Merzifonludur. Kaya Beyzâde Ali Çelebi mahdûmudur. Ceddi Kaya Bey Uluborlu kasabasından olup Merzifon’da tavattun etmişdi. Sünbül Sinan Efendi hazretleri Merzifon’da doğdu. Amasya’da Efdalzâde Mevlânâ Hamîdeddîn ve ba’dehû Mevlânâ Müderris Abdî Çelebilerden tahsîl-i ulûm u fünûn [458] etdi.

Tedrîse mücâz olduktan sonra tasavvufa meyl edib kibâr-ı Halvetiyyeden Hâce Sultân tekkesi şeyhi Cemâlîzâde eş-Şeyh Cemâleddîn Mehmed Çelebi Halîfe Hazretlerine intisâb ederek envâ’-ı riyâzât ile tasfiyye-i derûn ve tekmîl etdikten sonra hilâfet-nâme alıp irşâda me’zûn oldu.

887’de şeyhiyle beraber Hicâz’a gidip avdet etdi. 901’de Cemâlîzâde Mevlânâ Alâeddîn Ali Çelebi ile ikinci def’a Hicâz’a gidip şürefâ arasında kıtâl olduğundan Mısır’da kaldı. 902’de ba’de’l-Hac Mısır’a avdet ederek orada ikâmet etdi. Celâleddîn Abdurrahmân Süyûtî ve emsâli fuzâlâdan hadîs u tefsîr ve sâ’ir ulûm-ı âliyye ahz u tahsîl eyledi.

Yirmi yıldan ziyâde Mısır’da kalıp 923’de Sultân Selîm, Mısır ve Hicâz’ı ve Arabistan’ı ahz u istîlâ etdikte İstanbul’a gelip Koca Mustafa Paşa tekkesi şeyhi oldu. Koca Mustafa Câmi-i şerîfinde tullâb-ı ulûma tefsîr u hadîs okuttu. Nice erbâb-ı hidâyet kendisinden istifâza edib 936’da dâr-ı kudse intikâl etdi. [459]

Âlim, fâzıl, müfessir, ilm-i tasavvufta kâmil, müttakî, gâyet müteşerri’, zâhid, vâ’iz-i meşhûr idi. Hulefâ ve mürîdânı çok olup tarîkat-ı Sünbüliyyenin mü’essis ü re’îsidir. Tekkesi ittisâlinde bir kubbe-i mahsûsa altında Germiyanlı Ya’kûb Efendi’nin yanında medfûndur.

Mecdî Mehmed Efendi “Terceme-i Şakâyık”da diyor ki: “Sünbül Sinan demekle meşhûrdur. Gülşen-i tahkîk u tevhîdde onun gibi bir kimse kopmadı ve bitmedi ve ravza-i ilm-i tasavvufda ana benzer bir kimse zuhûr itmedi. Fevâtih-i fevâyih-i a’mârında ilm-i zâhirde tâlib u râğıb olup fazl-ı vâfir u neyl-i mütevâfir ile meşhûr a’yân-ı insân ve müşârün bi’l-be-nân oldu.”

Asrının şu’arâsından biri târîh-i irtihâli olmak üzere şu mısra’ı bulmuşdur:

“Eyledi bûstân-ı zühdün sünbüli me’vâya azm”

diğer biri de şu mısra’ı bulmuşdur:

“Cennete azm eyledi pîr-i azîz”

Şu mısraların her biri ebced hesâbı üzere 936 târîhini göstermektedir.