Amasyalıdır. Gökşenoğlu Mehmed Çelebi bin Abdurrahmân Efendi bin İbrâhim Efendi bin eş-Şeyh Alâeddîn Alî Çelebi mahdûmu ve Beşiktaşî eş-Şeyh Yahyâ Efendi bin Ömer Efendi bin eş-Şeyh Alâaddîn Alî Çelebi’nin ammizâdesidir.
Amasya’da ulemâdan tahsîl-i ulûm ve hattât-ı meşhûr Hayreddînzâde Mehmed Çelebi’den hutût-ı mütenevvi’ayı ahz ü temeşşuk edib İstanbul’a gitdi. Orada da hattât-ı meşhûr Amasyalı Şükrullâh Halîfezâde Pîr Mehmed Çelebi’den yazıp istikmâl etdi.
Ba’dehû Amasya vâlîsi Şehzâde Sultân Mustafa dîvânı ketebesinden olarak gelip bir müddet sonra şehzâdenin defterdârı oldu. 960 senesi şevvâlinde şehzâde-i müşârün-ileyhin şehâdeti üzerine Amasya hâssları emîni oldu. [231]
965’de Şehzâde Sultân Bâyezîd Amasya vâlîsi geldikte Hicâz’a gidip vartayı atlattı. Ba’de’l-Hâc İstanbul’a gidip 967’de Anadolu muhâsebecisi oldu. 974’de Sultân Murâd-ı Sâlis’in Amasya vâlîliğinde defterdârı olup geldi.
İki yıl kadar müşârün-ileyhin ma’iyyetinde îfâ-yı hizmet edib 976’da sânîyen Amasya hâsları emîni ve ba’dehû Amasya Dârb-hânesi emîni olarak hayli müddet devâm ve “Hacı Efendi” demekle iştihâr etdi.
986’da Kafkas ordusuna zehâ’ir-i askeriyyenin tedârik ü irsâline me’mûr olup vazîfesini mukdimâne îfâ eylediğinden 987’de Şirvân’ın fethi müyesser oldukta Özdemiroğlu Osmân Paşa vâlî ve bu da defterdârı oldu.
Fütûhât esnâsında ele geçen emvâl-i ganâyimin zabt u muhâfazasında vilâyetin tahsîlât-ı mâliyesinde müstakîmâne hareket ve hüsn-i hizmet eylediğinden 990’da Anadolu defterdârı olarak İstanbul’a geldi. Dârü’s-sa’âde ağası Habeşî Mehmed [232] Ağa’ya çattı.
993’de Özdemirzâde Osmân Paşa’nın vefâtını müte’âkib Mesîh Paşa sadr-ı a’zam oldukta azl edilip sene-i mezbûre şa’bânında sânîyen Anadolu defterdârı olduysa da paşanın infisâlinden korkup Haleb defterdârlığını tercîh ederek Haleb’e gitdi.
994 senesi rebîülâhirinde Mesîh Paşa’nın sadâretten isti’fâsı üzerine şıkk-ı sânî defterdârı olarak İstanbul’a geldi. 995 senesi evâ’ilinde Başdefterdâr İbrâhim Paşa’nın azliyle yerine başdefterdâr oldu.
996 senesi muharreminde azl edilip çok geçmeden Sultân Murâd-ı Sâlis’in Medîne-i Münevvere’de yaptıracağı imâret ve hayrât-ı şerîfesinin binâ emîni ve Hicâz emvâlî nâzırı olarak Medîne-i Münevvere’ye gitdi. Orada üç yıl kadar kaldı.
999’da Dârü’s-sa’âde ağası Habeşî Mehmed Ağa’nın vefâtı üzerine azl edildiğinden Amasya’ya gelip ihtiyâr-ı tekâ’üd eyledi. Altı yıl kadar Amasya’da imrâr-ı hayât edib 1006 senesi zilhiccesinde dâr-ı mükâfâta intikâl etdi. [233]
Âlim, kâmil, afîf, muktedir, hattât-ı meşhûr idi. Müstakîmzâde Süleyman Sa’deddîn Efendi “Tuhfetü’l-Hattâtîn” adlı eserinde diyor ki: “Mustafa: Amasîdir. Hüsn-i hattı şeyh-i merhûmun hafîdleri Pîr Mehmed bin Şükrullâh Halîfe’den yazmışdır. Elf-i kâmilden sonra yazdığı âsâr-ı kalemi ziyâret olundu.”
Mahdûmları el-Hâc Abdurrahmân, Mehmed Efendilerdir. Bunlara ve bunların evlâdına “Hacı Efendizâdeler”dendi. Hacı Abdurrahmân Çelebizâde Defterdâr İbrâhim Paşa ile diğer mahdûmu ulemâdan Mehmed Efendi ve bunun mahdûmu Abdulbâkî Çelebi’dir. Abdulbâkî Çelebizâde silahdâr-ı şehrîyârî Ömer Paşa’dır.
Mehmed Efendizâde mevâliden Ömer Efendi olup bunun mahdûmu İbrâhim Efendi de mevâlidendir. Bunun mahdûmu Mehmed Efendi “Nâ’ib” demekle meşhûr olduğundan evlâdına “Nâ’ibzâdeler” dendi. Ömer Paşa’nın mahdûmları da Abdulbâkî, Nu’mân Beylerdir.
Hacı Mehmed Efendi de Amasya’da “Hacı Efendi” demekle meşhûr olup mahdûmu Sarı Mehmed Ağa 1058’de garazen maktûl oldu. Oğulları Şeyh Mehmed, Mustafa, Emrullâh [234]Ağalardır. Şeyh Mehmed Ağa 1079’da vefât etdi. Amasya’da dârü’l-kurrâsı vardır. Mahdûmları Bağdâd vâlîsi Vezîr Ahmed Paşa ile Amasya müftüsü el-Hâc Ömer Efendi’dir. Bunun evlâdına “Müftüzâde” dendi.
Mustafa Ağa silahdâr-ı şehriyârî Ömer Paşa’nın kethüdâsı iken 1095’de vefât etdi. Oğulları ricâlden el-Hâc Ebûbekir, Dervîş Mehmed Ağalardır. Hacı Ebûbekir Ağa’nın evlâdı Amasya’da “Hacı Efendizâde”likle meşhûr a’yândandır. El-Hâc Emrullâh Ağa da 1098’de fevt oldu. Mahdûmu vüzerâdan Alî Paşa’dır.