Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

‘Arifân-ı kibriyâdır sâlikân-ı Naḳşibend
Mazhar-ı feyż-i Ḫudâdır ‘âşıḳān-ı Naḳşibend
Kâmilânı bildiler kim nehnu aḳrab sırrını
Ẕikri ḳalb-ile muḳayyed ẕâkirân-ı Naḳşibend
Bâ-şerî‘at buldular bir genc-i esrâr-ı ḫafî
Baḥr-i esrâr-ı ḥüviyyet vâkıfân-ı Naḳşibend
Sâlikânî gizli yoldan vâṣıl eyler Ḥaḳḳ’a kim
‘İlm-i irşâdda mükemmel mürşidân-ı Naḳşibend
İttibâ‘ı sünnet-ile me’mûr terk-i bid‘at bende-gân
Tâbi‘-i şâh-ı risâlet râşidân-ı Naḳşibend
Bende-i dergâh şâh-ı evvel bahâ Mir’ât-nümâ
Bir gedâsın yolda ḳoymaz vâṣılân-ı Naḳşibend

Günümüz Türkçesiyle

1. Nakşibend sâlikleri ululuk sahibinin ârifleridir; Nakşibend âşıkları Allah'ın feyzinin mazharıdır.

2. Kâmiller “Naḥnu aḳrab” (Biz ona daha yakınız) sırrını bildiler; Nakşibend zâkirleri zikri kalple bağlıdırlar.

3. Şeriatla gizli bir sırlar hazinesi buldular; Nakşibend vâkıfları hüviyet sırlarının denizidir.

4. Sâlikleri gizli yoldan Hakk'a eriştirir; Nakşibend mürşidleri irşad ilminde mükemmeldir.

5. Sünnete uyan, bid'atı terk etmekle memur kullardır; Nakşibend'in doğru yolda olanları risalet şahına tâbidir.

6. Mir'ât-nümâ, ilk Şah Bahâ'nın dergâhının kuludur; Nakşibend'e erenler bir dilenciyi yolda bırakmaz.

Edebî ve Tarihî Yorum

“Naḳşibend” Redifinin Dönüşü

Kitabın ikinci gazelindeki redif burada geri döner: “-ân-ı Naḳşibend”. Ancak ikinci gazelde yol övülürken burada yolun mensupları övülür; her beytin ikinci mısraı onları çoğul bir sıfatla anar: ‘âşıḳān, ẕâkirân, vâḳıfân, mürşidân, râşidân, vâṣılân. Altı beyit yine dört tef'ileli remelle yazılmıştır.

Hemen önceki erbain bâbında öğretilenler burada kısa bir gazelde toplanır. İkinci beyitteki “ẕikri ḳalb-ile muḳayyed” ifadesi hafî zikri, üçüncü beyitteki “bâ-şerî‘at” şeriata bağlılığı, dördüncü beyitteki “gizli yol” Nakşibendî terbiyesinin sessiz ve gösterişsiz yanını anlatır. İkinci beyitte Kaf suresindeki “Naḥnu aḳrab” âyetine yine yer verilir; bu âyet kitapta velîlerin kasidesinde de geçmişti.

Mahlas beytinde şair “şâh-ı evvel Bahâ”nın, yani silsilenin kurucusu Bahâeddîn Nakşibend'in dergâhına kul olduğunu söyler ve bu yola erenlerin bir dilenciyi yolda bırakmayacağını ekler. Kitabın birçok yerinde görülen dilenci imgesi burada bir güvenceye dönüşür.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar