Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Ey erenler himmet eylen gidelim
Yaktı şu sinemi yine ayrılık
Dünya ahret bir ikrarı güdelim
Yaktı bu sinemi yine ayrılık
Muhammed Ali’den diledim dilek
Dostları görürsen dayanmaz yürek
Ferhat’ı Şirin’den ayıran felek
Yaktı bu sinemi yine ayrılık
Felek bizi inc’elekten eledi
Bülbülün ötüşü sinemi deldi
Dosttan ayrılması bize zor geldi
Yaktı bu sinemi yine ayrılık
Dostum çıkış yollarıma bakıyor
Nur ile münevver olmuş balkıyor
Bizim nasip usul usul kalkıyor
Yaktı bu sinemi yine ayrılık
Rakiplerin bağrı karataş oldu
Müminlerin gözü yaş ile doldu
Bu ayrılık hepisine baş oldu
Yaktı bu sinemi yine ayrılık
Sağ yar olup aşk atını koşalım
Gedük bekçilerle yollar aşalım
Mümin müslüm kardeş helallaşalım
Yaktı bu sinemi yine ayrılık
Bir faniye yüz süren olmaz mı hacı
Destindedir mümin müslümler bacı
Ey erenler bize olun duacı
Yaktı bu sinemi yine ayrılık
Yolumuz uğratma borana kışa
Taaccüp eyleriz geleni başa
Ben gidiyom yârim ağlama boşa
Yaktı bu sinemi yine ayrılık
Dilerim mecnunlar leylasın bulsun
Gelen gelsin konan nişane kalsın
Balım Sultan bize kılavuz olsun
Yaktı bu sinemi yine ayrılık
Derviş Edna’m der ki ayrılmam sandım
Aşkın bâdesini nuş ettim kandım
Ayrılık elinden şu sinem yandı
Yaktı bu sinemi yine ayrılık

Günümüz Türkçesiyle

1. Ey erenler, himmet edin, gidelim; ayrılık yine bu göğsümü yaktı. Dünya için de ahiret için de tek bir ikrarı gözetelim; ayrılık yine bu göğsümü yaktı.

2. Muhammed ile Ali'den dilek diledim; dostları görürsen yürek dayanmaz. Ferhat'ı Şirin'den ayıran felek; ayrılık yine bu göğsümü yaktı.

3. Felek bizi ince elekten eledi; bülbülün ötüşü göğsümü deldi. Dosttan ayrılmak bize zor geldi; ayrılık yine bu göğsümü yaktı.

4. Dostum gidiş yollarıma bakıyor; nurla aydınlanmış, parlıyor. Bizim nasibimiz yavaş yavaş kalkıyor; ayrılık yine bu göğsümü yaktı.

5. Rakiplerin bağrı kara taş oldu; müminlerin gözü yaşla doldu. Bu ayrılık hepsinin başı oldu; ayrılık yine bu göğsümü yaktı.

6. Sağ yâr olup aşk atını koşalım; geçit bekçileriyle yolları aşalım. Mümin, müslüm, kardeş, helalleşelim; ayrılık yine bu göğsümü yaktı.

7. Bir faniye yüz süren hacı olmaz mı; mümin ve müslüm bacılar onun elindedir (dizenin anlamı tam açık değildir). Ey erenler, bize duacı olun; ayrılık yine bu göğsümü yaktı.

8. Yolumuzu borana, kışa uğratma; başa geleni şaşkınlıkla karşılarız. Ben gidiyorum yârim, boşuna ağlama; ayrılık yine bu göğsümü yaktı.

9. Dilerim Mecnunlar Leyla'sını bulsun; gelen gelsin, konanın nişanı kalsın. Balım Sultan bize kılavuz olsun; ayrılık yine bu göğsümü yaktı.

10. Derviş Edna der ki ayrılmam sandım; aşkın badesini içip kandım. Ayrılığın elinden şu göğsüm yandı; ayrılık yine bu göğsümü yaktı.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

On dörtlükle bu, Derviş Edna'nın bu derlemedeki en uzun şiiridir. Makaleye göre Çevik'in derlemesinden değil, doğrudan kaynak kişilerden derlenmiştir. Nakarat ilk dörtlükte ikinci ve dördüncü dizede iki biçimde duyulur, önce "Yaktı şu sinemi yine ayrılık", sonra "Yaktı bu sinemi yine ayrılık"; sonraki dörtlüklerin ilk üç dizesi "dilek, yürek, felek", "eledi, deldi, geldi", "bakıyor, balkıyor, kalkıyor", "karataş oldu, doldu, baş oldu", "koşalım, aşalım, helallaşalım", "hacı, bacı, duacı", "kışa, başa, boşa", "bulsun, kalsın, olsun", "sandım, kandım, yandı" diye uyaklanır. Ölçü on birli hecedir. "Derviş Edna'm" mahlası son dörtlükte yer alır. Makale "münevver"i nurlu, "balkımak"ı parlamak, "taaccüp"ü şaşkınlık diye açıklar.

Anlam ve Söz Sanatları

Nefes bir veda şiiridir ve ayrılığın acısını on dörtlük boyunca farklı yönlerden işler. Felek, Ferhat'ı Şirin'den ayıran güç olarak anılır; bülbülün ötüşü göğsü deler; rakiplerin bağrı taşlaşır, müminlerin gözü yaşla dolar. Altıncı dörtlükte "helallaşalım" sözü önemlidir: Alevî topluluğunda helalleşme, bir yolculuğa çıkmadan ya da ölüm yaklaştığında kişilerin birbirine haklarını bağışlamasıdır. Sekizinci dörtlükteki "Ben gidiyom yârim ağlama boşa" dizesi de bir eşe ya da sevgiliye yapılan vedayı düşündürür.

Kaynak, nefesin hangi ayrılık için söylendiğini belirtmez. Dizeler hem uzun bir yolculuğa çıkışı hem de ölümü anlatıyor olabilir; "Bizim nasip usul usul kalkıyor" ve "Gelen gelsin konan nişane kalsın" sözleri ikinci okumaya daha yakındır, ama bu bizim yorumumuzdur. Dokuzuncu dörtlükte Bektaşî geleneğinin ikinci piri Balım Sultan'a kılavuzluk için yakarılır. Son dörtlükte derviş "ayrılmam sandım" diyerek aşkın badesini içip kandığını, ama ayrılığın yine de göğsünü yaktığını söyler.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar