Özgün Metin

Vezin: Fâ’ilâtün Fâ’ilâtün Fâ’ilün (neşirde verildiği gibi)

‘Aḳılân merdem be-nefseş vâḳıf est
Âferîn bâyed ki ḥakrâ ‘ârif est

Günümüz Türkçesiyle

1. Akıllı adam kendi nefsine vâkıftır; Hakk'ı bilen kimseye ise aferin demek gerekir.

Edebî ve Tarihî Yorum

Akıl ve Marifet

Akıllı insan övülür, ama asıl övgü Hakk'ı bilene ayrılır: “‘Âḳılân merdem be-nefseş vâḳıf est / Âferîn bâyed ki ḥaḳrâ ‘ârif est.” Önceki iki Farsça beytin hemen ardından gelen bu tek beyit de neşirde “Beyit” başlığıyla ayrıca basılmıştır. Kitabın otuzuncu parçasındaki Farsça beyit de aynı yapıdadır: orada da akıl sahibi derviş övülmüş, ama üstünlük daima Hakk'a tapana verilmişti.

İlk mısraın düşüncesi, “Kendini bilen Rabbini bilir” sözüyle ilişkilidir; ama şair burada iki bilgiyi ayırır gibidir. Kendi nefsini tanımak aklın işidir; Hakk'ı tanımak ise ayrı bir marifettir ve asıl takdiri o hak eder. Bu ayrım, mürşidsiz yola çıkıp kendi aklına güvenenlere karşı kitabın genel tavrıyla uyumludur.

Okunuşta iki tercih yapıldı ve ikisi de kesin değildir: neşirdeki “ḥakrâ” Farsça “Ḥaḳ râ” (Hakk'ı), “‘âḳılân merdem” de “akıllı adam” anlamında anlaşıldı. Farsça metnin karşılığı neşirde bulunmadığından aktarımın sorumluluğu bizdedir.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar