Amasyalıdır. Amasya’nın meşâhîr-i fuzalâ ve şuarâsından “Küçük Hâce” demekle meşhûr Mehmed İlmî Efendi bin Abdullah Remzi Efendi’nin mahdûmudur. Amasya ulemâsından ve hâssaten “Uzun Müderris” demekle meşhûr Fâzıl Mehmed Efendi’den ikmâl-i tahsîl edib İstanbul’a gitdi.

Köprülüzâde Fazıl Ahmed Paşa ile Amasya’da muârefesi olduğundan bir müddet ders-i âm olup sonra kudât silkine girdi. İbtidâ sancak sonra vilâyet merkezlerine ve hâssaten Uyvar, Girit, Kamaniçe, Hotin gibi eyâlât-ı meftûhaya kadı oldu.

1097’de ihtiyâr-ı tekâüd edib emlâk ve nukûdunu vakfederek Sultân Fatih Câmi-i şerîfinde eczâ-yı şerîfe vaz’ ve bu vakfının tevlîyetini dâmâdı Amasyalı Sefer Ağazâde Mahmûd Çavuş’a ve bunun evlâdına şart etdi. 1100 senesi hudûdunda vefât etdi. [188]

Âlim, şâir, edîb, müstakîm, hattât-ı meşhûr idi. Ta’likde mahâreti vardı. Müstakîmzâde Süleyman Sâdeddîn Efendi “Tuhfetü’l-Hattâtîn” adlı eserinde diyor ki : “Mehmed Şevkî şehrîdir. Nefeszâde Seyyid İsmail Efendi şâkirdlerindendir (Muğnî). 1100 târihi hudûdunda rihlet eyledi.

Sâdeddîn Efendi’nin “şehrîdir” demesi herhalde kuravî değildir, demek olacakdır. Çünkü bu zâtın Amasyalı olduğunda şüphe yokdur. Müderris Abdî Efendi “Tezkeresi”nde merhûmun peder ve ceddîni ve “Hâcezâde” demekle meşhûr olduğunu beyân etdikden sonra “Amâsî hattâtlarından Fazlullah Efendi’den hutût-ı mütenevviayı ahz ve temeşşûk etdiğini” yazıyor. Sonra İstanbul’a gidip Amasyalı Nefeszâde Seyyid İsmail Efendi’den de temeşşûk etmiş demekdir. Sâlim Efendi “Tezkere”sinde “Hâcezâde” demekle meşhûr olduğu ve vakfiyesinde Amasyalı olduğu ve dâmâdı da Amasyalı Sefer Ağazâde Mahmûd Çavuş olduğu mûsârrahdır. [189]