Özgün Metin

Ölçü: 11'li hece ölçüsü

Bir lebleri ra‘nâ geldi yanıma
İtdi ḥâtemini bergüzâr baňa
İnṣaf eyle dilber geriye ḳalma
İtdigin cefâlar yeter kâr baňa

Günümüz Türkçesiyle

1. Dudakları güzel bir sevgili yanıma geldi ve yüzüğünü bana hatıra olarak bıraktı. Ey güzel, insaf et, geride durma, benden uzak kalma. Bana ettiğin cefalar yeter; son dize "çektirdiğin cefalar bile bana kâr sayılır" anlamında da okunabilir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şiirin Yapısı

Dörtlük, Merzifon Cönkü'nün 92. sayfasında Fethî adıyla kayıtlı koşmanın ilk dörtlüğüdür; cönkte Fethî'nin ilk şiiridir ve öbür dört koşmasından ayrı bir yerde, Gedâyî'nin koşmalarından hemen sonra gelir. Metin Hakverdioğlu her şiirin yalnız ilk nazım birimini verdiği için koşmanın devamı ve mahlas dörtlüğü bilinmiyor. Dizeler on birer hecelidir. İkinci ve dördüncü dizeler "bergüzâr baňa" ve "kâr baňa" ile biter: "baňa" redif, "-âr" kafiyedir. Birinci ve üçüncü dizelerdeki "yanıma" ve "ḳalma" arasında da yarım bir ses benzerliği vardır.

Anlam ve Söz Sanatları

Dörtlük kısa bir hikâyeyle açılır: sevgili âşığın yanına gelmiş ve ona yüzüğünü "bergüzâr", yani hatıra olarak bırakmıştır. Halk şiirinde yüzük, mendil ya da yazma gibi hatıra eşyaları sevgililer arasında verilen sözün işaretidir; burada da yüzük bir bağlılık vaadi gibi durur. Ancak üçüncü ve dördüncü dizeler, bu yakınlığın ardından sevgilinin yine uzak durduğunu anlatır. "Geriye kalma" sözü hem geride durma hem de geri çekilme anlamı taşır. Son dizedeki "yeter kâr" ifadesi iki yönlüdür: "çektiğim cefa yeter artık" diye bir sitem de olabilir, divan şiirindeki "sevgilinin cefası âşığa lütuftur" anlayışıyla "cefaların bana kâr" diye bir teslimiyet de. Bu belirsizlik, dörtlüğün sitemle sevgiyi birlikte taşımasını sağlar.

Tarihî Bağlam

Fethî'nin hayatı hakkında bilgi yoktur. Metin Hakverdioğlu onun Merzifonlu bir şair olduğunu ve cönkü tertip etmiş olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu düşünür; bu görüşün başlıca dayanağı, şairin iki koşmasında "Şehr-i Merzifon"daki Gülfadik adlı bir güzele seslenmesidir. Cönkün yaklaşık yüz yıllık olduğu tahmin edildiğine göre Fethî'nin XIX. yüzyılın sonları ile XX. yüzyılın başlarında yaşamış olması muhtemeldir; bu tarih kesin olmayıp cönkün tahminî yaşından çıkarılmıştır. Şairin ve cönkün bilinenleri Fethî biyografisinde anlatılmıştır.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar