Özgün Metin
Vezin: Mefāʿilün feʿilātün mefāʿilün feʿilün
Şeb-i şebāb nihād oldu hey şebānelerim
Bozuldı ṭurra-ı dil-dār, düşdi lānelerim
Bu gün şebābımı teşyīʿ ider ḥazīn ḥazīn
Nevā-yı şevḳ-i şebān-gāh olan terānelerim
Uyutdı dīde-i baḫtım gibi güzel gözlerini
Meger ki yāre ḥaḳīḳat gelir fesānelerim
Hani o dem ki düşürdüñ şükūfeñi diyerek
Ederdi ḫande-zen ol ġonceyi bahānelerim
Nesīmi mevce virüp ince ince āhlarım
Ṭarardı zülfüni her ṣubḥ-gāh şānelerim
Ṭurur mı pāyine tenhāda cebhe-sā olaraḳ
Lebimle simsiyāh itdigim nişānelerim
Bilir mi ḥāli ki müstaḳbele nīyāz ideyim
Geçen zamān uzar dest-i istiʿānelerim
Günümüz Türkçesiyle
1. Hey gece eğlencelerim, gençlik gecesi gizlenip bitti; sevgilinin perçemi bozuldu, yuvalarım düştü. (İlk mısradaki "nihād" kelimesinin okunuşu kesin değildir.)
2. Bir zamanlar gece şevkinin nağmesi olan şarkılarım, bugün gençliğimi hüzünlü hüzünlü uğurluyor.
3. Masallarım, bahtımın gözü gibi sevgilinin güzel gözlerini de uyuttu; meğer masallarım yâre gerçek gibi gelirmiş.
4. Hani o zamanlar "çiçeğini düşürdün" diyerek bahanelerim o goncayı güldürürdü.
5. İnce ince âhlarım sabah yelini dalgalandırır, taraklarım her sabah onun zülfünü tarardı.
6. Tenhada ayağına alnımı sürerken dudağımla simsiyah ettiğim izler hâlâ duruyor mu?
7. Şimdiki zaman bilir mi ki geleceğe yalvarayım? Yardım dileyen ellerim geçmiş zamana uzanır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Gençliğe Veda
Kaybolan gençlik, bu gazelde baştan sona geçmiş zamanın diliyle anılır. İlk mısradaki "şeb-i şebâb", gençlik gecesi, ile "şebâneler", gece eğlenceleri, arasındaki ses yakınlığı, ikinci beyitteki "şebângâh" ile sürer; gece ve gençlik aynı kelime ailesinde buluşur. Şair bir zamanlar gece şevkini söyleyen şarkılarının bugün gençliğini "hazîn hazîn" uğurladığını söyler. Divanda kendi yaşlılığına sık sık değinen bir şairin elinde bu, hatıra ile yas arasında duran kişisel bir şiire dönüşür.
Ortadaki beyitler küçük, canlı sahneler kurar. Âşığın masalları sevgilinin gözlerini uyutur; bahaneleri, "çiçeğini düşürdün" diye takılarak goncayı güldürür; âhları sabah yelini dalgalandırır ve taraklar her sabah zülfü tarar. Bu ayrıntılar, divan şiirinin soyut sevgili tasvirinden çok bir hatıra defterinin samimiyetine yakındır. Altıncı beyitteki soru, geçmişte bırakılan izlerin hâlâ durup durmadığını merak eder.
Son beyit zamanla ilgili düşüncesiyle gazeli kapatır. Şimdiki zaman geleceğe yalvarmayı öğretmez; yardım dileyen eller hep geçmişe uzanır. Yaşlılığın bu yöne bakışı, şiirin mahlassız ve başlıksız olmasına rağmen ona kişisel bir ton verir. Tezde bu şiirden sonra yazmanın 11b sayfasının boş bırakıldığı not edilmiştir.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 41 (şiir no. 31; yazma vr. 11a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






