Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Sabah seherinde uyardın beni
Uyardın gafletten şadettin canı
Seviyom diyenler nerede hani
Gerçek aşık sevgisinden bellidir
Canımdan sevmişim yârimden geçmem
Muhabbet kapısın sırrımı açmam
Uğramam köprüsün suyundan içmem
Akıyor kevseri baldan bellidir
Kevserin başında Muhammed Ali
İçirdi doluyu mest etti bizi
Severim dostumu neylerim arı
Arından geçenler vardan bellidir
Ar eylemeyenler varı edemez
Şaşırır yolunu doğru gidemez
Başı bunalmazsa kurban adamaz
Kesilse kurbanlar yiten bellidir
Derviş Edna’m belli oldu varımız
Dosttan dosta kavuşması kârimiz
Geçmişim dünyadan teslim varımız
Varından geçenler kârden bellidir
Günümüz Türkçesiyle
1. Seher vakti beni uyardın; gafletten uyandırıp canımı sevindirdin. "Seviyorum" diyenler nerede hani; gerçek âşık sevgisinden bellidir.
2. Canımdan sevmişim, yârimden geçmem; muhabbet kapısında sırrımı açmam. Onun köprüsüne uğramam, suyundan içmem; Kevser'i akıyor, balından bellidir.
3. Kevser'in başında Muhammed ile Ali; doluyu içirdi, bizi sarhoş etti. Dostumu severim, ardan bana ne; arından geçenler varından bellidir.
4. Ar etmeyenler varını veremez; yolunu şaşırır, doğru gidemez. Başı sıkışmazsa kurban adamaz; kurbanlar kesilse, yiten bellidir.
5. Ben Derviş Edna'yım, varımız belli oldu; kazancımız dosttan dosta kavuşmak. Dünyadan geçmişim, varımız teslimdir; varından geçenler kârından bellidir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Dörtlükler birbirine zincirle bağlanır: bir dörtlüğün son sözü sonrakinin başında yeniden alınır ("kevseri, Kevserin başında", "vardan, Ar eylemeyenler"). Her dörtlüğün son dizesi "bellidir" redifine varır, önüne "sevgisinden, baldan, vardan, yiten, kârden" sözleri gelir. İlk üç dizeler "beni, canı, hani", "geçmem, açmam, içmem", "Ali, bizi, arı", "edemez, gidemez, adamaz", "varımız, kârimiz, varımız" diye uyaklanır. Beş dörtlüğün ölçüsü on birli hecedir ve "Derviş Edna'm" mahlası son dörtlüktedir. Makale "şad"ı neşeli, "dolu"yu bade, "ar"ı utanmak diye açıklar.
Anlam ve Söz Sanatları
Nefes bir uyanış anıyla açılır: seher vakti, yani şafak öncesi, dost dervişi gafletten uyandırır. Şair "seviyorum" diyenlerin sözüne değil, sevginin kendisine bakar; gerçek âşık sevgisinden belli olur. İkinci dörtlükte sırrın muhabbet kapısında bile açılmaması, Alevî-Bektaşî ahlakının sır saklama ilkesini tekrarlar. Üçüncü dörtlükte Kevser havuzunun başında Muhammed ile Ali'nin dolu sunması, cemdeki dolu sunumunu cennetteki kavuşmaya bağlayan, Derviş Edna'nın başka şiirlerinde de görülen bir imgedir.
Şiirin ustalığı "ar" ile "var" sözcükleri arasındaki oyundadır. "Ar", utanma ve ayıp sayılan şeyden çekinmedir; "var" ise varlık, sahip olunan her şey demektir. Âşık, dostunu sevdiği için ardan, yani başkalarının ne diyeceğinden çekinmez; arından geçenler, varından geçmeleriyle belli olur. Dördüncü dörtlükte ise aynı sözcükler başka bir yöne çevrilir: ar etmeyen, yani hiçbir şeyden utanmayan kişi varını veremez ve yolunu şaşırır. Son dörtlükte derviş, dünyadan geçtiğini ve varını teslim ettiğini söyler; kazanç, varlıktan geçmenin kendisidir.
Kaynakça
- Ali Onar, Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren: Derviş Edna'nın Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 12, 2016, s. 171-207 (deyiş no. 37, s. 202). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2016_12/2016_12_ONARA_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






