Amasyalıdır. Tercemesi yukarıda geçen Hâce Sünbül Ahmed Efendi’nin mahdûmudur. Hızır Paşa Mahallesi’nde doğdu. Ba’dehû İstanbul’a gidip mâliye kalemine girdi. Orada tahsîl-i ilm ü kitâbet ederek tefeyyüz edib musâhabe-i şehrîyârî Amasyalı Ayşe Hubbî Hâtun sâyesinde muhâsebeci ve 982’de şıkk-ı sânî defterdârı oldu.

Bu esnâda Lâlezâr Mehmed Çelebi başdefterdâr ve Oğlan Memî Çelebi Anadolu defterdârı olduğu münâsebetle şu’arâ-yı asrı arasında hayli mazmûnlu eş’âra yol açtı.

Lâle-zârda Oğlan Çelebi ve Sünbül tasvîr edilerek lutefânın tabî’atlarını tahrîke vesile oldu. [461]

Bir müddet mevki’ini muhâfaza edib Hubbî Hâtun’un irtihâlinde ma’zûl ve ba’dehû Anadolu muhâsebecisi, 1006’da defter emîni, 1011’de Haremeyn muhâsebecisi görüldü. Hayli müddet bu vazîfede kalıp 1028’de Hâce-i Sultânî Amasyalı Ömer Efendi’nin himmetiyle sâlisen Anadolu defterdârı oldu.

1031 senesi recebinde Sultân Osmân-ı sânî vak’asında “Defter-i Ahbâr”ın verdiği ma’lûmâta binâ’en erbâb-ı isyân tarafından ve yeniçeriler tarafından Hâce Ömer Efendi’ye ta’allûku hasebiyle hânesi yağma edildiğinden müte’essiren az sonra vefât etdi. Mahdûmları dîvân-ı hümâyûn hâcegânından Merâmî Ahmed, Abdurrahmân Efendiler de 1049’da yek-diğerini müte’âkib vefât etdi.