Amasyalıdır. Şeyhülislâm Cemâlîzâde Zenbîlî Ali Efendi bin Kemâleddîn Ahmed Çelebi mahdûmudur. Pederi [136] Amasya’da müderris iken 891’de doğdu. Pederinden ve Mü’eyyedzâde Abdurrahmân Efendi’den ahz-ı ulûm u fezâ’il edib pederinin dânişmend ü mülâzımı iken müderris ü ders-i âm oldu.
İstanbul ve Edirne’de medâris-i adîdeye müderris olup Sahn-ı Semâniyyeye kadar irtikâ etdiği hâlde 927’de vefât etdi. Âlim, fâzıl, şâir, müverrih, edîb, muhâzarâta vâkıf, tevârihe âşinâ, belîğ, gâyet zarîf bir zât idi.
Devlet-i Osmâniyye Târîhini Sultân Osmân’dan Sultân Selîm Hân devrine kadar yazıp “Rûhî Târihi” demekle meşhûr oldu. Dîvân-ı eş’ârı vardır. “Fâzıl Rûhî Çelebi” demekle meşhûr olduğundan Âşık Çelebi Fâzıl kelimesini târih-i tevellüdü 911 olarak yazmışdır. Târîh-i tevellüdü “Feyyâz” 891’dir. Fâzıl kelimesi şöhretidir. Şu beytler âsâr-ı tab’-ı âlîsidir.
Öldügümden sonra dil dökmezse sîne-çâkini
Yakıser nâr-ı derûnum sûzı kabrim hâkini [137]
Bu da onundur:
Gün yüzünden zülfünü ref’ eyle gel ey mâh-tâb
Bî-fetîl olmaz gözüm nûrı bu rûşendir çerâğ