Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün
Nev-bahârân tâze-sâz-ı gülşen-i ġamdur baña
Cûş-ı gül ṭufân-ı ḫûn girdâb-ı şebnemdür baña
Gülsitân beyt-i ḥazîn sünbüller anda dûd-ı âh
Naġme-i bülbül fiġân-ı bezm-i mâtemdür baña
Söndi nâr-ı ‘ışḳ-ı zülf-i sîne-yi simîn-berân
Deşt-i pür-berf üzre şâḫ-ı ḫârdan kemdür baña
Gûyiyâ sümpâreyi teklîf ider ḫûn-âb ile
Ḫâl-i la‘lin dilberân ol dem ki gel em dir [bana]
Görmeyem ol şûḫ-erâẕil âşnâ-yı ‘işreti
Yâr-i bikr-i ḫâne-i dil perver-i ġamdur baña
Bâġ-ı fâni pîrezen rûyinde şâḫ-ı yâsemen
Bûy-ı ḫoş-serde aġarmış zülf-i pür-ḫamdur baña
Pür-firâġım ṣûr-ı İsrâfîl ü şûr-ı rüste-ḫîz
Tîzter-i nây ü nevâsı özge ‘âlemdür baña
‘Âkif incitme beni bu ġam-fezâ güftârla
Aġlarım senden aña kim benden erḥamdür baña
Günümüz Türkçesiyle
1. Bahar mevsimleri benim için gam gülşenini tazeleyen birer çalgıdır; gülün coşması bana kan tufanı, çiğ tanesi bir girdaptır.
2. Gül bahçesi bana bir hüzün evi, oradaki sümbüller ahın dumanıdır; bülbülün nağmesi bana matem meclisinin feryadıdır.
3. Gümüş tenli güzellerin aşk ateşi bende söndü; o ateş bana karla kaplı bir çöldeki diken dalından da aşağı gelir. (Beyit tam açık değildir.)
4. Güzellerin la'l dudağındaki ben "gel, em" dediği anda sanki bana kanlı suyla bir parça zehir sunar. (Beyit tam açık değildir; köşeli parantezdeki söz neşre aittir.)
5. İçki meclisinin tanıdığı o alçak şuhu görmeyeyim; gönül evimin el değmemiş sevgilisi, beni besleyen gamdır.
6. Bu fani bağ bir kocakarıdır; yüzündeki yasemin dalı bana hoş kokulu ama ağarmış, büklüm büklüm bir zülüftür.
7. İsrafil'in surundan ve kıyamet gürültüsünden tasasızım; neyin keskin sesi ve nağmesi bana bambaşka bir âlemdir.
8. Âkif, bu gam artıran sözlerle beni incitme; senden şikâyetle, bana benden daha merhametli olana (Allah'a) ağlarım.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir sekiz beyitlik bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif "-dur baña / -dür baña" sözüdür; kafiye "ġam, şebnem, mâtem, kem, ‘âlem, erḥam" kelimelerinin sonundaki "-m" sesine dayanır. Beşinci beyitte "ġam" kafiyesinin tekrarlanması dikkat çeker. Dördüncü beytin sonundaki "[bana]" sözü neşre aittir; yazarlar nüshada eksik görünen redifi köşeli parantezle tamamlamıştır. Numara, Öntürk ile Tunçadam'ın makalesindeki örnek şiir sırasıdır; şiirin divandaki gazel numarası makalede verilmemiştir. Kime ve ne zaman yazıldığı bilinmez.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, divan şiirinin en neşeli imgelerini tersine çevirerek kurulur. Bahar gamı tazeleyen bir çalgı, gülün açılışı kan tufanı, çiğ tanesi bir girdap olur. Gül bahçesi "beyt-i ḥazîn", yani hüzün evidir; bu söz, Hz. Yakub'un oğlu Yusuf'un hasretiyle kapandığı odaya verilen "beytü'l-hazen" adını hatırlatır. Bülbülün şakıması matem feryadına, yasemin dalı dünyanın kocakarı yüzündeki ağarmış saç büklümüne dönüşür. Bu tezatlar, Öntürk ile Tunçadam'ın Âkif'in gazellerinde gördüğü karamsar ruh hâlinin iyi bir örneğidir. Şair dünyayı "bâġ-ı fânî", yani geçici bir bağ olarak görür ve neyin sesinde başka bir âlemin habercisini işitir. Son beyitte şair kendi mahlasına seslenir: "Bana benden daha merhametli olan" sözü Allah'ı işaret eder ve gazel bir yakarışla kapanır. Üçüncü ve dördüncü beyitlerin okunuşu tam açık değildir; aktarımları yaklaşıktır.
Tarihî Bağlam
Öntürk ile Tunçadam Âkif'in gazellerinde zamanın geçiciliği ve dünyaya bel bağlamama temalarının ağır bastığını, gazellerinde karamsar bir ruh hâlinin kendini gösterdiğini söyler. Bu gazelin hangi vesileyle yazıldığına dair bilgi yoktur. Şairin hayatı için Îdîzâde Âkif Mustafa Efendi yazısına bakılabilir.
Kaynakça
- Tolga Öntürk ve Özcan Tunçadam, "Amasyalı 'Îdî-zâde Âkif Mustafa ve Divanı", Hikmet-Akademik Edebiyat Dergisi, 6(12), 2020, s. 259-281 (metin: s. 274-275). https://doi.org/10.28981/hikmet.683811
Çevrimiçi kaynaklar





