de görülen âhir zaman duygusunu taşır; sitem etmekten kaçınması ise cemi bulandırmama kaygısıyla açıklanır.
Kaynakça
- Ali Onar, Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren: Derviş Edna'nın Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 12, 2016, s. 171-207 (deyiş no. 19, s. 193). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2016_12/2016_12_ONARA_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






