Amasyalıdır. Meşâhîr-i fuzalâdan Molla Bahşî Halife’nin oğludur. “Şerefeddîn Ya’kûb Efendi” demekle meşhûrdur. Hâssaten pederinden ahz-ı ulûm edib yıllarca ders okutdu. Amasya’da müteaddid medreselere mükerreren müderris oldu. Sonra Habîb Karamanî hulefâsından Şeyh Cemâleddîn Mehmed Halvetî’ye intisâb ederek nâil-i hilâfet olup Sultân Bâyezîd Câmii kürsî şeyhi [218] oldu.
Bu va’ziyye vazîfesine kanâat edib müderrisliği bırakdı. Sultân Bâyezîd Câmiinde tefsîr ve hadîs tedrîsâtına devam ederek ulemâ ve halkın istifâde ve irşâdına çalışdı. Amasya vâlisi Şehzâde Sultân Mustafa ahyânen derslerini dinler ve istifâza eylerdi.
Bütün ömrünü ibâdet, tedrîs-i hadîs ve tefsîre ve halkı vaazıyla irşâda hasredip kimseden nesne almaz kimsenin hânesine, konağına gitmez, kendisine mürâcaat edenlerin dinî işlerine yardımlar ederdi. Son demlerinde bütün halâıkdan kesilip tanrısına rabt-ı kalb ederek 963’de vefât etdi. Kibâr-ı ulemâdan âbid, müteşerri’, zâhid, müttakî bir kâmil idi. Mahdûmu eş-Şeyh Abdullah Efendi’dir.
Evlâdı “Şeyh Ya’kûbzâdeler” demekle meşhûrdur. Bunlardan Ya’kûb Efendi, bunun oğulları Amasya müftüsü Mustafa Efendi, vâiz-i meşhûr Sinan Efendi, bunun oğlu Nasûh Efendi, Müftü Mustafa Efendi ahfâdından İstanbul meşâyihinden Ya’kûb Gafûrî meşhûrdur.