Özgün Metin
Vezin: fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilātün / fe‘ilün
Şöyle bir şīvelidir ki o bezirgān-zāde
Ṭoġrusı bilmem anıñ mis̱lini bu dünyāda
Bu leṭāfet bu melāḥat bu nezāket bu ḥasen
Bulunur mı be ne mümkin ki gül-i ra‘nāda
Geregi gibi gözindeyüz o yārıñ şimdi
Olalı dīde-i mestānesine dil-dāde
Hele pek diş çekici imiş o berber güzeli
Dā’im ‘uşşāḳı tırāş itmeg-içün āmāde
Ṭāḳ-ı ebrūsı sözi ṭavḳ-ı beşerden ḫāric
Vāżıḥā ṭur aña ṭāḳat mi gelür bu rāda
Günümüz Türkçesiyle
1. O bezirgân oğlu öyle şiveli ki, doğrusu dünyada onun benzerini bilmem.
2. Bu letafet, bu tuzluluk, bu nezaket, bu güzellik; be kardeşim, güzel gülde bulunur mu, ne mümkün.
3. Onun mestane gözüne gönül verdiğimizden beri, şimdi o sevgilinin tam gözündeyiz, gözdesiyiz.
4. O berber güzeli pek diş çekici imiş; âşıkları tıraş etmeye her zaman hazır.
5. Kaşının kemerinin sözü insan gücünün dışındadır; ey Vâzıh, dur, bu yolda ona takat mi gelir.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şiirin Yapısı
Gazel beş beyittir ve remel bahrinin "fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilātün fe‘ilün" kalıbıyla yazılmıştır. Redif yoktur. Kafiye "bezirgān-zāde, dünyāda, ra‘nāda, dil-dāde, āmāde, rāda" kelimelerinin sonundaki "-āde" ve "-āda" seslerine dayanır; şair Farsça "-zāde, -dāde, āmāde" kelimeleriyle Türkçe "-da" ekiyle biten kelimeleri aynı kafiyede buluşturur. Mahlas son beyitte geçer. Gazelde adı verilen belirli bir kişi yoktur.
Anlam ve Söz Sanatları
Babaarslan, Vâzıh'ın gazellerinde mahallîleşme üslubunun etkisiyle yaşadığı dönemin sosyal hayatını yansıttığını söyler. Bu gazel, o eğilimin tipik bir örneğidir: sevgili, çarşıda iş tutan bir esnaf olarak anılır. İlk beyitte bir bezirgân, yani tüccar oğludur; dördüncü beyitte ise bir berber güzeli olarak görünür. İki beyitteki güzelin aynı kişi olup olmadığı açık değildir. Esnaf ve meslek sahibi güzelleri anlatmak XVIII. yüzyıl şiirinde sık görülen bir yoldu ve Vâzıh da bu yolu Amasya'nın çarşı hayatına yakın bir dille sürdürür. İkinci beyitteki "be" ünlemi ve "ne mümkin" söyleyişi doğrudan konuşma dilinden gelir.
Üçüncü beyitte "gözünde olmak" deyimi iki anlamda kullanılır: âşık sevgilinin mest gözüne gönül vermiştir ve bu yüzden onun gözdesi olmuştur. Dördüncü beyit gazelin en şakacı yeridir. Eski berberler diş de çekerdi; "diş çekici" sözü bu mesleği anar. "Tıraş etmek" ise hem saç sakal kesmeyi hem de konuşma dilinde birini soymayı, sözle oyalamayı anlatır. Berber güzeli âşıkları her an tıraş etmeye hazırdır; yani hem mesleğini yapar hem de âşıkların malını ve sabrını tüketir. Son beyitte "ṭāḳ" (kemer), "ṭavḳ" (güç) ve "ṭāḳat" (dayanma gücü) kelimeleri arasında bir ses oyunu kurulur. Kaşın kemeri hakkında söz söylemek insan gücünü aşar ve şair kendine "dur" der.
Kaynakça
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1922-1984 (şiir metni: s. 1952; Mustafa Vâzıh, Dîvânçe, Ankara Üniversitesi Yazma Eserler Bölümü, Mustafa Con A 495/III, vr. 65b). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
- Giyasi Babaarslan, "Amasyalı Vâzıh ve Dîvânçesi", Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi, 5(4), 2021, s. 1924-1930 (hayatı ve Dîvânçe'nin tanıtımı). https://dergipark.org.tr/tr/pub/akaded/article/993264
Çevrimiçi kaynaklar






