Buhârâlıdır. Abdullah bin Alî mahdûmudur. Buhârâ’da [606] Sadrü’ş-şerî’a Abdullah-bin Mes’ûd el-Buhârî’nin tilmîzî olan Mevlânâ Hâfızüddîn Ebû Tâhir Mehmed bin Mahmûd el-Buhârî’den iktisâb-ı fezâ’il edib Timurlenk’in şerrinden bilâd-ı Rûm’a geldi. Amasya’da ikâmet etdi.
Bir müddet Amasya’da tedrîs-i ulûm edib Şeyhülislâm Gümüşlüzâde Mevlânâ Celâleddîn Abdurrahmân Çelebi sohbetinde me’ârif-i sûfiyye ve âdâb-ı tarîkat-i Halvetiyyeyi ahz ü tekmîl ederek pîrân-ı Halvetiyye silkine girdi.
Çelebi Sultân Mehmed Hân’ın vüzerâsından Ya’kûb Paşa 814’de câmii ve zâviyesini ikmâl etdikde burada ikâmet ve Abdurrahmân Çelebi’nin irtihâlinden sonra bu zâviyede meşîhat edib 832’de dâr-ı kudse irtihâl etdi. Gâyet fâzıl, muhakkik, zâhid, muhaddis, vâ’iz, müfessir, sâlih bir pîr-i muhterem idi.
Mahdûmları Abdullah, Abdurrahmân Çelebilerdir. Abdurrahmân Çelebizâde İzzeddîn Hasan Çelebi ve bunun mahdûmları Abdurrahmân, Sâlih, Mehmed Çelebilerdir. Pîr Mehmed Çelebioğulları Fethullâh, Hasan Efendiler ve Fethullâh [607] Çelebizâde eş-Şeyh Abdüllâtîf Efendi ve eş-Şeyh Hasan Efendizâde eş-Şeyh Abdurrahmân Efendi meşâhîr-i meşâyihden idiler.
Eş-Şeyh Abdurrahmân Efendi, Ya’kûb Paşa zâviyesi şeyhi ve vakfı mütevellîsi olup meşîhat ve tevliyet bu zâtın evlâd-ı kirâmı uhdelerinde kaldı. Bunlara ibtidâ Buhârîzâdeler, sonra Şeyhzâdeler dendi. Bu Abdurrahmân Efendi’nin oğulları hayli müddet devam etdi.