Muharriri
İstanbul Evkâf Müdüriyetinde Mebâni-i Dîniyye Mümeyyizi Amasyalı Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn [2]
Amasya Târîhi
Amasya Târîhi’nin ikinci bâbı-Amasya vilâyetinin Türkler eline geçdiği günden i’tibâren Amasya vilâyeti dâhilinde tevellüd, zuhûr, ikâmet ve birer sûretle iştihâr eden mülûk, ümerâ, vüzerâ, erkân, sudûr, ulemâ, kudât, hükkâm, a’yân, şu’arâ, üdebâ, lutefâ, küttâb, hattâtân, erbâb-ı hayr u şer, ashab-ı sanâyi’ ve eser olan ricâl ve nisânın mümkün ve ma’lûm olabildiği kadar terâcim-i ahvâlini, siyer ü menâkıbını, sülâle ve ensâbını kayd ve tahrîr eder.
Lâkin terâcim-i ahvâli yazılan zevâtın çokluğuna binâen aranılan kimselerin tercemelerini kolayca bulabilmek için bunlar hurûf-ı hecâ üzerine tertîb ve terceme sahiplerinin ilk harfi ihtiyâr edildi. Bunun için ikinci bâb, hurûf-ı hecâ adedine müsâvî olarak yirmi sekiz fasıla ayrıldı. [3] Ba’zı erbâb-ı terâcimin yapdığı gibi terceme sahiplerinin âbâ ü ecdâdını hurûf-ı hecâ üzerine tertibe imkân görülemediğinden ma’lûm olduğu suretde zaman-ı vefâtları, olmadığı takdirde zaman-ı hayatları i’tibâriyle tertîb ve kayda mecburiyet hâsıl oldu. Lakâb ve künyelerle meşhûr olanlar da şöhretleriyle yazıldı.
Günümüz Türkçesiyle
Yazarı
İstanbul Evkaf Müdürlüğü'nde Dinî Yapılar Müfettişi (Mebâni-i Dîniyye Mümeyyizi) Amasyalı Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn
Amasya Tarihi
Amasya Tarihi'nin ikinci babı, Amasya vilayetinin Türklerin eline geçtiği günden başlayarak Amasya vilayeti sınırları içinde doğan, ortaya çıkan, yerleşen ve çeşitli yönleriyle ün kazanan hükümdarların, beylerin, vezirlerin, devlet ricalinin, ileri gelenlerin, büyük âlimlerin, âlimlerin, kadıların, yöneticilerin, ayanın, şairlerin, edebiyatçıların, nüktedan ve zarif kişilerin, kâtiplerin, hattatların, iyilik ve kötülük yolunda adı geçenlerin, sanat sahiplerinin ve eser bırakmış erkek ve kadınların hâl tercümelerini, yaşam öykülerini ve menkıbelerini, soy ve nesep zincirlerini mümkün olduğu ve bilinebildiği kadar kaydeder ve yazar.
Ancak hâl tercümeleri yazılan kişilerin çokluğu yüzünden, aranılan kimselerin tercümelerini kolayca bulabilmek için bunlar harf sırasına göre dizildi ve tercüme sahiplerinin ilk harfi esas alındı. Bunun için ikinci bab, harflerin sayısına denk olarak yirmi sekiz fasla ayrıldı. Bazı tercüme yazarlarının yaptığı gibi tercüme sahiplerinin ata ve dedelerini harf sırasına göre dizmeye imkân görülemediğinden, ölüm zamanları biliniyorsa ona göre, bilinmiyorsa yaşadıkları zamana göre sıralamak ve kaydetmek zorunluluğu doğdu. Lakap ve künyeleriyle tanınmış olanlar da şöhretleriyle yazıldı.
Açıklamalar ve Araştırma
Metindeki Eski Kelimeler
- muharrir: yazar
- mümeyyiz: denetleyen kişi, müfettiş
- mebâni-i dîniyye: dinî yapılar (cami, mescit, medrese gibi)
- bâb, fasıl: bölüm, bölümün alt bölümü
- terâcim-i ahvâl: hâl tercümeleri, yaşam öyküleri
- siyer ü menâkıb: yaşayış biçimi ve kişi hakkında anlatılan olağanüstü hikâyeler
- sülâle ve ensâb: aile ve soy zinciri
- hurûf-ı hecâ: harflerin sıralaması, alfabe sırası
- a'yân: şehrin ileri gelen aileleri ve kişileri
- künye: "Ebû ..." gibi, kişinin asıl adının yanında kullanılan ad
Yazar ve Eserin Yapısı
Abdîzâde Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar 1869 yılının Kasım ayında Amasya'nın Çeribaşı Mahallesi'nde doğdu. İlim hayatına çocuk yaşta Amasya'nın tanınmış kişilerinin hayatını araştırarak başladı. Sonraki çalışmalarını Türk dili ve tarihi üzerinde yoğunlaştırdı. 10 Şubat 1939'da İstanbul'da Şişli'deki evinde öldü ve Feriköy Mezarlığı'na gömüldü.
Amasya Tarihi aslında on iki ciltlik bir eserdir. İstanbul'da 1912-1928 arasında yalnızca dört cildi basılabilmiştir. Amasya Belediyesi eseri 1979'da satın almış, beşinci cilt kayıp olduğu için bu cilt elde yoktur; altıncıdan on ikinciye kadar olan yazma ciltler ise Süleymaniye Kütüphanesi'nde emanet olarak durmaktadır. Altıncı cilt, Amasya'da yaşamış kişilerin yaşam öykülerinden oluşan ikinci babı açar.
Kitabın Düzeni
Hüsameddin, tercümeleri doğum ya da ölüm sırasına göre değil, kişilerin adlarının ilk harfine göre dizmiştir. Bu sebeple yirmi sekiz harfe yirmi sekiz fasıl ayrılmıştır. Aynı harf içinde ise sıra, adın sonraki harflerine göre gider. Birinci fasılda bunun izini görmek mümkündür: Âbâd, Âbak, Abdâl gibi "ab-" ile başlayan adların ardından "at-", "ac-", "ad-", "az-" ve "ar-" ile başlayan adlar gelir. Görüldüğü kadarıyla sıralama, adların Arap harfleriyle yazılışına göre yapılmıştır ve bugünkü Latin harfli sıralamadan ayrılır.
Ad yazılışları da dikkat ister. Kişiler çoğu zaman gerçek adlarıyla değil, lakaplarıyla, meslekleriyle ya da soyadı yerine geçen aile adlarıyla anılır; "Çekemzâde", "Hâbilzâde", "Seydîzâde" gibi. Hüsameddin lakap ve künyeyle tanınanları bu şöhretleriyle yazdığını açıkça belirtir.
Kaynakça
Birincil kaynaklar
Akademik çalışmalar