
Merzifonlu Muallim İbrâhim Cûdî: Öğretmen, Mebus ve Şair
Merzifon doğumlu, Amasya'da okumuş, Selanik ve İstanbul'da muallimlik yapmış Amasya mebusu İbrâhim Cûdî: Hüsameddin'in kaydı, hayatı, tek nüsha divanı ve şiirleri.
Merzifonlu öğretmen, Amasya mebusu ve şair İbrâhim Cûdî (1850-1931): hayatı, tek nüsha divanı, Harb-i Umûmî kasidesi ve Amasya-Merzifon şiirleri.

Merzifon doğumlu, Amasya'da okumuş, Selanik ve İstanbul'da muallimlik yapmış Amasya mebusu İbrâhim Cûdî: Hüsameddin'in kaydı, hayatı, tek nüsha divanı ve şiirleri.

Cûdî'nin mezar taşına yazılmasını istediği gazel: şiirden başka kadeh içmeyen, kimseye el açmayan, deniz gibi derinleşip taşmayan bir ömrün yetmiş üçüncü yaşındaki muhasebesi.

Cûdî'nin 1915'te kendi eliyle yazıp Hüsameddin'e hediye ettiği 78 beyitlik "Harb-i Umûmî" kasidesi: ateşin ve savaşın yasası, Rusya, İngiltere ve Birinci Dünya Savaşı.

Cûdî'nin Amasya'daki Ferhad Dağı'nı görünce Mecnun'un ağzından söylediği gazel: dağ Ferhad'ın, çöl Mecnun'un; mehir, helva ile belâ, Bîsütun ve dillere destan bir divane.

Cûdî'nin Merzifon'u anlattığı kaside ve zeyli: namaz kılan dağ, hörgüçlü deve gibi Tavşan Dağı, âşık bulutlar, Kara Mustafa Paşa'nın suyu ve gençliğinin camisi.

Cûdî'nin Lamartine'in "Le Lac" şiirinden aruzla yaptığı 43 beyitlik "Göl" çevirisi: zaman kuşuna "kanadını durdur" diye seslenen âşık, gölün hatırası ve divan diliyle Fransız romantizmi.

Cûdî divanını açan hamd manzumesi: secde eden kalem, dalga dalga hamd eden deniz, ruha lezzet veren her şeyin ilahî övgüye bağlanması ve hayretle artan hamd.

Hamd manzumesinin ardından gelen yedi beyitte kul kendini bir avuç toprak sayar; yüz suyu ve inci imgeleri, eserinin cahiller elinde hor görülmemesi dileğiyle biter.

Samanyolu bir tespih, güneş sistemleri bir âh; tesadüfe karşı nizam savunulur, yer "Lâ ilâhe", gökler "illallah" der. Hey'et-i Âlem, divanın nakaratlı müseddesi.

Mahlas yerine kendi adını söyleyen bir na't: Miraç gecesi, feleğin bağrına bastığı nalınlar, gurbete düşen Kur'an ve "ceddin aşkına" diye istenen af.

Cûdî'nin "sönmüşdür" redifli Kerbelâ mersiyesi: sönen mum, Nemrud'un ateşi, Muharrem hilali, Fırat ve tufanın Cûdî dağından el çektiği tevriyeli beyit.

Arapça ve Türkçe mısraların sırayla geldiği bir tevhid: aklın durduğu zat, "kemislihî", zuhurunda gizlenen Latîf ve ma'rûf ile münker arasındaki kelime oyunu.

Cûdî'nin fenâ düşüncesine yaslanan "baña" redifli münacatı: benden övgü senden bağış, yokluğa adaylık, "ben" demenin utancı ve aklın hesabını kapatan aşk.

Hakikatin sevgilisine seslenen gazelde güzellik kendi kendisinin delilidir; gök sırma telli bir kaftan, cennet ağaçları parmakta bir dal, hayret bilginin sonu olur.

Arapça bir mısrayla açılan Fuzûlî naziresinde aşk hem deniz hem hamurdur; zerreler birbirini çeker, havasız gönül evinde can yaşamaz, "aşk olsun" iki anlamıyla okunur.

Kabarcıkları gezegenler olan bir şarap, şeyhe karşı gençlik, Gazzâlî'yi andıran Arapça bir mısra: Cûdî varlık şarabını mukayyed ile mutlakın denizinde anlatır.

Cûdî'nin "söylerim saña" redifli gazeli: hep bir şarta bağlanan söyleme vaadi, gizli hazinenin tılsımı, ayet gibi okunan yüz ve tefsir terimleriyle kurulan güzellik dili.

Işık uğramaz, gece ağarmaz, selvi gölge etmez: "itmez baña" redifli gazelde tabiatın mezarına düşen ruh, mağara dostu olmayan yâr ve sevgilinin istiğnâsı.

Cûdî'nin "dünyâ baña" redifli felsefi gazeli: âlemin düzeninin kalıcılığına itiraz, cevher-i ferd, filozofların aradığı dayanak ve körlük ile ilahî gizlilik anlamındaki "amâ".

Şah damarından yakın bir dost, karanlık evin penceresi, yolu kesen akıl: "baña" redifli gazel hümâ kuşuyla açılan aşkı anlatır ve seçilemeyen maksatla kapanır.

Hem yasa hem saz olan aşk kanunu, bir makama sığmayan ahenk, bedenin harfleriyle söylenen ruh şarkısı: musiki terimleriyle örülü gazel usulsüz bir devirle kapanır.

Can cevherinin eriyiğinden gelen parlaklık, dönüşen şarap ve seçme parmağı; sevgiliyi gizleyeceği korkusuyla söylenmeyen nazar duası bu kimya gazelinin buluşudur.

Cûdî'nin tabiatı meyhaneye çeviren gazeli: kırık kadeh ve atalardan kalma şarap, hesapta sıfır bir ömür, güneş kadehi, yıldız avizesi, ırmak çalgıcı ve kitap olan ağaçlar.

Sevgiliye "siz" diye seslenen gazel: alçalışın lezzeti, maddesiz kuvvet tartışmasına aşk diliyle cevap, esmer Arap kızlarına benzeyen geceler ve Hızır gibi gençleşen emel.

Yeryüzü öküzün üstündedir, Filistin çanları Kâbe tekbirine karşıdır; Hugo, Schiller ve Shakespeare'i bilip Gazzâlî'yi tanımayan gençler bu sert hiciv gazelinin hedefidir.

Mezarda kemiklerden ateş, teşrih masasında göğüsten temrenler çıkar; "-ıñ çıkar" redifli gazelde âlem sevgilinin hastanesidir, gamze dost görünen can düşmanı.

Cûdî'nin Fuzûlî'nin ruhunu sevindirmek istediği gazel: Yusuf'un zindanını aydınlatan güzellik, gülen güle dönen ağlayan göz, yüz çeviren ayna ve feryada dönen nağme.

Riyâ ile bûriyâ, gösteriş ile hasır: "farkı var yokdur" redifli hiciv gazelinde midesi yoklanacak şeyh, döngüsel mantık, yankı gibi ilim ve Kays'tan farksız Mecnun.

Cûdî'nin "zuhûr ider" redifli gazeli: tezde 26 beyit olarak verilen aynı gazelin üç yazımı, Musa'nın ağacı, İbrahim'in ateşi, "fe-semme" ayeti ve her zerreden görünen nur.

Aşk Havva ile Âdem'den başlar: ekmek dilenmeyen aşk, kalbi tavaf eden erkekler ve kadınlar, zikir halkası, şehadet parmağı ve kemale giden en kısa yol bu gazelin durakları.

Cûdî'nin dört beyitlik nâ-tamâm gazeli: "dediler" redifiyle konuşan bir dedikodu korosu, vuslatta olan deva, fitneciye sığınma öğüdü ve son nefeste verilen "biraz daha" cevabı.

Deliliğe varan hayret, sarsıntı arabası felek, nakışlarla dolu dünya meydanı: kısa vezinli bu sâkînâme gazelde idrakin yerini rehber olarak şarap alır.

Vefasız gonca ağızlar, Çin'in resim galerisi, İskender ile Dârâ'nın sahneleri ve kanlı ayak izleri "görmüşüz" redifiyle sayılır; eşi görülmeyen tek şey Şeyh Gâlib'in kalemidir.

Dolunaydan önce eğilen hilal, edep toprağından peygamberler, kınına girmeyen hakikat kılıcı: tevazu öğütleyen gazel, Nevâyî'yi şarkıcı köle sayan bir fahriyeyle biter.

Cûdî'nin insanın özünü teşrih eden gazeli: "biz" diye konuşan hiciv, hades ile havâdis cinası, ahsen-i takvîm ile esfel-i sâfilîn ayetleri, kin, kıskançlık ve çıkarcılık.

Gençlik gecesi ile gece eğlenceleri aynı kelime ailesinde buluşur; şarkılar gençliği hazin hazin uğurlar, goncayı güldüren bahaneler hatırlanır, eller geçmişe uzanır.
Karekod · QR code
Bu sayfanın karekodudur. A5 olarak yazdırıp asabilir ya da yapıştırabilirsiniz; okutan kişi doğrudan bu içeriğe ulaşır.
This QR code links to this page. Print it on A5 and post it anywhere; scanning it opens this content.