Özgün Metin
Ölçü: 11'li hece ölçüsü
Gönül ne gezersin seyran yerinde
Şimdiki âlemde lâl olmak evlâ
Şimdiki mahluka sırrını verme
Erenler yanında hâl olmak evlâ
Sakın sen kendini cifeye katma
Şimdiki mahluka kelâmın satma
Gözle geçidini deryâya batma
Anların yanında sır olmak evlâ
Gerçek olan pinhan oldu sır oldu
Meydanda dönenler âmâ kör oldu
Bilmez kendi kendin Hak’tan dûr oldu
Anların yanında sac olmak evlâ
Seçilip çıkmalı mahluk içinden
Söylemen kelâmı geçmez suçundan
Takılır çengelli kırkın içinden
Ol vakit devranı kör olmak evlâ
Derviş Edna’m devran böyle olacak
Yetmiş üçe eren anı görecek
Hacetler elinde erkan kuracak
Ol zaman devrana gel olmak evlâ
Günümüz Türkçesiyle
1. Gönül, seyran yerinde ne gezersin; bugünkü dünyada dilsiz olmak daha iyidir. Bugünkü insanlara sırrını verme; erenlerin yanında hâl olmak daha iyidir.
2. Sakın kendini leşe katma; bugünkü insanlara sözünü satma. Geçidini gözet, denize batma; onların yanında sır olmak daha iyidir.
3. Gerçek olan gizlendi, sır oldu; meydanda dönenler kör oldu. Kendi kendini bilmeyen Hak'tan uzak oldu; onların yanında saç olmak daha iyidir (dizenin son sözcüğü kaynakta "sac" biçimindedir).
4. İnsanlar arasından seçilip çıkmalı; söylenen söz suçu bağışlatmaz. Kırkların içinden çengelle takılır; o vakit devrana karşı kör olmak daha iyidir.
5. Ben Derviş Edna'yım, devran böyle olacak; yetmiş üçe eren onu görecek. Hacetler elinde erkân kuracak; o zaman devrana gelmek daha iyidir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
"Evlâ", yani daha iyidir, sözü her dörtlüğün son kelimesidir; önüne "olmak" fiiliyle kurulan bir ad gelir: "lâl olmak, hâl olmak, sır olmak, sac olmak, kör olmak, gel olmak". İlk dörtlük "yerinde, evlâ, verme" sözleriyle açılır; sonraki dörtlüklerin ilk üç dizesi "katma, satma, batma", "sır oldu, kör oldu, dûr oldu", "içinden, suçundan, içinden", "olacak, görecek, kuracak" diye uyaklanır. Dizeler on bir hecelidir; dörtlük sayısı beştir. Son dörtlükte mahlas "Derviş Edna'm" biçimindedir. Makale bu nefes için sözcük açıklaması vermez.
Anlam ve Söz Sanatları
Nefesin ana öğüdü susmaktır. "Lâl olmak", dilsiz olmak demektir; şair, bozulmuş bir zamanda sırrı zamane insanına açmaktansa susmanın daha iyi olduğunu söyler. Bu öğüt Alevî-Bektaşî ahlakında önemli bir yer tutan "sır saklama" ilkesine dayanır; yolun bilgisi ehline açılır, ehil olmayana söylenmez. İkinci dörtlükte dünya malının leşe benzetilmesi ve sözün "satılmaması" aynı anlayışı sürdürür: hakikat bir alışveriş nesnesi değildir.
Üçüncü dörtlük, Derviş Edna'nın başka şiirlerinde de görülen bir yakınmayı tekrarlar: gerçek olan, yani ermiş olan gizlenmiş, meydanda dönenler kör olmuştur. Onar ile Işık'ın belirttiğine göre "gerçek" sözü yörede eren, evliya anlamında kullanılır; dize bu yüzden hem "hakikat gizlendi" hem de "erenler gizlendi" diye okunabilir. Son dörtlükte yetmiş üçe erenin bu devranı göreceği ve hacetlerin yerine geleceği bir zamanın geleceği müjdelenir; o zaman susmanın yerini devrana katılmak alır. Böylece şiir, karanlık bir zaman tablosundan bir umut sözüyle çıkar.
Kaynakça
- Ali Onar, Caner Işık, "Gaziler Ovacığı'ndan Bir Eren: Derviş Edna'nın Hayatı ve Deyişleri", Alevilik Araştırmaları Dergisi, sayı 12, 2016, s. 171-207 (deyiş no. 35, s. 201; "gerçek" sözü için s. 172). https://isamveri.org/pdfdrg/D04118/2016_12/2016_12_ONARA_ISIKC.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






