Fethî, Merzifon'da derlenmiş Merzifon Cönkü'nde heceyle yazılmış beş koşması bulunan yerel bir şairdir. Koşmalarından ikisi "Şehr-i Merzifon"daki Gülfadik adlı bir güzele seslenir. Cönkü kendi kütüphanesinde bulunduran Metin Hakverdioğlu, Fethî'nin Merzifonlu bir şair olduğunu ve cönkü onun tertip etmiş olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu düşünür. Asıl adı, yaşadığı yıllar, mesleği ve ailesi hakkında hiçbir kayıt bulunamamıştır; bildiklerimiz cönkteki beş ilk dörtlükten ve Hakverdioğlu'nun bunlardan çıkardığı sonuçlardan ibarettir. Hakverdioğlu onu Serbesî ile birlikte "adı duyulmamış mahallî şairler" arasında sayar.

Merzifon Cönkü ve Derleyicisi

Merzifon Cönkü, uzunlamasına açılan, 10,5 x 25 santim boyutlarında, ta'lik yazıyla yazılmış ve 112 sayfa olarak numaralanmış bir şiir defteridir. Derleyeni ve istinsah tarihi yazılı değildir; ilk sayfası ve sondaki birkaç sayfası eksiktir. Hakverdioğlu defterin yaklaşık yüz yıllık olduğunu tahmin eder. İçinde 32 şairin 161 şiiri vardır; 98'i aruzla, 63'ü heceyle yazılmıştır. Halk şairlerinin aruzla söylediği semai, divan ve kalenderîler yanında Bâkî gibi bir divan şairinin gazelleri de defterde yer alır. En çok şiiri bulunan şair 36 şiirle Tokatlı Nûrî'dir.

Hakverdioğlu'nun defteri Fethî'ye bağlayan gerekçeleri birkaç noktada toplanır. Defter, satın alındığı sahafın ifadesine göre Merzifon'dan gelmiştir. Fethî'nin iki koşması Merzifonlu güzel Gülfadik'ten söz eder. Defterde Merzifon'un tanınmış Taşan ailesinden yetişen Eyüp Sabrî'nin şiirlerine ayrı bir gazeliyat bölümü ayrılmıştır; Orhan Bilgin'in tespitine göre Sabrî, Tokatlı Nûrî'yi sık sık Merzifon'a davet edip onunla sohbet ve şiir yarışmalarında bulunmuştur. Son olarak defterin imlası hatasızdır ve bu, onu yazanın divan şiirine vâkıf biri olduğunu düşündürür. Hakverdioğlu bu gerekçelerle defterin Sabrî'nin edebî çevresindeki Merzifonlu bir şair tarafından tertip edildiği kanaatine varır ve bu şairin Fethî olma ihtimalini yüksek bulur. Kendi ifadesiyle bu bir tahmindir; defterde derleyicinin adını veren bir kayıt yoktur.

Amasya ile Bağı

Merzifon Cönkü'nün şairleri arasında Amasya ile bağı en somut olanlardan biri Fethî'dir. "Şehr-i Merzifonda civân Gülfadik" dizesi, şairin Merzifon'da yaşayan bir güzele seslendiğini açıkça gösterir ve onu kasabanın hayatına yerleştirir. Hakverdioğlu'nun anlattığı edebî ortam da bu bağı tamamlar: Merzifon, Çorum, Kastamonu, Sinop ve Samsun yolları üzerinde, halk şairlerinin uğrak yeri olmuş bir kasabadır; Dertli, Emrah, Nûrî ve Âşık Ömer gibi adlar Eyüp Sabrî gibi yerli şairlerin daveti üzerine buraya gelmiştir. Fethî, bu meclislerde dinlediği ve beğendiği şiirleri kendi koşmalarıyla birlikte bir deftere geçiren yerli bir şiir sever ve şair olarak düşünülebilir. Bununla birlikte Merzifon'da doğduğu ya da öldüğü hiçbir belgeyle kanıtlanmış değildir.

Aynı Mahlaslı Şairler

Fethî mahlası Osmanlı şiirinde başka şairlerce de kullanılmıştır. Hüsameddin'in Amasya Tarihi'nin on ikinci cildinde, Amasya'da vaizlik eden ve 1112 (1700-01) yılından sonra ölen Güvenzâde Abdullah Efendi'nin oğlu Ahmed Fethî Efendi'nin "ulemâ ve şu'arâdan", yani âlimlerden ve şairlerden olduğu kaydedilir. Bu Amasyalı Fethî'nin yaşadığı dönem XVIII. yüzyılın başlarına düşer; yaklaşık yüz yıllık olduğu tahmin edilen ve XIX. yüzyıl âşıklarının şiirleriyle dolu bir cönkün koşma yazarı olması zaman bakımından zor görünür. Türk Edebiyatı İsimler Sözlüğü'nde kaydı bulunan Fethî ise XVII. yüzyılda yaşamış, Güftî'nin öğrencisi Sofyalı bir divan şairidir ve Merzifon ile bir bağı bilinmez. Cönkteki Fethî'yi bu iki şairden biriyle özdeşleştirmeye imkân veren bir veri bulunmamaktadır.

Şiiri

Fethî'nin cönkte heceyle yazılmış beş koşması vardır ve hepsi on bir heceli koşma biçimindedir. Makale her birinin yalnız ilk dörtlüğünü verir; tamamları cönkte, 92, 112, 113, 114 ve 115. sayfalardadır. Birinci koşma "Bir lebleri ra‘nâ geldi yanıma" diye başlar ve yüzüğünü hatıra olarak bırakan bir sevgiliden söz eder. İkinci ve beşinci koşmalar Gülfadik rediflidir: biri "‘Arż-ı ḥâlim yâre bir bir söylesem", öbürü "Zeytun gözleriňe ḳurbân olayım" dizesiyle açılır ve Merzifonlu güzelin adını her dörtlüğün sonunda tekrarlar. Üçüncü koşma "Ziynet-i dünyâya meyil mi virem" dizesiyle başlar ve dünyayı vefasız bir sevgiliye benzeten öğüt verici bir şiirdir. Dördüncü koşma "Âteş-i ‘aşḳıyla yanıp aġlarken" diye başlar ve aşk ateşiyle yanan âşığın gözyaşlarını Ceyhun ırmağına benzetir. Koşmalarda "ziynet-i dünyâ", "nehr-i Ceyhûn" ve "arz-ı hâl" gibi Farsça tamlamaların sık kullanılması, Hakverdioğlu'nun derleyicinin divan şiirine yakınlığı hakkındaki gözlemiyle uyumludur. Beş koşmanın her biri şairin kategorisinde ayrı bir şiir sayfasında verilmiştir.

Kaynakların Durumu ve Tartışma

Fethî hakkında bilinenlerin tek kaynağı Hakverdioğlu'nun 2019 tarihli makalesidir. Fethî'nin Merzifonlu olduğu, iki koşmasının Merzifonlu bir güzele seslenmesine dayanır ve güçlü bir karinedir. Cönkü onun tertip ettiği ise Hakverdioğlu'nun "tahmin ediyoruz" ve "ihtimali yüksektir" diye sunduğu bir görüştür. Bu görüşün dayandığı imla düzgünlüğü ve divan şiirine yakınlık, derleyici hakkında bir şey söyler; o derleyicinin Fethî olduğunu ise yalnız Merzifon'a seslenen koşmalar destekler. Cönkün tam metni yayımlandığında, Fethî'nin koşmalarının mahlas dörtlükleri ve defterin sayfa düzeni, örneğin onun şiirlerinin defterin sonuna doğru toplanmış olması, bu soruya daha sağlam bir cevap verebilir.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Akademik çalışmalar

Kitaplar

Çevrimiçi kaynaklar