Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Gül yüzlü pirimden haberin aldım
Nur ile yunrulmuş cemâlin gördüm
Muharrem ayında murada erdim
Muradım verici pirimi gördüm
Eğninde hırkası başında tâcı
Cümle dertlilerin bunda ilâcı
Ervâh-ı pakidür gürûh u Nâci
Kandilde balkıyan nurunu gördüm
Nur nuru görünce nura karıştı
Sındıyı salan da ol güzel biçti
Doksan bin evliya kısmetin saçtı
Nasipler verici elini gördüm
Erenler kısmetin aradı buldu
Verdüğü nasibe hem gail oldu
Yeşil sur içinde halimi sordu
Halimden bilici hünkârı gördün
Derviş Edna’m halim malum pirime
Kurban olayım gittiği yoluna
Kudretten doluyu sundu elime
Kevserin başında Ali’mi gördüm

Günümüz Türkçesiyle

1. Gül yüzlü pirimden haber aldım; nurla yoğrulmuş yüzünü gördüm. Muharrem ayında muradıma erdim; murat veren pirimi gördüm.

2. Sırtında hırkası, başında tâcı vardı; bütün dertlilerin ilacı ondadır. Temiz ruhlar kurtuluşa eren topluluktur; kandilde parlayan nurunu gördüm.

3. Nur nuru görünce nura karıştı; makası salan o güzel biçti. Doksan bin evliya kısmetini saçtı; nasip veren elini gördüm.

4. Erenler kısmetini arayıp buldu; verdiği nasibe razı oldu. Yeşil surun içinde hâlimi sordu; hâlimi bilen Hünkâr'ı gördüm.

5. Ben Derviş Edna'yım, hâlim pirime malumdur; onun gittiği yola kurban olayım. Kudretten doluyu elime sundu; Kevser'in başında Ali'mi gördüm.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Her dörtlük bir görmeyle biter: son dizelerde "gördüm" redifi vardır ("pirimi gördüm, nurunu gördüm, elini gördüm, hünkârı gördün, Ali'mi gördüm"); dördüncü dörtlükte kaynakta "gördün" biçimi geçer. İlk üç dizeler "aldım, gördüm, erdim", "tâcı, ilâcı, Nâci", "karıştı, biçti, saçtı", "buldu, oldu, sordu", "pirime, yoluna, elime" diye uyaklanır. Beş dörtlüğün ölçüsü on birli hecedir. Son dörtlükte şair "Derviş Edna'm" der. Makale "yunrulmak"ı yoğurmak, "eğin"i omuz, "sındı"yı makas, "balkımak"ı parlamak, "dolu"yu bade diye açıklar.

Anlam ve Söz Sanatları

Nefes bir kavuşma anını anlatır: derviş Muharrem ayında pirini görür ve muradına erer. Muharrem, Alevî topluluğunda Kerbela yasının tutulduğu, oruç ve cemlerle geçirilen kutsal aydır; kavuşmanın bu ayda olması şiire ayrı bir anlam katar. İkinci dörtlükte pirin hırkası ve tâcı, yani dervişlik giysisi ve başlığı anılır; bunlar Bektaşî geleneğinde pirin ve postun simgeleridir. "Gürûh-ı Nâcî", kurtuluşa erecek topluluk demektir; temiz ruhların bu topluluk olduğu söylenir.

Üçüncü dörtlükte "nur nuru görünce nura karıştı" dizesi, mürit ile mürşidin, insan ile Hakk'ın birleşmesini ışık imgesiyle anlatır. Makası salıp biçen güzel, kaderi ve kısmeti biçen bir kudreti düşündürür; doksan bin evliyanın kısmet saçması da bu bolluğu sürdürür. Dördüncü dörtlükte anılan "Hünkâr", Alevî-Bektaşî geleneğinde Hacı Bektaş Velî'ye verilen addır; "yeşil sur" ise kutsal bir mekânın, belki dergâhın çevresini anlatıyor olabilir, bu okuma bizimdir. Son dörtlükte pirin elinden sunulan dolu, Kevser havuzunun başında Ali'yi görmekle birleşir; dünyadaki cem ile cennetteki kavuşma aynı imgede buluşur.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar