Amasyalıdır. Kibâr-ı fuzalâdan Amasya müftî-i meşhûru ve müderris Mevlânâ Abdî-i Amasî mahdûmudur. Pederinden tahsîl-i ulûm ederek Sultân Bâyezîd-i Sânî cülûsunda İstanbul’a gitdi. Hatîbzâde Muhyiddîn Mehmed Efendi’den ikmâl-i tahsîl ederek mülâzım ve ba’dehû müderris oldu.
Ba’dehû ba’zı bilâd-ı mühimmeye kadı olup umûr-ı hesâbiyyede mahâreti olduğundan Sultân Bâyezîd evkâfı mütevellîsi ba’dehû Anadolu defterdârı, 913’de Rûmeli kethüdâsı ve 916’da baş defterdâr olarak temâyüz etdi.
917 vak’asında Rûmeli Kazaskeri Mü’eyyedzâde [212] Abdurrahmân ve Nişâncı Tâczâde Ca’fer Efendilerle beraber azl edildi. Çünkü Amasya vâlîsi Şehzâde Sultân Ahmed’in tahta iclâsı tarafdârı oldukları zann edilmişdi.
918 senesi saferinde Sultân Selîm Hân’ın cülûsunda Bursa’da Fahreddîn Medresesi müderrisliği verilip oraya gönderildi. Sekiz yıl kadar tedrîs-i ulûm ve ibâdetle iştigâl edib 926 senesi evâhirinde dâr-ı bekâya irtihâl etdi. Fâzıl, muhâsib, müdebbir, edebiyâta vâkıf idi.