Özgün Metin
Vezin: Feʿilātün feʿilātün feʿilātün feʿilün
Bu ḥadiŝden bu ḥavādiŝden o dem pāk oluruz
Ki nāmaz ehli teyemmüm idecek ḫāk oluruz
Ṣāġ iken böyle tecāvüz ideriz ḥaddimizi
Mefsedet ḫamrına engūr viren tāk oluruz
Yeriñ üstünde iken añlamayız hiç merām
Yeriñ altında meger ḥāʾiz-i idrāk oluruz
İstemeyiz ʿāḳıbet “ŝümme radednā” yı ḫayāl
Oḳuyup aḥsen-i taḳvīmi feraḥ-nāk oluruz
Nevʿimiz nevʿ-i mükerrem diyerek faḫr ideriz
Almayız ḳāle ki seffāḥı ya seffāk oluruz
Ṭaleb-i ḫayrda ġāyetle yavaş ṭavranırız
Şedd-i taʾkībide şāhin gibi çālāk oluruz
Nāḫun-ı ḥıḳd ile çok dāġ-ı derūn ṭırmalarız
Sīneden mehdi ḳazup atmada ḥakkāk oluruz
Ḥasedi kibri digerlerde görünce ḳızarız
Nefsimiz tezkiyede hem-dem emlāk oluruz
Menfaʿat baḥŝine geldikde tereddüd yoḳdur
Digeriñ ḥaḳḳını teslīmde şegāl oluruz
Günümüz Türkçesiyle
1. Bu abdestsizlikten (hades) ve bu olaylardan (havâdis), ancak namaz ehlinin teyemmüm edeceği toprak olduğumuz zaman temizleniriz.
2. Sağken haddimizi böyle aşarız; fesat şarabına üzüm veren asma oluruz.
3. Yerin üstündeyken maksadı hiç anlamayız; meğer yerin altında idrak sahibi oluruz.
4. Sonumuzu, "Sonra onu aşağıların aşağısına çevirdik" ayetini düşünmek istemeyiz; "en güzel biçim" ayetini okuyup sevinçli oluruz.
5. "Türümüz şerefli bir türdür" diye övünürüz; beyinsiz ya da kan dökücü olduğumuzu hesaba katmayız.
6. Hayrı istemekte pek ağır davranırız; (kötülüğün) peşine düşmekte şahin gibi çevik oluruz.
7. Kin tırnağıyla nice iç yarasını tırmalarız; göğüsten sevgiyi kazıyıp atmakta usta bir oymacı oluruz.
8. Kıskançlığı ve kibri başkalarında görünce kızarız; kendi nefsimizi temize çıkarmakta meleklerle bir oluruz. (Kafiye kelimesinin okunuşu şüphelidir.)
9. Menfaat söz konusu olunca tereddüt yoktur; başkasının hakkını teslim etmekte kuşkucu (şükkâk) oluruz. (Tezde "şegāl" diye okunan kelime kafiye gereği "şükkâk" olmalıdır.)
Edebî ve Tarihî Yorum
"Biz" Diye Konuşan Bir Hiciv
Başlık, gazelin amacını bir bilim yazısı gibi koyar: "Mâhiyet-i Beşeriyyeyi Müşerrih", insanın özünü teşrih eden, kesip açan gazel. Cûdî bu teşrihi başkalarına değil "biz"e uygular; redif "oluruz", şiirin bütün kusurlarını birinci kişi çoğulla üstlenir. Haddimizi aşarız, fesada üzüm veren asma oluruz, hayra ağır, kötülüğe şahin gibi çevik koşarız. Bu dil, ahlak öğüdünü vaaz tonundan kurtarıp bir itirafa çevirir.
İlk beyit bir cinasla açılır: "hades", abdestsizlik, ile "havâdis", olaylar, aynı kökten gelir. İnsan bu kirlerden ancak öldükten sonra, namaz kılacak birinin teyemmüm edeceği toprak olduğunda temizlenecektir. Üçüncü beyit aynı ters çevirmeyi sürdürür: yer üstündeyken anlamayız, idraki ancak yer altında kazanırız. Dördüncü beyit Tîn suresinin iki ayetini karşı karşıya koyar. İnsan "ahsen-i takvîm", en güzel biçimde yaratıldığını okuyup sevinir; hemen arkasından gelen "sümme radednâhu", sonra onu aşağıların aşağısına çevirdik, ayetini düşünmek istemez. Beşinci beyitte de İsrâ suresindeki "Âdemoğullarını şerefli kıldık" ayetiyle övünülür, insanın kan dökücülüğü unutulur.
Son üç beyit kin, kıskançlık ve çıkarcılığı sıralar. Başkasında görülen kibre kızılır, kendi nefsimiz meleklerle bir tutulur; menfaat söz konusu olunca tereddüt edilmez, başkasının hakkını vermekte ise kuşkuculuk başlar. Dokuzuncu beyitte tezin "şegāl" okuması kafiyeye uymaz; "-âk" kafiyesi bu kelimenin "şükkâk" olmasını gerektirir.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 40-41 (şiir no. 30; yazma vr. 11a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






