Özgün Metin
Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün
Raḥm(ı) ḳıldıñ sen baña ḥâlimce etdiñ behre-mend
Eylediñ ġamdan ḫalâṣım ḳıldıñ âhir şâd-mend
Bî-nihâyet raḥm edip sen ben gedâ bî-çâreñe
Öyle memnûn eylediñ ‘âlemde ḳıldıñ sâye-mend
Dest-i lüṭfuñla beni mesrûr buyurduñ âferîn
Tâ ki ḳıldıñ maẓhar-ı feyż-i ṭarîḳ-i Naḳşibend
Yoḳ seniñ mis̱liñde baḫş-ende kerem ehl-i kerem
Bulmaḳ olmaz sen gibi baḫ-şende ra‘nâ dil-pesend
Ḳoy beni nâṣıḥ yaman sözlerden ikrâhım füzûn
İstemem şimdeñ-geru kâr eylemez biñ nuṣḥ u pend
Terk-i yâr etmek saña mümkün degil Mir’ât-nümâ
Ḳurtuluş yoḳ yârdan boynuñdadır muḥkem kemend
Günümüz Türkçesiyle
1. Bana acıdın, hâlime göre nasiplendirdin; beni gamdan kurtardın, sonunda sevindirdin.
2. Ben zavallı dilenciye sonsuz merhamet edip (beni) öyle memnun ettin ki âlemde gölgelendirdin (himaye ettin).
3. Lütfunun eliyle beni sevindirdin, aferin; ta ki beni Nakşibend yolunun feyzinin mazharı kıldın.
4. Senin gibi kerem bağışlayan bir kerem ehli yoktur; senin gibi bağışlayıcı, endamlı, gönül beğenen (biri) bulunmaz.
5. Ey nasihatçi, beni bırak, kötü sözlerden iğrenmem fazladır; bundan sonra istemem, bin öğüt de kâr etmez.
6. Mir'ât-nümâ, yârı bırakmak sana mümkün değildir; yârdan kurtuluş yok, boynunda sağlam bir kement vardır.
Edebî ve Tarihî Yorum
Şükür ve Bağlılık
Redifsiz bir gazeldir; kafiye yükünü Farsça “-mend” son ekiyle kurulan birleşik kelimeler taşır: behre-mend, şâd-mend, sâye-mend, Naḳşibend, dil-pesend, pend, kemend. Altı beyit remel bahrinde söylenmiştir. Şiirin hitabı belirsizdir: “sen” diye seslenilen kişi Allah da olabilir, şeyh de; üçüncü beyitte onun lütfuyla şairin “ṭarîḳ-i Naḳşibend”in feyzine mazhar olduğu söylendiği için mürşide yönelik bir şükür olarak okunması da mümkündür.
İlk dört beyit bir şükran sayımıdır: hâline göre nasiplendirilen, gamdan kurtarılan, himaye edilen şair, Nakşibendî yolunun feyzine kavuşmuştur. Beşinci beyitte ton değişir ve bir “nâṣıḥ”a, öğüt verene seslenilir: şair kötü sözlerden iğrendiğini, artık bin öğüdün bile kâr etmeyeceğini söyler. Divan şiirinde âşığı sevgiliden vazgeçirmeye çalışan nasihatçi tipine bu beyitte tarikattan vazgeçirmeye çalışan kişi karşılık gelir.
Makta beytindeki “muḥkem kemend”, boyundaki sağlam ip, kitabın rabıta beytindeki “bend-i âhın”, demir bağ imgesini hatırlatır. Kement burada bir esaret değil, kopmaz bir bağlılığın simgesidir.
Kaynakça
- Abdurrahman Şensöz, 19.yy. Nakşî Halidî Şeyhi Süleyman Amasî ve Manzûm Ahlâk Kitâbı, Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2017, s. 190-191 (Âdâbü'l-müeddeb çeviriyazısı; yazma: Amasya Beyazıt Yazma Eser Kütüphanesi 05 Ba 1286, vr. 27b-28a). https://katalog.marmara.edu.tr/veriler/yordambt/cokluortam/5C/408DCD06-CF9A-5D4D-832B-41B0A7DCB7D3.pdf
Çevrimiçi kaynaklar






