Kasideleriyle iki sadrazamın kapısını çalan Lâdikli şair Nûreddînzâde Seyyid Edîb Mehmed Efendi, XVII. yüzyılın sonu ile XVIII. yüzyılın başında kadılık yaptı ve 1134'te (1721-22) öldü. Doğduğu Lâdik o dönemde Amasya sancağına bağlı bir kazaydı; ilk ilimlerini de Amasya'da okudu. Bütün hayatı, kendisi gibi Lâdikli olan ve iki kez şeyhülislâm olan İmâm-ı Sultânî Hâfız Mehmed Efendi'nin talihine bağlı kaldı. Hakkındaki bilgi yalnız Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar'ın Amasya Tarihi'ndeki maddeye dayanır; Hüsameddin onun "mükemmel" bir divanı olduğunu söyler ve dört şiir örneği verir. Maddenin tam metni, 1703 ayaklanmasına ve iki sadrazama dair notlarla birlikte Edîb Mehmed Efendi-Nureddînzâde sayfasında okunabilir.
Hüsameddin'in Kaydı
Hüsameddin maddeye şu satırlarla başlar ve şairin kişiliğini şu sözlerle tarif eder:
Lâdiklidir. Sâhibü'l-hâl es-Seyyid Ahmed-i Kebîr er-Rifâî ahfâdından orada Rifâî tekkesi şeyhi ve mütevellîsi es-Seyyid eş-Şeyh Ahmed Efendi bin es-Seyyid Nureddîn Hamza Çelebi bin es-Seyyid Ali mahdûmudur. Amasya'da fuzalâdan Pîrîzâde el-Hâc Hüseyin Efendi'den mukaddimât-ı ulûmu tahsîl ederek İstanbul'a gidip Bekrîzâde Şamî Mehmed Efendi'den ikmâl-i tahsîl etdi. [...] Âlim, kâmil, şâir, mahlası gibi edîb, fünûn-ı edebiyyede mâhir, münşî, halûk, halîm, bir seyyid-i kerîm idi. Mükemmel dîvân-ı şiiri vardır. Kıyâm-ı askerî vak'asında zî-medhâl olduğu ba'zı a'dâsı tarafından işâ'a edilmeseydi, ilim ve fazlına münâsip mansıplara nâil olurdu.
Günümüz Türkçesiyle: Lâdiklidir. Hâl sahibi Seyyid Ahmed er-Rifâî'nin torunlarından olup Lâdik'teki Rifâî tekkesinin şeyhi ve mütevellisi Seyyid Şeyh Ahmed Efendi'nin oğludur; dedesi Seyyid Nureddin Hamza Çelebi, onun babası Seyyid Ali'dir. Amasya'da âlimlerden Pîrîzâde Hacı Hüseyin Efendi'den ilimlerin başlangıç derslerini okudu, İstanbul'a gidip öğrenimini Bekrîzâde Şamî Mehmed Efendi'nin yanında tamamladı. Âlim, olgun, şair, mahlası gibi edebi yerinde, edebî sanatlarda usta, nesir yazarı, güzel huylu, yumuşak, cömert bir seyyitti. Eksiksiz bir şiir divanı vardır. Bazı düşmanları onun askerî ayaklanmada parmağı olduğunu yaymasaydı, bilgisine ve faziletine yaraşır makamlara ulaşırdı.
Hayatı
Edîb, İstanbul'da Lâdikli Hâfız Mehmed Efendi'den mülâzım oldu ve 1091'de (1680) müderrislikle ders-i âmlığa geçti. Hâfız Mehmed Efendi 1099 Cemâziyelevvelinde Rumeli kazaskeri olunca onun tezkirecisi oldu. Hamisinin 1101'deki azlinden sonra Rumeli kadılıklarına çıktı: önce Alakilise, 1103'te Livâdiye. 1104'te İstanbul'a döndü ve Hâfız Mehmed Efendi aynı yılın Zilkadesinde ikinci kez kazasker olunca yine onun tezkirecisi oldu. 1106 Şabanında efendisi şeyhülislâm olunca mektupçusu oldu; ama Hâfız Mehmed Efendi iki ay sonra görevden alındı, Edîb de Yanbolu kadılığına gitti. Bunu 1109'da Kazanlık, 1112'de Karaferiye kadılıkları izledi.
Hayatının dönüm noktası 1115'te (1703) İstanbul'da çıkan askerî ayaklanmadır. Ayaklanma sırasında ikinci kez şeyhülislâm yapılan Hâfız Mehmed Efendi, Edîb'i yeniden mektupçu yaptı. Aynı yılın Ramazanında efendisi azledilip Bursa'ya gönderilince Edîb de onunla gitti ve yıllarca açıkta kaldı. Hüsameddin'e göre ayaklanmada payı olduğu yolundaki söylenti onun ilerlemesini durdurdu. 1122'de Köprülüzâde Numan Paşa'nın sadaretinde Akkirman kadısı oldu, 1124'te azledildi. 1125 Rebîülâhirinde sadrazam olan Şehid Ali Paşa'ya sunduğu kaside beğenildi, ama paşanın kuşkusu uyandırıldığından işi bir caize ve bir kadılıkla geçiştirildi. 1128'de Nevşehirli Damad İbrâhim Paşa'nın vezirliği sırasında sunduğu tebrik kasidesi ise ona kapıyı açtı: paşanın sadaretinde kitapçısı ve has nedimi oldu, beş yıl kadar onun meclislerinde rahat bir hayat sürdü. 1134'te öldü.
Amasya ile Bağı
Edîb'i Amasya'ya bağlayan iki şey vardır. Birincisi doğduğu yerdir: Lâdik bugün Samsun'un ilçesidir, ama Osmanlı döneminde Amasya sancağına bağlı bir kazaydı ve Hüsameddin bu yüzden Lâdiklileri Amasya ricali arasında sayar. İkincisi öğrenimidir: Edîb ilimlerin başlangıç derslerini Amasya'da Pîrîzâde Hacı Hüseyin Efendi'den okumuştur. Hamisi Hâfız Mehmed Efendi'nin de aynı kazadan çıkması, taşradan İstanbul'a uzanan bir hemşehrilik ağının izini taşır. Babasının şeyhi olduğu Lâdik Rifâî tekkesi hakkında başka bir kayıt bulunamadı.
Şiiri
Hüsameddin, Edîb'in "mükemmel" bir divanı bulunduğunu söyler; bu divanın bir nüshasına ya da neşrine rastlanmadı. Maddede dört parça vardır. İlki Hüsameddin'in "Nuût-ı Nebeviyye'sinden" dediği, Hz. Peygamber'in şeriatını sağlam bir binaya ve tılsımlı bir hazineye benzeten iki beyittir; "Nuût-ı Nebeviyye"nin ayrı bir eser mi, divanın na'tlar bölümü mü olduğu belli değildir. Ardından aynı kafiye ve redifle kurulmuş iki matla gelir: "Teshîr iden ol yâri duâ-yı sihirimdir" ve "Aşkın ki gül-i bağ-ı dile şûle perimdir". Son parça "Aç sîneni âyîne-i billûr görünsün" diye başlayan, "Edîbâ" mahlaslı beş beyitlik bir gazeldir. Her biri şairin kategorisinde kendi sayfasında okunabilir.
Şiirlerin hiçbiri tarih taşımaz. Hüsameddin'in andığı iki kaside, Şehid Ali Paşa'ya ve Damad İbrâhim Paşa'ya sunulanlar, maddede alıntılanmamıştır ve bulunamamıştır.
Aynı Adı Taşıyanlar
Edîb mahlaslı şairlerin sayısı az değildir ve bunlardan ikisi Lâdikli Edîb ile karıştırılmaya elverişlidir. Hüsameddin aynı ciltte, hemen sonraki maddede, Amasyalı Şeyh Alizâde Seyyid Edîb Mehmed Efendi'yi anlatır; o maliye mektupçuluğu ve Belgrad defterdarlığı yapmış, 1181'de ölmüştür. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'ndeki Mehmed Edîb Efendi ise Niğde'nin Bor kasabasında doğmuş, Feyzullah Efendi'nin ve sonra Şeyhülislâm Lâdikli Mehmed Efendi'nin dânişmendi olmuş, Eğirdir ve Ferecik kadılıkları yapmış, 1134'te hayattadır. İki Edîb'in aynı hamiye bağlanması ve aynı yıllarda yaşaması karışıklığa kolayca yol açar, ama doğum yerleri ve kadılıkları birbirini tutmaz; bu sayfada yalnız Hüsameddin'in Lâdikli Edîb'i anlatılmıştır.
Kronoloji
1091 (1680): Müderris ve ders-i âm olur.
1099 (1688): Rumeli kazaskeri Hâfız Mehmed Efendi'nin tezkirecisi olur.
1106 (1695): Şeyhülislâm Hâfız Mehmed Efendi'nin mektupçusu olur.
1115 (1703-04): Askerî ayaklanmada yeniden mektupçu olur, efendisinin azliyle Bursa'ya gider.
1128 (1716): Damad İbrâhim Paşa'ya tebrik kasidesi sunar.
1134 (1721-22): Ölür.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
- Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi, c. 7, s. 45–49 (e-kitap s. 278–279). https://amasya.bel.tr/uploads/e-kitap/kitap/6-8/files/basic-html/page278.html
Akademik çalışmalar
- Tahsin Özcan, "Mehmed Efendi, İmâm-ı Sultânî", TDV İslâm Ansiklopedisi. https://islamansiklopedisi.org.tr/mehmed-efendi-imam-i-sultani
Kitaplar
- Beyhan Kesik, "Edîb, Mehmed Edîb Efendi", Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü, 29.04.2014 (güncelleme 22.11.2020). https://teis.yesevi.edu.tr/madde-detay/edib-mehmed-edib-efendi
Çevrimiçi kaynaklar




