Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Gönül evinde seyrettim cihana
Vakit tamam oldu etmem mahana
Kayıtla başını gitme tufana
Yolun dikilmeden çare bakmalı
Bu dünya fanidir yetilmez imiş
Yakasız gömlekdeatılmaz imiş
Müşteri bulup da satılmaz imiş
Bulup müşterini kâre bakmalı
Müşteri bulup da kârini yapın
Yolun ırak değil cihana bakın
Ayıtla yolunu başını sakın
Kurtarıp başını hâle bakmalı
Niceleri geldi geçti cihandan
Her ne ki dilersen dile bu handan
Günde yüz bin kere görünür sende
Gösterip yolunu Pîr’e bakmalı
Derviş Edna’m Pir göründün gözüme
Düşeydim ol sultanımın izine
Âhirinde gelirsiniz sözüme
Kurtarıp bu başı hale bakmalı
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül evinde dünyayı seyrettim; vakit tamam oldu, bahane etmem. Başına sahip ol, tufana gitme; yolun kesilmeden çaresine bakmalı.
2. Bu dünya fanidir, ona yetişilmez; yakasız gömleğe bir şey konulmaz. Müşteri bulunca da satılmaz imiş; müşterini bulup kâra bakmalı.
3. Müşteri bulup kârınızı yapın; yolunuz uzak değil, dünyaya bakın. Yolunuzu ayıklayın, başınızı sakının; başını kurtarıp hâle bakmalı.
4. Niceleri gelip bu dünyadan geçti; ne dilersen bu handan dile. Günde yüz bin kere sende görünür; yolunu gösterip pire bakmalı.
5. Ben Derviş Edna'yım; pir, gözüme göründün; keşke o sultanımın izine düşseydim. Sonunda sözüme geleceksiniz; bu başı kurtarıp hâle bakmalı.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Öğüdün fiili redife yerleşmiştir: her dörtlük "bakmalı" diye biter ve önüne "çare, kâre, hâle, Pîr'e, hale" sözleri gelir. Makale şiiri nasihatname, yani öğüt şiiri olarak sınıflar. İkinci dörtlükte uyaklar "imiş" ekiyle kurulur ("yetilmez imiş, atılmaz imiş, satılmaz imiş"); öbür dörtlüklerin ilk üç dizesi "cihana, mahana, tufana", "yapın, bakın, sakın", "cihandan, handan, sende", "gözüme, izine, sözüme" diye uyaklanır. Beş dörtlük de on bir heceli dizelerle kurulur. Son dörtlükte mahlas "Derviş Edna'm" diye geçer. Makale "mahana"yı bahane, "âhir"i son diye açıklar.
Anlam ve Söz Sanatları
Şiir, ölümün yaklaştığını bilen bir dervişin öğütleri olarak okunabilir: "vakit tamam oldu, etmem mahana", yani vakit doldu, bahane etmem. Dünyanın geçiciliği halkın bildiği bir imgeyle anlatılır: "yakasız gömlek", yani kefen, cebi olmayan bir giysidir ve dünyadan hiçbir şey onunla götürülemez. İkinci ve üçüncü dörtlüklerde çarşıdan alınmış bir benzetme yürür: müşteri bulup kâr etmek. Buradaki kâr, dünya malı değil, ömrü iyi kullanmak ve başı, yani canı kurtarmaktır.
Dördüncü dörtlükte dünya bir han olarak anılır; Derviş Edna'nın başka bir nefesinde de insan dünya hanında bir misafirdir. Aynı dörtlükte Hakk'ın insanda günde yüz bin kez göründüğü söylenir; bu, Alevî-Bektaşî düşüncesinde insanın ilahi olanın aynası sayılmasıyla uyumludur. Son dörtlükte pir dervişin gözüne görünür; derviş o sultanın izine düşmeyi diler ve dinleyicilere "sonunda sözüme geleceksiniz" diye seslenir. Bu söz, Derviş Edna'nın kendi köyünde değerinin bilinmediği, ölümünden sonra kıymetinin anlaşıldığı yolundaki makale anlatısıyla da örtüşür.
Kaynakça
- Ali Onar, Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren: Derviş Edna'nın Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 12, 2016, s. 171-207 (deyiş no. 38, s. 203). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2016_12/2016_12_ONARA_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






