Amasyalıdır. Esbak Amasya kadı-l-kudâtı Mevlânâ Ziyâeddîn [229]Ebû’l-Mekârim Mes’ûd bin Esed el-Hallâtî mahdûmu ve Mevlânâ Şemseddîn Ebû’l-Kâsım Ahmed Çelebi’nin birâderidir. Amasya ulemâsından ve hâssaten Seyyid Şerîf Cürcânî tilmîzi ve Sultâniyye-i Merzifon müderrisi Mevlânâ Ferîdüddîn Mehmed bin İbrâhim ed-Devvânî’den iktisâb-ı fazl ü kemâl edib ders-i âm ve müderris-i be-nâm oldu.

Çelebi Sultân Mehmed Hân’ın evâhir-i saltanatında Hacı Şâdgeldi Paşa Medresesi, ya’nî Sarâchâne müderrisi olup neşr-i ulûm u fezâ’ile hasr-ı evkât ederek üstâzının kazaskerliğinde Sivas kadısı ve 838’de Amasya kadı’l-kudâtı oldu.

841’de Amasya vâlîsi olup gelen Şehzâde Sultân Mehmed Hân’ın defterdârı ve ba’dehû Amasya vâlîsi olan Şehzâde Sultân Alâeddîn Bey’in vezîr ü müsteşârı oldu. Bu esnâda “Şeyh Paşa” demekle iştihâr etdi.

846’da Şehzâde-i müşârün-ileyhin vukû-ı şehâdetine binâ’en Rûmiyye vilâyeti müfetdişi hükkâmı olup bütün vilâyetin bilâd ü kasabâtı kadılarını ve sicillâtını tedkîk u teftîşe me’mûr oldu. İmzâlarını “Sa’d bin Mes’ûd [230] el-Müfetdiş bi’l-vilâyeti’r-Rûmiyye” diye vaz’ etmiş olduğu müte’addid cihetlerde görüldü.

Ba’dehû Anadolu vilâyeti kadı’l-kudâtı olup Ankara’da ikâmet etdi. 856’da Bursa kadı’l-kudâtı görülüp İstanbul’un fethinden az sonra vefât etdiği zann olunur.

Çünkü 859’da Amasya’da kâ’in emlâk u çiftlikâtı iki mahdûmu Necmeddîn Zekeriyyâ, Sirâceddîn Yahyâ ve kerîmesi Fâtıma Hundî Hâtun aralarında taksîm edilmiş olduğu anlaşıldı. Bu hüccette “el-merhûm el-mağfur leh Şeyh Paşa bin Mes’ûd” ve Şeyh Zekeriyâ-yı Halvetî vakfiyesi’nde de “Zekeriyyâ bin Şeyh Paşa bin Mes’ûd” görüldü.

Şeyh Sa’deddîn Ali Paşa, gâyet fâzıl, muhakkik, usûl ü fürû’a vâkıf, elsine-i selâsede tanzîm-i eş’âra kâdir, edebiyât u muhâzarâtta mâhir olduğu Halîmî Çelebi merhûmun şerh-i kasîdesinden anlaşıldı. Rûmiyye müfetdişleri arasında en ziyâde bu zâtı medh ü senâ etdiği [231] görüldü.