Hayâlî-i Gülşenî, kaynaklarda Şeyh Ahmed Efendi diye de anılan, Halvetiyye'nin Gülşenî kolunun kurucusu İbrâhim Gülşenî'nin oğlu ve Kahire'deki Gülşenî Âsitânesi'nin otuz yedi yıl postnişini olan mutasavvıf şairdir. 890'da (1485) Tebriz'de doğdu, 977'de (1570) Kahire'de öldü. Divanında Şehzade Mustafa için yazılmış, baştan sona şehzadenin ağzından babasına seslenen yirmi bentlik bir mersiye bulunur. Bu mersiye, Şehzade Mustafa'nın ölümünün bir tarikat şeyhini bile padişaha açık bir sitem yazmaya götürdüğünü gösterir. Kanuni'nin saray şairi Hayâlî Bey ile karıştırılmamalıdır.
Hayâlî-i Gülşenî'nin Amasya ile bilinen bir bağı yoktur; onu Amasya divan şairleri arasına alan, Amasya sancakbeyi Şehzade Mustafa için yazdığı mersiyedir. Şehzade 1541'den 1553'e kadar Amasya'yı yönetmişti. Şairin şehzadeyle bir tanışıklığı olup olmadığı bilinmemektedir.
Hayatı
TDV İslâm Ansiklopedisi'ndeki maddesine göre Hayâlî-i Gülşenî'nin adı Emîr Ahmed, lakabı Şemseddin, künyesi Ebü's-Safâ'dır; şiirlerinde kullandığı Hayâlî mahlasıyla tanınır. Eğitimine babasının yanında başladı, sonra onun halifelerinden Muslihuddin'in gözetiminde sürdürdü. Akkoyunlu hükümdarı Yâkub Bey'in 1490'daki ölümünün ardından Tebriz'deki taht kavgalarına tanık oldular. Şah İsmâil 1501'de Akkoyunlu hanedanına son verince İbrâhim Gülşenî hicrete karar verdi ve oğlunun can güvenliği için tek başına yolculuk etmesini istedi. Muhyî'nin Menâkıb-ı Gülşenî'de anlattığı bu zorlu yolculuktan sonra aile 1502'de Diyarbekir'e ulaştı, birkaç yıl sonra Urfa, Maraş ve Kudüs üzerinden Memlük Sultanı Kansu Gavri'nin davetiyle Kahire'ye yerleşti.
Kanuni döneminde Mısır'ı düzene sokmak için gönderilen Makbul İbrâhim Paşa, Gülşenîlerin devlete isyan edebileceği endişesiyle yüz yaşını aşmış şeyhi, oğlu Hayâlî'yi ve iki halifesini 936'da (1529) İstanbul'a getirtti. Aleyhlerinde delil aranmasına karşın bir sonuç alınamadı. Hayâlî ile babasının divanlarında bu zoraki ikameti anlatan sitem dolu şiirler bulunur. Muhyî'ye göre Kanuni Sultan Süleyman bir gün yolda karşılaştığı Gülşenîleri saraya davet etmiş ve bu görüşmeden sonra onlar devlet ricali, şeyhler ve âlimler tarafından Mısır'a uğurlanmıştır. Hayâlî 949'da (1543) Sadrazam Lutfi Paşa ile hacca gitti, 963'te (1556) Dukakinzâde Mehmed Paşa'nın defterdarı Bayezid Bey'in maiyetinde bir süre İstanbul'da kaldı.
Babasının ölümünden sonra Kahire'deki Gülşenî Âsitânesi'nde otuz yedi yıl irşatta bulunan Hayâlî, 6 Şaban 977'de (14 Ocak 1570) öldü ve babasının yanına gömüldü. Onun postnişinliği döneminde Gülşeniyye yaygınlaştı; Mısır'dan Rumeli'ye kadar pek çok şehirde Gülşenî tekkeleri açıldı. Sultan Kalavun Medresesi'nde yüz kadar talebe yetiştirdiği, güzel ve etkili konuştuğu nakledilir. Ahdî, Gülşen-i Şuarâ'da onu "kutbü'l-aktâb-ı zamân" (zamanın kutuplarının kutbu) diye anar ve belagatteki ustalığını över; Atâî ise şiirlerini "muhakkikane" (hakikati araştıran bir tarzda) bulur.
Eserleri
Hayâlî-i Gülşenî'nin bilinen tek eseri divanıdır. İkisi İstanbul'da (Millet Kütüphanesi ve Süleymaniye Kütüphanesi Yozgat 427), biri Ankara Millî Kütüphane'de olmak üzere üç nüshası vardır; Ankara nüshasını oğlu ve halefi Ali Saffetî istinsah etmiştir. Divanda âşıkane ve hikemî tarzda 377 gazel bulunur; Kaygusuz Abdal'ın "Dolabnâme"sine benzeyen bir manzume de dikkat çeker. Şair Şehzade Mustafa için bir mersiye, Rüstem Paşa'nın ölümüne paşanın günahları yüzünden azap çektiğini ima eden iki tarih, cömertliği ve adaletiyle tanınan Sadrazam Semiz Ali Paşa için de tarih ve kıt'alar yazmıştır. Türkan Alvan divan üzerine bir yüksek lisans tezi hazırlamıştır.
Şehzade Mustafa Mersiyesi
Mersiye, divanın Süleymaniye Kütüphanesi Yozgat 427 numaralı nüshasının 12-14. varaklarında yer alır ve Mehmed Çavuşoğlu tarafından yayımlanmıştır. "fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilâtün fâ’ilün" vezniyle yazılmış yirmi bentlik bir murabbadır ve her bent "N’eyleyem kıydun bana devletlü sultânum menüm" (Ne yapayım, bana kıydın, devletli sultanım benim) nakaratıyla biter. Şiir baştan sona şehzadenin ağzından yazılmıştır: ölen şehzade babasına kaybettiklerini, savaşmak istediği düşmanları, sadakatini ve uğradığı iftirayı anlatır. Recep Hasar, Hayâlî'yi padişaha sitem eden şairler arasında sayar ve şehzadenin "Ben bir zamanlar senin seçkin Mustafa'n değil miydim" diye sorduğu bendi örnek olarak aktarır. Semra Güler, aynı vezin ve biçimde yazılmış, şairi bilinmeyen ikinci bir mersiyenin bu şiire nazire olduğunu belirtir.
Şiirin dilinde "menüm", "yoh", "yıhdı", "kimi" gibi Doğu Türkçesine özgü biçimler bulunur; şairin Tebriz'de doğup büyümesi bu özelliği açıklayabilir. Bu gözlem bize aittir. Mersiyenin özgün metni, günümüz Türkçesiyle aktarımı ve yorumu bu kategoride ayrı bir yazı olarak yayımlanmıştır; şairin Amasya ve Şehzade Mustafa ile ilgisi bulunmayan öteki şiirleri bu çalışmanın kapsamı dışındadır. Öteki mersiyeler Şehzade Mustafa Mersiyeleri yazımızda, şehzadenin hayatı Şehzade Mustafa biyografisinde anlatılmıştır.
Kronoloji
890 (1485): Tebriz'de doğdu.
907 (1502): Babası İbrâhim Gülşenî ile Diyarbekir'e geldi; aile daha sonra Kahire'ye yerleşti.
936 (1529): İbrâhim Paşa'nın emriyle babasıyla birlikte İstanbul'a getirildi.
949 (1543): Sadrazam Lutfi Paşa ile hacca gitti.
960 (1553): Şehzade Mustafa'nın ölümü üzerine mersiyesini yazdı.
963 (1556): Bir süre İstanbul'da bulundu.
6 Şaban 977 (14 Ocak 1570): Kahire'de öldü.
Kaynakça
Akademik çalışmalar
- Türkan Alvan, "Hayâlî-i Gülşenî", TDV İslâm Ansiklopedisi, Ek-1, Ankara 2020, s. 547-549. https://islamansiklopedisi.org.tr/hayali-i-gulseni
- Mehmed Çavuşoğlu, "Şehzade Mustafa Mersiyeleri", İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Enstitüsü Dergisi, 12, 1981-1982, s. 683-686 (Hasar'daki aktarımla).
- Recep Hasar, Türk Edebiyatı'nda Padişah ve Şehzade Mersiyeleri, Yüksek Lisans Tezi, Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2018, s. 88, 101-102, 117-118, 517-521. https://hdl.handle.net/11352/2746
- Semra Güler, Şehzade Mustafa'nın Hayatı (1515-1553) ve Türbesi, Yüksek Lisans Tezi, Uludağ Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2011, s. 39-63. https://acikerisim.uludag.edu.tr/server/api/core/bitstreams/9a869e7a-300f-4995-9140-e0fdf233f8db/content
Çevrimiçi kaynaklar

