Müderris Abdî Efendi'nin bugün kayıp olan Amasya şairleri tezkiresini kendi zamanına kadar sürdüren kişi, torunu Rüşdü Ahmed Efendi'dir; yazdığı zeyilde çağının şairlerini ve olaylarını kaydetmiştir. XVIII. yüzyılın ilk yarısında Amasya'da cüzhanlık, vakıf kâtipliği, tekke şeyhliği ve vaizlik yapmış, 18 Safer 1159'da (Mart 1746) ölmüştür. Amasya Tarihi'nin yazarı Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar onu anarken "şâir" demeyi de ihmal etmez, ne var ki eserinde Rüşdü'ye ait bir dize yer almaz; zeyil ise Hüsameddin'in elinde bir süre kaldıktan sonra yanmıştır. Hakkında bilinenlerin hemen hepsi Amasya Tarihi'ndeki kısa maddeden ve aynı eserde zeyline yapılan birkaç göndermeden gelir. Maddenin tam metni ayrıca Rüşdü Ahmed Efendi-Şeyh Alizâde es-Seyyid el-Hâc adıyla yayımlanmıştır.

Hüsameddin'in Kaydı

Onuncu ciltte, "râ" harfiyle başlayan Amasyalılar arasında, aynı adı taşıyan iki madde art arda gelir. Şair olan, birincisidir:

Rüşdü Ahmed Efendi-Şeyh Alizâde es-Seyyid el-Hâc Amasyalıdır. Nakîbü'l-eşrâf kâ'im-makâmı ve esnâf şeyhi es-Seyyid eş-Şeyh Ali Efendi bin mü'ellif-i Tezkire-i Abdî Efendi'nin mahdûmudur. Ulemâdan tahsîl-i ulûm ederek mücâz olup 1112'de pederinin kasr-ı yediyle Abdullah Paşa cüz-hânı ve ba'dehû Hüseyin Ağa vakfı kâtibi oldu. 1127'de pederinin irtihâlinde Ahî Darb-hâneci tekkesi şeyhi ve Pervâne Bey Câmii vâ'izi olup mükerreren meclis-i hâciyâna ve a'yâna a'zâ olduğu hâlde 1159 senesi saferinin on sekizinde vefât etdi. Âlim, vâ'iz, halûk, nâzik-tabi'at, şâir, sâhib-i temkîn idi. Ceddinin tezkire-i şu'arâsını tezyîl ederek asrının şu'arâsını ve havâdisini cem' ü tahrîr etdi. Bu eseri kütüb ve evrâk-ı metrûkesi arasında bulundu.

Bugünkü dille: Amasyalıdır. Nakîbüleşraf kaymakamı ve esnaf şeyhi Seyyid Şeyh Ali Efendi'nin oğludur; Ali Efendi de tezkire yazarı Abdî Efendi'nin oğludur. Âlimlerden okuyup icazet aldı. 1112'de (1700-01) babasının çekilmesiyle Abdullah Paşa Camii'ne cüzhan, ardından Hüseyin Ağa vakfına kâtip oldu. 1127'de (1715) babası ölünce Ahî Darbhâneci Tekkesi şeyhliğine ve Pervâne Bey Camii vaizliğine geçti; birkaç kez hâciyân ve âyan meclislerine üye oldu ve 1159 yılı saferinin on sekizinde öldü. Bilgili, vaiz, iyi huylu, ince yaratılışlı, şair ve ağırbaşlı biriydi. Dedesinin şairler tezkiresine zeyil yazarak çağının şairlerini ve olaylarını topladı. Bu eser, geride bıraktığı kitap ve kâğıtlar arasında bulundu.

Maddenin devamı oğullarını ve torunlarını sayar: Abdullah Paşa Camii imamı Hâfız Seyyid Abdurrahman Efendi (ö. 1197), Bâlî Bey Camii imam ve hatibi Seyyid Abdullah Abdî Efendi (ö. 1210) ve Hasan Efendi Camii imamı Hâfız Seyyid Ahmed Efendi (ö. 1213). Ana listede şairin ölüm yılı olarak görünen 1197, büyük oğlunun ölüm yılıdır. Hüsameddin altıncı ciltte de "Ahmed Rüşdü Efendi" başlıklı kısa bir göndermeyle okuru bu maddeye yönlendirir.

Aynı Adı Taşıyan Torunu

Hemen ardından gelen ikinci "Rüşdü Ahmed Efendi-Şeyh Alizâde es-Seyyid el-Hâc" maddesi başka bir kişiye, şairin torununa aittir. Bu ikinci Rüşdü Ahmed, Abdullah Abdî Efendi'nin oğludur; Bâlî Bey Camii imam ve hatibi, Hüseyin Ağa vakfının kâtibi ve câbisi, Timarhane vakfı kâtibi ve hâciyân meclisi üyesi olarak 1233'te (1817-18) ölmüştür. Hüsameddin onu "kâtib, hânedân" diye anar, şairliğinden söz etmez. Dede ile torunun aynı ad, aynı lakap ve aynı unvanları taşıması, iki maddenin kolayca karıştırılmasına yol açar; zeyli yazan, 1159'da ölen dededir.

Tezkire Zeyli

Ailenin edebî serüveni üç kuşağa yayılır. Abdullah Paşa Medresesi müderrisi Abdî Efendi Amasya şairlerini bir tezkirede toplamış, torunu Rüşdü Ahmed bu esere zeyil yazarak listeyi kendi zamanına kadar getirmiştir. Hüsameddin zeylin metnini görmüş ve kullanmıştır. Zanbak Dedezâde Rûhî Îsâ Çelebi'nin "kâtib, şâir, hoş-sohbet, ilmî ve edebî musâhabeye düşkün" biri olduğunu "Şeyh Alizâde Ahmed Rüşdü Efendi'nin kaydından" öğrendiğini söyler. Benderli Nakşibendî şeyhi Sâmî Mehmed Efendi'nin babasının adını ve köyünü de aynı kayıttan çıkarmıştır. Bu iki gönderme, zeylin yalnız yeni şairler eklemekle kalmayıp dedenin kitabındaki kişilerin hayatlarına da notlar düştüğünü düşündürür.

Zeyil bugün yoktur. Hüsameddin onu uzun yıllar kullanmış, fakat dedenin tezkiresi gibi bu eser de onun elindeyken bir yangında kaybolmuştur. Abdî Efendi'nin tezkiresi ve ondan kalan şiirler için Abdî Efendi: Amasya Şairlerinin Kayıp Tezkiresi ve Şiirleri yazısına bakılabilir.

Amasya'daki Görevleri

Rüşdü Ahmed'in bütün hayatı Amasya'da, ailesinin tuttuğu makamlar arasında geçmiştir. Babası nakîbüleşraf kaymakamı, yani şehirdeki seyyidlerin işlerine bakan temsilcinin vekiliydi ve esnaf şeyhliği de yapıyordu. Oğul, babası hayattayken onun bıraktığı cüzhanlığı devralmış, ölümünden sonra da tekke şeyhliğini ve vaizliği üstlenmiştir. Hâciyân ve âyan meclislerine tekrar tekrar seçilmesi, şehrin yönetiminde söz sahibi eşraf arasında yer aldığını gösterir. Hüsameddin'in "sâhib-i temkîn" sözü, ağırbaşlı ve ölçülü bir adamı tarif eder.

Şiiri

Dedesinin kitabına yeni şairler ekleyen Rüşdü Ahmed'in kendi şiirinden tek mısra kalmamıştır. Hüsameddin'in "şâir" sıfatının arkasında ne aktarılmış bir beyit vardır ne de bir divan adı. Şiirleri varsa en büyük ihtimalle zeylin içinde ya da ailenin evrakı arasındaydı ve onlarla birlikte kaybolmuştur; bu bir tahmindir. "Rüşdü" adının mahlas olarak kullanılıp kullanılmadığı da maddede belirtilmez.

Kronoloji

1112 (1700-01): Babasının çekilmesiyle Abdullah Paşa Camii cüzhanı olur; ardından Hüseyin Ağa vakfı kâtibi.

1127 (1715): Babasının ölümü üzerine Ahî Darbhâneci Tekkesi şeyhi ve Pervâne Bey Camii vaizi olur.

18 Safer 1159 (Mart 1746): Ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar