Lâdiklidir. Oranın a’yân-ı sâdâtından es-Seyyid Nûreddîn Hamza bin es-Seyyid Haydâr bin es-Seyyid İzzeddîn Hasan bin es-Seyyid Sâbıküddîn Ebûbekir bin es-Seyyid Şemseddîn Ahmed el-kebîr er-Rifâ’î mahdûmudur.

Bir müddet Amasya’da tahsîl-i ulûm edib sonra seyâhate çıktı. Bilâd-ı Rûm u Hind’in mühimlerini gezdikten sonra Îrân’a gitdi. Vardığı yerlerin fuzalâsından ahz-ı ma’ârif ederek Îrân şâhı Bayındurlu Uzun Hasan Şâh nezdinde kaldı.

Akl ü kiyâseti, ilm ü fazîleti sâyesinde hükümdâr-ı müşârün-ileyhin nazar-ı takdîrini celb edib müşâvirân-ı hâssasından oldu. 896’da Uzun Hasan’ın şehzâdegânı arasına giren nizâ’ ü cidâl esnâsında fevt oldu. Âlim, âkil, müdebbir, kâmil, edîb idi. Mahdûmu es-Seyyid Şemseddîn Ahmed Çelebi Şâh İsmâ’îl’in hurûcu esnâsında kaçıp Amasya’ya geldi. Sultân Selîm Hân tarafından Îrân’ın tecessüs-i ahvâli için gönderilmişdi. [122]