Özgün Metin
Vezin: fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilātün / fā‘ilün
Ḥālet-i la‘l-i lebin ṣahbāda bilmem görmedim
Cünbiş-i ḥüsnin gül-i zībāda bilmem görmedim
Rūḥı ‘aks eyler anıñ āyīne-i la‘l-i lebi
Bu mis̱(i)lli ṣūreti mīnāda bilmem görmedim
Nā’il-i āb-ı ḥayāt-ı la‘liyem lākin Ḫıż(ı)r
Gelmedi baña mübārek bāda bilmem görmedim
Bir vefādār dīde-i nā-bīn-i ‘uşşāḳıñda kim
Öyle ḥālātı begim ‘anḳāda bilmem görmedim
Şerr-i zülfinden emīn ol açmayup sırr-ı femin
Çoḳ belālar def‘ ider dünyāda bilmem görmedim
Ḫāne-i ḳalbe gelüp eylerse ger cānıñ su’āl
Vāżıḥā di ġamze-i bīdāra bilmem görmedim
Günümüz Türkçesiyle
1. Onun la‘l dudağındaki hâli, bilmem, şarapta görmedim; güzelliğinin salınışını, bilmem, güzel gülde görmedim.
2. Onun la‘l dudağının aynası ruhu yansıtır; bu benzerde bir sureti, bilmem, şişede görmedim.
3. Ben onun la‘linin hayat suyuna erişmişim, ama Hızır bana gelmedi; o mübarek şarapta, bilmem, (bu etkiyi) görmedim.
4. Âşıklarının görmeyen gözünde öyle bir vefa var ki, beyim, böyle hâlleri, bilmem, Ankâ'da bile görmedim.
5. Ağzının sırrını açmazsan zülfünün şerrinden emin ol; dünyada (bu sır) çok belaları defeder mi, bilmem, görmedim.
6. Ey Vâzıh, uyanık gamze gönül evine gelip canını sorarsa, ona "bilmem, görmedim" de.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Altı beyitlik bu gazel, Babaarslan'ın verdiği sayılara göre Dîvânçe'deki altı beyitli tek gazeldir; şairin gazellerinin elli yedisi beş beyittir. Vezin, remel bahrinin "fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilātün fā‘ilün" kalıbıdır. Redif uzun bir sözdür: "-da bilmem görmedim". Kafiye, redifteki "-da" ekinden önce gelen "ṣahbā, zībā, mīnā, ‘anḳā, dünyā" gibi kelimelerdeki uzun "-ā" sesidir. Son beyitte redif "bīdāra" kelimesine "-da" yerine "-a" ekiyle bağlanır; bu küçük sapma, redifi sevgiliye söylenecek bir cevaba dönüştürmek içindir. Mahlas son beyitte geçer. Kime yazıldığı bilinmiyor.
Anlam ve Söz Sanatları
"Bilmem, görmedim" redifi, gazelin her beytine konuşma dilinden gelen bir çekingenlik ve şaşkınlık katar. Şair sevgilinin dudağındaki etkiyi şarapta, güzelliğinin salınışını gülde, ruhu yansıtan suretini şişede, âşıkların vefasını Ankâ'da aradığını ve bulamadığını söyler. Bu, sevgiliyi her şeyden üstün tutmanın sade bir yoludur. İkinci beyitte la‘l dudak bir aynaya, "mīnā" ise renkli cam şişeye benzetilir; cam ile ayna arasındaki tenasüp, şarabın da bir ayna gibi düşünülmesiyle tamamlanır. Üçüncü beyitte Hızır ve hayat suyuna telmih vardır: Hızır hayat suyunu bulup ölümsüzlüğe eren kişidir, âşık da sevgilinin dudağındaki hayat suyuna erişmiştir, ama Hızır'ın yol göstericiliğine ihtiyaç duymamıştır. Beyit iki türlü okunabilir: Hızır'ın gelmeyişi bir şikâyet de sayılabilir, âşığın Hızır'sız da o suya erişmesinin övünülecek bir şey olduğu da.
Dördüncü beyitte Ankâ, adı olup kendisi olmayan kuştur; vefanın Ankâ'da bile görülmeyecek kadar nadir olması, divan şiirinde vefasız sevgili ile vefalı âşık arasındaki karşıtlığı yeniden kurar. Beşinci beyit gazelin en kapalı beytidir; aktarımda ağzın sırrının saklanması ile zülfün belasından korunma arasındaki bağı esas aldık. Son beyit, redifi küçük bir sahneye dönüştürür: gamze, gönül evine gelip canı soran bir bekçi ya da hırsız gibi düşünülür; âşık ise ona "bilmem, görmedim" diyerek canını saklar. Böylece şiir boyunca tekrarlanan redif, sonunda gerçek bir cevap olarak söylenir. Babaarslan'ın Vâzıh'ta gördüğü halk söyleyişini şiire taşıma eğilimi, bu redifte açıkça görülür.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1950-1951; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 65a). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar






