Özgün Metin
Vezin: Fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün
Ey bulan ḥabîb ṣadef nîsân-ı lüṭfından güher
Dürd-i dendândan ḫalâṣ eyle yeter çekdim yeter
Eyler olduḳca lekedzen tevsen-i tünd-i veca‘
Üstüḫânkârı serâ-yı sinnimi zîr u zeber
Ṣan külünkdü dü ṣaf-ı dendânım ammâ neyleyem
Bâz ebz-i bâz idüp aġzın gelür bir bir ḳapar
Derd-i sinn dirler ‘aẕâb-ı ḳabrdendir ṣadr imiş
Cismimi gör teng ḳıldı cânıma şeb tâ seher
Pek maḥaldir şimdi çek zehrâb-ı derd-i sini kim
Olmadı şehd-i lebinden etmediñ ‘Âkif ḥaẕer
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey sedefi lütfunun nisan yağmurundan inci bulan sevgili, beni diş derdinden kurtar; yeter, çektim, yeter.
2. Ağrının azgın atı tekme attıkça yaşımın (dişimin) kemik sarayını alt üst eder.
3. İki sıra dişimi kazma sanırsın; ama ne yapayım, ağrı ağzını açıp açıp gelir, onları birer birer kapar. (Beyit tam açık değildir.)
4. Diş derdi kabir azabındandır derler, doğru imiş; bedenimi gör, gece sabaha kadar canımı daralttı.
5. Âkif, şimdi diş derdinin zehirli suyunu çekmenin tam yeridir; çünkü sevgilinin dudağının balından sakınmadın.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Şiir beş beyitlik kısa bir gazeldir ve aruzun remel bahrinden "fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilâtün fâ‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif yoktur; kafiye "güher, zeber, ḳapar, seher, ḥaẕer" kelimelerindeki "-er" sesine dayanır. Matla beytinin ikinci mısraı da "yeter" ile biter. Numara, Öntürk ile Tunçadam'ın makalesindeki örnek şiir sırasıdır; şiirin divandaki gazel numarası makalede verilmemiştir.
Anlam ve Söz Sanatları
Öntürk ile Tunçadam, Âkif'in diş ağrısı gibi özel bir konuda gazel yazmasını dikkate değer bulur; bu şiir o gazeldir. Şair, divan şiirinin bilinen mazmunlarını gündelik bir dertle eğlenceli biçimde birleştirir. Matlada dişler, nisan yağmurunun sedefe düşerek inciye dönüştüğü inancına bağlanır: dişler incidir ve bu inciyi veren lütuf sahibinden şimdi ağrıdan kurtulmak istenir. İkinci beyitteki "sinn" kelimesi hem "yaş" hem "diş" anlamına gelir; ağrının azgın bir at gibi tekme atarak "yaşımın kemik sarayını" alt üst etmesi bu tevriyeye dayanır. Dördüncü beyitte diş ağrısının kabir azabından olduğu yolundaki halk sözü anılır. Mahlas beyti şakayla biter: sevgilinin dudağı bala benzetildiğine göre, o baldan sakınmayan şairin dişlerinin ağrıması yerindedir. Üçüncü beytin okunuşu tam açık değildir.
Tarihî Bağlam
Âkif'in torununun anlattığına göre şair tıpta bilgiliydi, birçok hastayı tedavi etmişti ve gözünü korumak için önüne çok sayıda mum yakardı. Kendi bedenine bu kadar dikkat eden bir âlimin diş ağrısını şiire dökmesi bu portreyle uyumludur. Gazelin yazıldığı tarih bilinmez. Şairin hayatı için Îdîzâde Âkif Mustafa Efendi yazısına bakılabilir.
Kaynakça
- Tolga Öntürk ve Özcan Tunçadam, "Amasyalı 'Îdî-zâde Âkif Mustafa ve Divanı", Hikmet-Akademik Edebiyat Dergisi, 6(12), 2020, s. 259-281 (metin: s. 277). https://doi.org/10.28981/hikmet.683811
Çevrimiçi kaynaklar






