Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilün
Beni yaḳmaḳ içün āteş ṣaçaraḳ ber-ta‘cīl
O şerīfim yine ser-mest gelür gök ḳandīl
Ḳuluñı ḫancer-i ġadriñ ile kesdiñ biçdiñ
Ey begim var olasın dostluġı itdiñ tekmīl
Baña itdikleriñi söyleyeyim mi şimdi
Seni meclisde biraz eyleyeyim mi taḫcīl
İki desti biri mey biri ‘araḳ göndermiş
Pīr-i muġ yolını erkānını itmiş ta‘dīl
Bir perī-rūya a Vāżıḥ yine çarpılmışsıñ
Yine vecheñ müteġayyir yine lehceñ tebdīl
Günümüz Türkçesiyle
1. Beni yakmak için aceleyle ateş saçarak, o soylu sevgilim yine sarhoş, gök kandil gibi yanarak geliyor.
2. Kulunu ihanet hançerinle kestin biçtin; ey beyim, var ol, dostluğu tamamladın.
3. Bana yaptıklarını şimdi söyleyeyim mi; seni mecliste biraz utandırayım mı.
4. İki testi göndermiş, biri şarap biri rakı; meyhanenin piri kendi yolunu ve erkânını değiştirmiş.
5. A Vâzıh, yine bir peri yüzlüye çarpılmışsın; yine yüzün değişmiş, yine konuşman başkalaşmış.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif yoktur; kafiye "ta‘cīl, ḳandīl, tekmīl, taḫcīl, ta‘dīl, tebdīl" kelimelerindeki "-īl" sesidir. Kafiye kelimelerinin çoğu Arapçanın "taf‘īl" kalıbındaki mastarlarıdır ve bu, şiire bir ses düzeni verir. Kelimeler lam harfiyle biter; Babaarslan'ın harf dökümünde lam harfine düşen tek gazel budur. Babaarslan'ın notuna göre son beyitteki "vecheñ" kelimesi yazmada önce "çehreñ" diye yazılmış, sonra yanına düzeltme yapılmıştır. Mahlas son beyitte, "a Vāżıḥ" diye konuşma dilindeki bir seslenmeyle geçer.
Anlam ve Söz Sanatları
Gazel, sevgiliye sitem eden bir âşığın konuşması gibi ilerler ve dili Dîvânçe'nin en rahat, en konuşmaya yakın örneklerindendir. İlk beyitte sevgili ateş saçarak, sarhoş ve yanan bir kandil gibi gelir. Kandil ateşle tenasüp kurar; "gök kandil" söyleyişi de çok sarhoş kimse için kullanılan "kör kandil" deyimini hatırlatır, ancak bu ikinci bağlantı bizim tahminimizdir. İkinci beyit acı bir ironidir: sevgili âşığını ihanet hançeriyle kesip biçmiş, âşık da "var ol, dostluğu tamamladın" diye teşekkür eder. Üçüncü beyitte âşık, sevgilinin yaptıklarını meclis önünde açıklamakla onu tehdit eder; bu, divan şiirinde sabırla katlanan âşığın alışılmış tavrından ayrılan, gündelik bir kavga sahnesidir.
Dördüncü beyitte meyhaneyi yöneten "pīr-i muġ"un bir testi şarap ve bir testi rakı gönderdiği söylenir. "Yol" ve "erkân" tarikat terimleridir; şair bunları meyhanenin âdabı için kullanarak hafif bir şaka yapar: meyhanenin piri tek içki yerine iki içki göndererek kendi tarikatının usulünü değiştirmiştir. Rakının adının şiire girmesi, Babaarslan'ın Vâzıh'ta gördüğü dönemin sosyal hayatını yansıtma eğiliminin bir izidir. Son beyit halk inanışlarından birine dayanır: "çarpılmak", periler tarafından çarpılarak yüzü ve sözü değişmek demektir. Şair bu inancı "perī-rū" (peri yüzlü) sevgiliyle birleştirerek bir tevriye kurar; Vâzıh'ı çarpan, peri yüzlü bir güzeldir.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1949; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 64b). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar






