Lâdiklidir. Kazâ dâhilinde kâ’in Rûm köyünden Halîl’in mahdûmudur. Amasya’da kibâr-ı fuzalâdan “Koca Emîr” demekle meşhûr İbrâhim Efendi’den tahsîl-i fezâ’il edib ders-i âm ve bir müddet Atabeg Medresesi müderrisi oldu. Buradan Hâtuniyye-i Tokat müderrisi olup gitdi.
916’da Yörgüç Paşa müderrisi olup geldikte Sultân [355] Ahmed i’lân-ı saltanat edib kendisine bey’at eden ulemâya iltihâk eylediğinden 918’de müşârün-ileyhin ihnâkında Ankara’ya gönderildi. 921’de orada bir medrese verildi.
923’de fazl ü kemâli takdîr edilerek İstanbul’a celb edilip Atîk Ali Paşa Medresesi müderrisi oldu. 926’da Üç şerefeli Medresesi müderrisi olarak Edirne’ye gönderildi. 934’de Sahn-ı Semâniyye müderrisi olup İstanbul’a geldi.
937’de şehzâdegânın sûr-ı hıtânında med’uvven hâzır olduğu esnâda “bu velîmede a’lâm-ı ulemâya imtihân tarîkiyle sûre-i fâtiha-i fâyihanın evvelinden musâhabet-i ilmiyye eylesünler” deyü fermân-ı pâdişâhî sudûr eylediğinden musâhabeye dâhil olan yirmi nefer a’lâm-ı ulemâdan biri olarak girdi.
Huzûr-ı hümâyûnda musâhabât-ı ilmiyyenin sıkleti, meclis-i âlînin mehâbeti kendisine pek ziyâde te’sîr eylediğinden baygınlık geldi. Derhâl meclis-i âlîden kaldırılıp [356] hayme-i hümâyûna yatırıldı. Müte’âkiben zehre-çâk olarak vefât etdi. Âlim, fâzıl, bahhâs olup kimseyi ta’yîb etmez, nefsiyle ve mütâla’a-i ilmiyyesiyle meşgûl olurdu. Kitâblarda imzâsı “Süleyman bin Halîl er-Rûmî el-Lâdikî” diye mükerreren görüldü.