Osmâncıklıdır. Es-Seyyid Halîl bin Ahmed mahdûmudur. Köprü’de Fâzıl Ahmed Paşa medresesi müderrisi Kara Müderriszâde [228]Ahmed Efendi’nin şöhret-i ilmiyyesine binâ’en Köprü’ye gelip müşârün-ileyhin halka-i tedrîsine mülâzemet etdi. Yıllarca bundan tederrüs edib mücâz oldu.
Ba’dehû Amasya’da Çelebizâde Ömer, İkincizâde Abdullah, Sivas’da Tefsîrî Mehmed Efendilerden de usûl-i fıkıh ve kelâm, hadîs ve tefsîre müte’allik ulûm-ı âlîyedeki ma’lûmâtını tevsî’ ve ikmâl ederek avdetle Köprü’de ders-i âm oldu.
Yıllarca tedrîs-i ulûm edib mükerreren talebe-i ulûma icâzet verdi. Anadolu’da Kâzâbâdî Ahmed Efendi derecesinde bir fâzıl-ı meşhûr oldu. 1130’da Köprü fuzalâsından müftü ve müderris Elmaköylü el-Hâc Mustafa Efendi’nin irtihâli üzerine Köprü müftüsü ve Fâzıl Ahmed Paşa medresesi müderrisi oldu.
Bundan sonra on üç yıl da iftâ ve hadîs ve tefsîr ikrâsıyla iştigâl edib 1143’de dâr-ı na’îme irtihâl etdi. Gâyet fâzıl, muhakkik, ulûm-ı akliyye ve nakliyyede mâhir, müteşerri’, üstâzü’l-küll bir zât-ı sütûde-simât idi. Bin yedi yüz kadar talebe-i ulûmâ icâzet verdi. “Tarîkat-ı Muhammediyye”yi şerh etdi. “Çelebi Efendi” demekle meşhûr idi. [229]
Âkîfzâde Abdurrahîm Efendi “el-Mecmû’ mine’l-Meşhûd ve’l-Mesmû” adlı eserinde bu zâtın terceme-i hâlini yazdıktan sonra pek ziyâde medh ü senâ ediyor. Kibâr-ı fuzalâdan olduğunu yazıyor. Mahdûmları es-Seyyid Halîl, Abdullah, Mehmed Efendilerdir. Bunlara ve bunların evlâdına “Çelebizâdeler” denir. Evlâdı sırası geldikçe yazılır.