Özgün Metin
Vezin: Feʿilātün feʿilātün feʿilātün feʿilün
Ey miŝālim, ne ʿarażsın ne de cevhersin sen
Ẓıll iseñ de hele bir ẓıll-ı münevversin sen
Ben ne yapsam anı derḥāl idiyorsun taḳlīd
Ne tuḥafsın beni taḳlīde heves-gersin sen
Naẓar itdikce saña ben baña manẓūr olurum
Bendeki şekl ü edā bendeki peykersin sen
İkimiz bir mi veyā her birimiz başḳa mıyız
Sende mersūm benim bende muṣavvirsin sen
Sen misin yoḳsa żamīrim ki olursın ẓāhir
Yoġiken āyīne ya nerde muḳaddersin sen
Baña sen vehle-i evvelde göründüñ maʿrūf
Çeşm-i diḳḳatle baḳıldıkca münekkersin sen
Bundan evvel seni ben başḳa görürdüm şimdi
ʿĀcabā ben mi degişdim ki muġayyersin sen
Yek-mizācız o ḳadar gülsem idersin ḫande
Ben mükedder isem elbette mükeddersin sen
ʿĀşıḳım āh saña āh der-āġūş idemem
Eremem vuṣlatıña ġayr-ı müyessersin sen
Aramızda ser-i mū farḳ u tefāvüt yoḳdur
Rū-nümā āyinedir ṣanma ki dīgersin sen
Var iken ortada ben sen olamazsın mevcūd
Sende ẓahir benim ancaḳ baña maẓharsın sen
Günümüz Türkçesiyle
1. Ey benzerim, ne arazsın ne cevhersin; gölge isen de hiç değilse aydınlık bir gölgesin.
2. Ne yapsam hemen onu taklit ediyorsun; ne tuhafsın, beni taklide heveslisin.
3. Sana baktıkça kendime görünürüm; sen bendeki şekil ve eda, bendeki bedensin.
4. İkimiz bir miyiz, yoksa her birimiz başka mı? Sende resmedilen benim, bende ressam sensin.
5. Görünür olan sen misin, yoksa benim içim mi? Ayna yokken sen nerede bulunursun?
6. İlk bakışta bana tanıdık göründün; dikkatli gözle baktıkça yabancı oluyorsun.
7. Bundan önce seni başka türlü görürdüm; şimdi acaba ben mi değiştim ki sen değişmişsin?
8. O kadar aynı mizaçtayız ki gülsem gülersin; ben kederliysem elbette sen de kederlisin.
9. Sana âşığım, ah, ama seni kucaklayamam; vuslatına eremem, sen bana nasip olmayansın.
10. Aramızda kıl ucu kadar fark ve ayrılık yoktur; yüz gösteren aynadır, sen benden başka olduğunu sanma.
11. Ortada ben varken sen var olamazsın; sende görünen benim, sen bana ancak bir görünme yerisin (mazhar).
Edebî ve Tarihî Yorum
Aynadaki Yüzle Konuşma
"Âyîne Karşısında" başlıklı bu gazel, divanın en modern görünen şiirlerinden biridir. Şair aynadaki kendi suretine seslenir ve onunla on bir beyit boyunca konuşur. Konu divan şiirine yabancı değildir, ayna eski şiirin en sevilen imgelerinden biridir; ama burada ayna bir benzetme aracı olmaktan çıkıp şiirin muhatabı olur. Suret taklitçidir, tanıdık ve yabancıdır, gülünce güler, kederlenince kederlenir.
İlk beyit felsefe diliyle açılır. Kelâm ve felsefede varlıklar "cevher", kendi başına duran, ve "araz", bir başkasında bulunan diye ikiye ayrılır; aynadaki suret bunların hiçbirine sığmaz, yalnız aydınlık bir gölgedir. Dördüncü beyitte ressam ile resim yer değiştirir: sende resmedilen benim, bende ressam sensin. Yedinci beyit ise şiire yaşlılığın sesini katar. Şair aynadaki yüzün değiştiğini görür ve sorar: acaba ben mi değiştim? Yıllarca aynı aynaya bakan bir insanın şaşkınlığı bu tek mısraa sığmıştır.
Dokuzuncu beyitte ayna aşkı Nergis efsanesini hatırlatır: suretine âşık olan kucaklayamaz. Son iki beyit konuşmayı tasavvufa bağlar. Ayna ile yüz arasında kıl ucu kadar fark yoktur ve ortada "ben" varken suretin ayrı bir varlığı olamaz; o yalnızca bir "mazhar", bir görünme yeridir. Bu son söz, Allah ile âlem ilişkisinin ayna benzetmesiyle anlatıldığı vahdet-i vücûd düşüncesine açılır ve gazeli bir kişisel sahneden bir varlık düşüncesine taşır.
Kaynakça
- Havva Tok Yıldız, Merzifonlu İbrâhîm Cûdî Dîvânı (İnceleme-Metin-Sözlük) [1b-43a], Yüksek Lisans Tezi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi, Samsun 2017, s. 42-43 (şiir no. 32; yazma vr. 12a). http://libra.omu.edu.tr/tezler/116853.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






