Amasyalıdır. Defterdâr Edâi Bey’in birâderi Mehmed Çelebi bin mîr-livâ Hamza Bey bin el-Hâc İlyas Bey bin defterdâr Hacı Perviz Bey’in mahdûmudur. Gençliğinde İstanbul’a gelip muhasebe-i Şehriyârî Amasyalı Ayşe Hubbî kadına intisâb ederek Dîvân-ı Hümâyûn Kalemine girdi.

Enderûn’da tahsîl ve terbiye görüb Üçüncü Sultân Murâd Hân’ın teveccühâtını kazanmış olduğundan matbah-ı âmire kâtibi ba’dehû Dîvân-ı Hümâyûn kâtibi, 988 senesi evâilinde Reîsü’l-küttâb olup şa’banında Muvakki-i Dîvân-ı Hümâyûn ya’nî nişâncı oldu.[260]

Bu esnâda meşhûr Kaçanıklı Sinan Paşa sadrâzam oldukda Köstendil Sancağı Beyi Feridun Bey 989 senesi muharreminde İstanbul’a celb edilerek nişâncılığa nasb edilmesi üzerine Köstendil Sancağı Beyi olarak taşra gönderildi.

990’da Sinan Paşa’nın azli ve Siyavuş Paşa’nın sadâreti üzerine Köstendil’den celb ve davet edilerek Sûr-ı Hümâyûn Nâzırı oldu. 992’de Özdemîrzâde Osmân Paşa sadrâzam ve serdâr-ı ekrem oldukda sânîyen Reîsü’l-küttâb olup sadr-ı müşârün-ileyh ile beraber Şirvân’a gitdi.

993’de Osmân Paşa’nın Tebriz’de irtihâli üzerine Mühr-i Hümâyûn’ı alıb İstanbul’a getirdi. Müteâkiben Mesih Paşa sadrâzam oldukda riyâsetden azlini emel ve Sultân Murâd-ı Salis de ibkâsını fermân buyurduğundan makâm-ı sadâret tebeddül etdi.

994 rebîülâhirinde sadrâzam olan Siyavuş Paşa ile harbe gidip 995’de azl edildiğinden ordudan İstanbul’a avdeti emr edildi. Bu da kendisinin ricâsından neş’et etmişdi. İstanbul’a vüsûlünden az sonra 996 [261] senesi evâilinde rikâb-ı hümâyûn Reîsü’l-küttâbı oldu.

997 senesi Sikke Vak’ası’nda sadrâzam olan Koca Sinan Paşa’nın istirkâbına binâen 998’de isti’fâya mecbûr olup kûşe-i inzivâya çekildi. 999’da Sinan Paşa’nın azli üzerine rikâb-ı hümâyûn kethüdâsı ve 1000 senesi şevvâlinde sânîyen nişâncı oldu. 1003 senesi şevvâlinde Anadolu beylerbeyi pâyesiyle tekrîm edildi.

1005 senesinde Defterdâr Burhâneddîn Efendi’ye tekaddüm edemediğinden dolayı isti’fâ edib 1006’da sâlisen nişâncı oldu. 1007’de İbrâhim Paşa’nın sadâretinde azl edilib 1008’de Sultân Mehmed-i Sâlis’in arzusuyla dördüncü defa olarak nişâncı oldu.

1012’de vezîr-i kubbe-nîşîn olarak kâ’im-makâm-ı sadr-ı âlî Cerrâh Mehmed Paşa’nın hastalığında vekil oldu. Cerrâh Paşa’nın azline bâis olarak kâ’im-makâm-ı sadr-ı âlî olmak emelinde iken Kâsım Paşa kâ’im-makâm oldukda vezâretden azl edilib 1013 senesi zilhiccesinde vefât etdi.

Münşî, kâtib, müdebbir, muktedir, ehl-i dâniş [262] mizâc-gîr, dârü’s-saâde ağalarının himâyesine mazhâr bir zât idi. Mahdûmları Yahya, İlyas Beylerle Vezîr Mehmed Paşa’dır. Bunun mahdûmu İbrâhim Bey de ümerâdandır.