Habîbî Hasan Çelebi, Amasya'nın şehir yönetiminde kalem işleri görmüş, mukataa kâtipliğinden şehir kethüdalığına ve sandık eminliğine yükselmiş bir memurdu. Onu şair olarak tanıyan ilk kaynak ise bugün elde bulunmayan bir kitaptır: Amasyalı müderris Abdî Efendi'nin XVII. yüzyıl şairlerini topladığı tezkire. Hüseyin Hüsâmeddîn Yasar, Amasya Tarihi'nde Hasan Çelebi'nin hayatını birkaç satırla verir ve maddeyi "Abdî Efendi 'Tezkire-i Şu'arâ'sında mezkûrdur" sözüyle bitirir. 1078 (1667-68) yılında ölen kâtibin şiirlerinden hiçbiri elimize geçmemiştir.

Hayatı

Madde, kitabın sekizinci cildindedir:

Amasyalıdır. Sipâhîler ağası Habîb Ağa’nın akrabâsından Alî Bey’in oğludur. Amasya’da küttâb ü ümenâ zümresinden olup bir müddet mukâta’alar kâtibi ba’dehû şehir kethüdâlığı, sandık emîni oldu. 1078’de vefât etdi. Şâ’ir, kâtib idi. Abdî Efendi “Tezkire-i Şu’arâ”sında mezkûrdur.

Bugünkü dille: Amasyalıdır. Sipahiler ağası Habîb Ağa'nın akrabasından Ali Bey'in oğludur. Amasya'da kâtipler ve eminler zümresindendi; bir süre mukataalar kâtibi, sonra şehir kethüdası ve sandık emini oldu. 1078'de öldü. Şair ve kâtipti. Abdî Efendi'nin şairler tezkiresinde adı geçer.

Üç görev de şehrin mali ve idari işlerine bakar: mukataa kâtibi, iltizama verilen devlet gelirlerinin defterleriyle uğraşırdı, sonraki iki görev ise onu doğrudan şehrin yönetimine ve parasına yaklaştırmıştır. Hüsameddin bu görevlerin yıllarını vermez, sırasını verir: Hasan Çelebi kalemden başlamış, şehir işlerine geçmiştir. Doğumu, öğrenimi ve hocaları üzerine madde sessizdir.

Aydınoğulları ve Habîb Ağa

Ailenin adı, Hüsameddin'in altıncı ciltten itibaren izlediği Aydın Bey soyuna işaret eder. Bu soydan beyler XIV. yüzyıldan beri Saz mâlikânesini tasarruf etmiş, Varna'da ve Çaldıran'da şehit vermiş Amasyalı bir ümera ailesidir. Maddede adı geçen "sipâhîler ağası Habîb Ağa" da aynı ailedendir: Habîb Ağa-Şeyhî Beyzâde, "Aydın Beyzâdeler"den mirliva Şeyhî Mehmed Bey'in oğludur. Bir tımarla sipahi olmuş, Amasya kethüdayeri, 1053'te (1643-44) Sivas mütesellimi, 1055'te (1645-46) Tokat voyvodası ve Amasya beytülmal emini olmuş, 1056'da Girit seferine gitmiş, 1057'de (1647) gösterdiği yararlıklar üzerine sipahiler ağası olmuş, 1059 (1649) başlarında İstinye kalesine girerken şehit düşmüştür.

Habîb Ağa'nın maddesi onun oğullarını Ali, Hasan ve Hüseyin Beyler diye sayar. Hasan Çelebi'nin babasının adı da Ali Bey'dir. Bu Ali Bey'in Habîb Ağa'nın oğlu olup olmadığı belli değildir: Hüsameddin onu yalnızca "akrabâsından" diye anar. "Habîbî" mahlasının, ailenin bu en tanınmış adına bir bağlılık ifadesi olarak seçilmiş olması akla yatkındır; ama kaynak mahlasın nereden geldiğini söylemez, bu yalnızca bir ihtimaldir.

Hüsameddin'in sekizinci cildinde Hasan Çelebi'nin maddesinden hemen önce "Habîbî İsmâ'îl Efendi-Yamak Şeyhzâde" başlıklı ikinci bir madde vardır; yazar bu maddenin başlığını koymuş, metnini yazmamıştır. Aynı mahlası taşıyan bu ikinci kişinin Aydınoğlu Hasan Çelebi ile bir ilgisi bilinmez. Onun hakkında bilinenler İsmâil Efendi-Yamak Şeyhzâde başlığı altında toplanmıştır.

Şiiri

Abdullah Paşa Dârülhadisi müderrisi Abdî Efendi'nin, 1000-1081 yılları arasında yaşamış Amasya şairlerini anlatan tezkiresi Hüsameddin'in elindeki nüshayla birlikte yanmıştır; başka bir nüshası bilinmiyor ve Hüsameddin de oradan Hasan Çelebi'ye ait bir beyit aktarmamıştır. Habîbî Hasan Çelebi'nin şiirlerine ulaşılamamıştır. Geriye kalan bilgi şundan ibarettir: 1078'de öldüğüne göre tezkirenin kapsadığı yılların sonuna yetişmiş, Abdî Efendi de onu şehrin şairleri arasında saymıştır. Hüsameddin'in şair saydığı kişileri derleyen Metin Hakverdioğlu da Habîbî'yi listesine almıştır. Tezkirenin kendisi ve andığı öteki şairler için: Abdî Efendi'nin Amasya Tezkiresi.

Kronoloji

1057 (1647): Akrabası Habîb Ağa sipahiler ağası olur.

1059 (1649) başları: Habîb Ağa İstinye kalesine yapılan hücumda şehit düşer.

1078 (1667-68): Habîbî Hasan Çelebi ölür.

Kaynakça

Birincil kaynaklar

Çevrimiçi kaynaklar