Özgün Metin

Vezin: Fâilâtün Fâilâtün Fâilün

Bu ṭarîḳ-ı Naḳşibendî Ḫâlidî
Hep şerî‘at üzre her bir zâhidi
Eylemez bid‘at ki aṣla ‘âbidi
Bâ-şerî‘atdir ṭarîḳ-ı Ḫâlidî
Hiç ḳabûl etmez biri bid‘at ebed
Ehl-i sünnet bende-gân-ı behre-mend
Elde muḥkemdir şerî‘at bir kemend
Böyle dâ’im Ḫâlidân-ı Naḳşibend
Oldu Ṣıddîḳ’a ḫafî eẕkâr-ı yâr
Böyle emretdi Ḥabîb-i Kirdgâr
Ẕikr-i cehrî yoḳ bizim çün etme kâr
Naḳşîde iḫfâ bu sırrı bil a yâr
Erba‘în etmek mürîde iḳtiżâ
Şarṭ olup muṭlaḳ ṭarîḳde muḳteżâ
Böyle müstaḥsen sülûkuñ ber-rıżâ
‘Âdet et her yılda sen etme ḳażâ
‘Uzlet et ḫalḳdan aḫî bir kûşede
Bî-rûġan et ta‘âmı ḥücrede
Git sükûṭ üzre devâm et mescide
Eyle ẕikru’llâhı tâm seccâdede
Erba‘în âdâbına pek diḳḳat et
Ẕikri fi’llâh ile ṭoġrı ġayret et
Gec cihân endîşesinden ḫalvet et
Ẕevḳ-i vaḥdet ile terk i kes̱ret et
Her ne derse mürşidiñ ṭut emrini
Mürde bil ġassâl elinde sen seni
Bil göñülde veẕkurû’llâh sırrını
Bilme ḫalḳıñ ḫayrını hem şerrini

Günümüz Türkçesiyle

1. Bu Nakşibendî-Hâlidî yolu (öyledir ki) her zâhidi hep şeriat üzeredir.

2. İbadet edenini asla bid'ate sokmaz; Hâlidî yolu şeriatla birliktedir.

3. Hiçbiri asla bid'atı kabul etmez; (onlar) nasipli Ehl-i sünnet kullarıdır.

4. Ellerinde şeriat sağlam bir kementtir; Nakşibend'in Hâlidîleri daima böyledir.

5. Sıddîk'a (Ebûbekir'e) yârin (Peygamber'in) zikirleri gizli oldu; Yaratıcı'nın sevgilisi böyle emretti.

6. Bizim için cehrî zikir yoktur, (onu) iş edinme; ey dost, bu sırrı bil, Nakşîlikte gizlilik vardır.

7. Mürîdin erbain çıkarması gereklidir; tarikatta mutlaka şart ve gerek olmuştur.

8. Sülûkun böyle güzel, rıza üzere olur; her yıl âdet edin, kazaya bırakma.

9. Kardeş, bir köşede halktan uzlete çekil; yemeği hücrede yağsız ye.

10. Git, susarak mescide devam et; Allah'ın zikrini seccadede tam yap.

11. Erbain âdabına çok dikkat et; zikri Allah ile (Allah için) doğru gayretle yap.

12. Cihan endişesinden geç, halvete gir; birlik zevkiyle çokluğu terk et.

13. Mürşidin ne derse emrini tut; kendini gassal elindeki ölü bil.

14. Gönülde “Ve'ẕkurû'llâh” (Allah'ı anın) sırrını bil; halkın hayrını da şerrini de bilme.

Edebî ve Tarihî Yorum

Hafî Zikir ve Erbain

Hâlidîler bid'atı asla kabul etmez: neşirde 538-551 numaralarla basılan bölüm, ilk dört beyitte yine şeriat vurgusuyla bu hükmü koyar. Konusu Hâlidî yolunun sünnete bağlılığı ve erbain, yani kırk günlük halvetin âdabıdır. Eserin Nakşibendî-Hâlidî kimliği, Şensöz'e göre, en açık biçimde ilk iki beyitte dile gelir.

Beşinci ve altıncı beyitler Nakşibendîliğin en ayırt edici uygulamasını, hafî yani sessiz zikri savunur. Gerekçe silsiledir: Peygamber, Hz. Ebûbekir'e zikri gizli olarak öğretmiş, bu yüzden Nakşibendîlikte cehrî zikir yoktur. Şensöz'ün eserde hafî zikrin benimsenişine kaynak gösterdiği beyit de budur. Kitabın sahte dervişleri anlatan bâbında cehrî zikirle dönülen tekkelere yöneltilen eleştiri, bu beyitlerde olumlu bir ilkeye dönüşür.

Yedinci beyitten sonra erbainin âdabı sayılır: her yıl yapılmalı, bir köşede uzlete çekilmeli, hücrede yağsız yemek yenmeli, mescitte susarak beklenmeli, seccadede zikir tam yapılmalıdır. Ayrıntıların bu kadar pratik olması, kitabın bir tarikat kılavuzu olarak yazıldığını gösterir. On üçüncü beyit, daha önce “kâmil mürşid” bâbında geçen gassal ve ölü benzetmesini tekrarlar.

Kaynakça

Çevrimiçi kaynaklar