Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

‘Azm-i ‘uḳbâ eylese şeyḫin eger
Sen aña rabṭ eyle dâ’im bî-keder
İsti‘âne eyle her şâm tâ seḥer
Bil eder terbiyye rûḥânî ḫaber
Belki ehlu’llâh olmaz al ḫaber
Bil aña tems̱îl olur şemşîr meger
Çün çıḳıp ḳandan olursa ṭaşra ger
Çoḳ keser elbette evvelden beter
Çünkü rûḥda ḳalmadı aṣla ḥicâb
Ol maḳāmında mis̱âl-i âfitâb
Kim aña ḳarşı ṭurursa el-cevâb
Şübhesiz elbette eyler ḥiṣṣe-yâb
Var bu rûḥda ḳuvvet u ḳudret şedîd
Bulmaġa ister ki sâlik müste‘îd
Yoḳ gibidir şimdi böyle müctehid
Ḥiṣṣe-dâr olmaz bu rûḥdan her mürîd
Var ise ekmel vekîli bî‘at et
Sen anı şeyḫ ittiḫâẕ et ḥürmet et
Ṭurma bir dem sen ki sa‘y u himmet et
Sen aña rabṭ-ile aḫẕ-i nisbet et

Günümüz Türkçesiyle

1. Şeyhin ahirete göç ederse sen ona daima kedersiz rabıta et.

2. Her akşamdan sabaha kadar (ondan) yardım dile; bil ki ruhanî olarak terbiye eder, haber verir.

3. Belki Allah ehli (ölmekle) ölmez, haberi al; bil ki ona kılıç misal olur;

4. çünkü kınından dışarı çıkarsa elbette eskisinden daha çok keser.

5. Çünkü ruhta asla perde kalmadı; o makamında güneş gibidir.

6. Kim ona karşı durursa, cevap şudur: kesinlikle elbette (onu) hissedar eder.

7. Bu ruhta şiddetli bir kuvvet ve kudret vardır; (onu) bulmak için sâlikin istidatlı olması gerekir.

8. Şimdi böyle gayret eden yok gibidir; her mürîd bu ruhtan pay sahibi olmaz.

9. Eğer en kâmil vekili varsa ona biat et; onu şeyh edin, ona hürmet et.

10. Bir an durma, sen gayret ve himmet et; ona rabıta ile (manevî) nispet al.

Edebî ve Tarihî Yorum

Şeyh Ölünce

Şeyhinin ruhaniyetinden istifade edemeyen sâlik, hayatta olan bir mürşide biat etmelidir: kitabın ilk bâblarında değinilen bir soru, neşirde 526-535 numaralı on beyitlik bu bölümün başlığında böyle cevaplanır. Cevap iki aşamada verilir. İlk sekiz beyit şeyhi ölen mürîdin ona rabıtayı sürdürmesini, her gece ondan yardım dilemesini öğütler; çünkü Allah ehli ölmekle ölmez, ruhaniyetleri kınından çıkmış kılıç gibi eskisinden daha keskin olur.

Kılıç benzetmesi, kitabın tek rubaisinde de görülen “seyf-i Ḫudâ” imgesinin genişletilmiş biçimidir; beşinci beyitteki güneş benzetmesi de onu tamamlar. Ancak yedinci ve sekizinci beyitlerde şart konur: bu ruhaniyetten feyiz almak için sâlikin istidatlı olması gerekir ve şimdi böyleleri yok gibidir. Son iki beyit pratik sonucu verir: ölen şeyhin “ekmel vekîl”i, yani en kâmil halifesi varsa ona biat edilmeli, rabıta yoluyla manevî nispet ondan alınmalıdır.

Bu satırlar, Mustafa İsmet Efendi'nin 1289'daki ölümünden sonra onun halifesi olarak Gümüş'e, oradan Amasya'ya giden şairin kendi konumunu da açıklar: Amasya'daki mürîdler için o, ölen şeyhin vekiliydi. Bölümün ardından gelen iki Farsça beyit aynı düşünceyi sürdürür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar