Amasya sipâhilerinden Kethüdâ Hacı Ali Ağa’nın oğludur. Züamâdan olup Şirvân muhârebâtında şecâatle nâmdâr oldu. Celâlî eşkiyâsı vakalarında yararlıklar gösterdiğinden Amasya Alaybeyi olup Lehistân harbine gitdi.
Ancak 1031 recebinde Sultân Osmân’ın şehâdetine pek müteessîr olduğundan Abaza Mehmed Paşa’ya uyup yeniçerilerden intikâm [221] almaya kalkışdı. Abaza Paşa’nın ordusunda bölükbaşı olarak çalışdı. Sonunda arkadaşlarıyla beraber 1035’de devlete dehâlet edib şecâatine ve eski hizmetlerine binâen mîrlivâ olup 1036’da Divriği Sancağı Beyi oldu.
Bu esnâda Bağdat muhârebesine me’mûr olup Hâfız Ahmed Paşa’nın maiyyetinde bulundu. Ba’dehû sancaklara mutasarrıf olup Erzincan Sancağı Beyi olarak Revân harbine gitdi. Revân Kalesi’nin fethi esnâsında büyük yararlıkları görülmüş iken aldığı yaralarla şehîden 1045’de vefât etdi.
Gâyet yiğit, din ü devlet hâdimi bir emekdâr idi. Mahdûmu Habib Bey de meşhûr yiğitlerden biri olup tercemesi yukarıda yazıldı. Evlâdı “Şeyhî Beyzâdeler” diye meşhûrdur.