Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Şeriat tarikat bir naçar oldu
Marifet ehlinde kemâlin buldu
Ehl-i hakikatlar pünhana girdi
Durmayıp onlara bühtan edenler
Doğrusun söylesek ederler bühtan
Her ne ki söylesek dilimiz haktan
Zulümkârlık eden inecek tahttan
Zalime zulümü tayin ederler
Her ocak bozulur sabır edelim
Hakkın dergâhına doğru gidelim
Düşün amelini eli nidelim
Halınca durana ihsan ederler
Halimizde erenlerin halidir
Yolumuzda şâh-ı merdân yoludur
Dilimizde Hak Muhammed Ali’dir
Candan sevenlere teslim ederler
Derviş Edna’m hakka teslim özümüz
Yâda değil kendimize sözümüz
Otuz üçte açılacak yazımız
Vakit geldi kem aradan giderler
Günümüz Türkçesiyle
1. Şeriat ile tarikat çaresiz kaldı; marifet ehlinde olgunluğunu buldu. Hakikat ehli gizlendi; durmadan onlara iftira edenler var.
2. Doğrusunu söylesek iftira ederler; ne söylesek dilimiz Hak'tandır. Zulmeden tahttan inecek; zalime zulmünün karşılığını biçerler.
3. Her ocak bozulur, sabredelim; Hakk'ın dergâhına doğru gidelim. Amelini düşün, elden ne gelir; hâliyle durana ihsan ederler.
4. Hâlimiz erenlerin hâlidir; yolumuz Şah-ı Merdan'ın yoludur. Dilimizde Hak, Muhammed, Ali vardır; onlar candan sevenlere teslim olurlar.
5. Ben Derviş Edna'yım, özümüz Hakk'a teslimdir; sözümüz yabancıya değil kendimizedir. Yazımız otuz üçte açılacak; vakit geldi, kötüler aradan gider.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Bu nefesin son dörtlüğü iki ayrı yerde karşımıza çıkar: makalenin 23. deyişe düştüğü bir nota göre, küçük farklarla Çevik'in kitabında 23. deyişin mahlaslı son kıtası olarak da yer alır. Dörtlüklerin son dizeleri "ederler" ya da "edenler" diye biter ("bühtan edenler, tayin ederler, ihsan ederler, teslim ederler, giderler"); ilk üç dizeler "oldu, buldu, girdi", "bühtan, haktan, tahttan", "edelim, gidelim, nidelim", "halidir, yoludur, Ali'dir", "özümüz, sözümüz, yazımız" diye uyaklanır. Beş dörtlük on birli hece ölçüsündedir. Mahlas son dörtlükte "Derviş Edna'm" biçimindedir. Makale "pünhan"ı gizli, "bühtan"ı iftira, "şâh-ı merdân"ı yiğitlerin şahı, Hz. Ali'nin sıfatı, "yad"ı yabancı diye açıklar.
Anlam ve Söz Sanatları
Nefes, bozulmuş bir zamanın tablosunu çizer. Alevî-Bektaşî yolunun dört kapısından şeriat ve tarikat "naçar", yani çaresiz kalmış; olgunluk marifet ehlinde bulunur; hakikat ehli ise gizlenmek zorunda kalmıştır. Doğruyu söyleyenler iftiraya uğrar. Bu yakınma, Derviş Edna'nın kendi köyünde hor görülmesi ve alaya alınması üzerine makalenin anlattıklarıyla da örtüşür. Şair buna karşı öfkeyle değil sabırla cevap verilmesini öğütler: her ocak bozulsa da sabredilmeli, Hakk'ın dergâhına yönelinmelidir.
İkinci dörtlükteki "zulümkârlık eden inecek tahttan" sözü, zalimin sonunun geleceğine dair halk inancını dile getirir. Dördüncü dörtlükte topluluğun kimliği açıkça söylenir: hâl erenlerin hâli, yol Şah-ı Merdan Ali'nin yolu, dildeki söz Hak, Muhammed, Ali'dir. Son dörtlükteki "otuz üçte açılacak yazımız" sözü kaynakta açıklanmaz; bir yıl, belki 1333 (1914-1915) ya da bir yaş olarak anlaşılabilir, ama hangisi olduğunu bilmiyoruz. "Sözümüz yada değil kendimize" dizesi ise öğüdün önce söyleyenin kendisine yöneldiğini belirtir.
Kaynakça
- Ali Onar, Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren: Derviş Edna'nın Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 12, 2016, s. 171-207 (deyiş no. 25, s. 196). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2016_12/2016_12_ONARA_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






