Amasyalıdır. Tercemesi aşağıda yazılan Tayyib Efendi’nin oğludur. Amasya’da mukaddimât-ı ulûmu görüp İstanbul’a gitdi. Kınalızâde Hüseyin Çelebi Dârü’l-ifâdesinde tahsîl-i ulûm ile iştigâl ve Muallimzâde Ahmed Efendi’den tahsîlini ikmâl ederek nâil-i mülâzemet oldu. Ba’dehû tedrîs-i ulûm edib ba’zı medârise müderris ve Kırk’dan ma’zûl iken 1000 senesi hudûdunda vefât etdi.
Âlim, zekî, şâir olup genç iken dünyadan gitdi. “Zeyl-i Şakâyık”da birâderi Abdürrahîm Efendi’nin tercemesi zeylinde tercemesi ve şu eş’ârı yazılıdır:
Beyit:
Yine sâkî mey-i gûlgûne yasak var gibi
Bâdenin katresi yok la’l-i leb-i yâr gibi
Gazel
Ham olmuş yâ kaşın râ gibi zerrîn efser altında
San ol râdur ki yazmış kâtib-i kudret zer altında
Gelürdi raksa hâkim gird-i bâd-ı şevk ile dâim
Gubâr olsa tenüm pây-ı semend-i dilber altında
Nesîm-i subh gül-rîz olmasun gülşende dildâre
Olur nâzik teni âzürde gülberg-i ter altında
Sakın aldanma lu’bet-bâz-ı dehrin mekrine Şeyhî
Neler peydâ ider ol bu kebûdî çâdur altında [219]